YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7648
KARAR NO : 2023/1459
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2018/189 Esas, 2018/560 Karar sayılı, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 19.06.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.03.2022 tarihli ve 2021/7062 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/39301 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/39301 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanık hakkında ilk kez 20.09.2015 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlemesi nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2015 tarihli ve 2015/43166 soruşturma, 2015/930 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, dava konusu 19.07.2017 tarihli eylemine konu aynı nev’iden suçun ise kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile belirlenen denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle anılan kararın ihlali mahiyetinde olduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı cihetle, kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, 19.07.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2018 tarihli ve 2017/224514 Soruşturma, 2018/7536 Esas, 2018/6243 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce 22.02.2016 tarihli iddianame ile Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesine 2016/248 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılması gerektiği hususunun belirtildiği,
B. İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2018/189 Esas, 2018/560 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 19.06.2018 tarihinde kesinleştiği,
C. Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli ve 2016/248 Esas, 2016/729 Karar sayılı kararının incelenmesinde; sanığın 28.09.2015 tarihli “tutukevi veya infaz kurumuna yasak eşya sokma”
suçundan Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2016 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli ve 2016/248 Esas, 2016/729 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 297 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci ve 62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
D. Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2018 tarihli ve 2018/365 Esas, 2018/704 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
1. Sanığın 20.09.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2015 tarihli ve 2015/43166 soruşturma, 2015/930 sayılı kararı ile kamu davası açılmasının ertelenmesine ve bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 27.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği,
2. 15.03.2018 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2018 tarihli ve 2015/43166 Soruşturma, 2018/7384 Esas, 2018/6960 sayılı iddianamesiyle Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Yapılan yargılama sonucunda; Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2018 tarihli ve 2018/365 Esas, 2018/704 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından istinaf edildiği,
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarihli ve 2019/2401 Esas, 2020/705 Karar sayılı kararı ile; zincirleme suç oluşturacak eylemler nedeniyle başka mahkemelere açılmış davaların birleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
5. Bozmadan sonra, Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/326 esasına kaydedildiği, davanın derdest olduğu,
E. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2018 tarihli ve 2018/103366 Soruşturma, 2018/48699 Esas, 2018/40146 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/659 Esas, 2019/651 Karar sayılı kararı ile, sanığın 08.04.2018, 14.04.2018 ve 16/08/2018 tarihli eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve Küçükçekmece 1. Asliye Ceza
Mahkemesinin 2018/365 Esas sayılı dosyasında verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının mahsubu ile 11 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının kararı istinaf ettiği,
F. Ayrıca; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2018 tarihli ve 2018/51978 Soruşturma, 2018/12936 Esas, 2018/9196 sayılı iddianamesi ile, 28.01.2018 tarihli kullanma suçundan İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.04.2019 tarihli ve 2018/215 Esas, 2019/285 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın kararı istinaf ettiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 12.06.2020 tarihli ve 2019/2937 Esas, 2020/1317 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra, İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/266 Esas, 2020/389 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/189 Esas sayılı dosyasında verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının mahsubu ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 21.12.2020 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
G. Yine; İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli ve 2018/474 Esas, 2019/1161 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
Sanığın 14.05.2018 tarihli aynı nev’i suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2018 tarihli ve 2018/27882 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli ve 2018/474 Esas, 2019/1161 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 16.11.2019 tarihinde kesinleştiği,
H. Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev’iden suç nedeniyle Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/248 esas sayılı dosyasında açılmış bir kamu davası olduğundan bahisle, 19.07.2017 tarihli eylemine konu suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2018 tarihli iddianamesi ile doğrudan kamu davası açılması üzerine, İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/248 Esas sayılı dosyasındaki davanın infaz kurumuna yasak eşya sokmak suçuna ilişkin olması nedeniyle sanık hakkında doğrudan kamu davası açılamayacağı anlaşılmakla;
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dört ve beşinci fıkralarında yer alan “(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır. (5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
Sanık hakkında ilk kez 20.09.2015 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2015 tarihli ve 2015/43166 soruşturma, 2015/930 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, dava konusu 19.07.2017 tarihli aynı nev’i suçun ise kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile belirlenen erteleme süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle anılan kararın ihlali mahiyetinde olduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı anlaşıldığından, “kamu davasının düşmesi” ve “Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması” yerine mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerindedir.
Ancak;
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın 19.07.2017, 28.01.2018, 15.03.2018, 08.04.2018, 14.04.2018 ve 14.05.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra ve fakat 07.06.2018 tarihli ilk iddianameden önce işlenmiş olması karşısında eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı, eylemlerin bir suç işleme kararı kapsamında işlendiğinin kabulü halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının sözkonusu olabileceği, bu durumda; İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesince, öncelikle davanın Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/326 Esas sayılı derdest davası ile birleştirilmesine karar verilmesi, davaların birleştirilmesinden sonra, istinaf edilmeksizin kesinleşen İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/266 Esas, 2020/389 Karar sayılı kararı ile İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli ve 2018/474 Esas, 2019/1161 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulması için ihbarda bulunulması, yine İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/659 Esas, 2019/651 Karar sayılı kararının istinaf edildiği anlaşılmakla davanın akıbetinin araştırılması, istinaf kararı ile bozulmuşsa bu davanın da birleştirilmesine karar verilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2018/189 Esas, 2018/560 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.