YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8496
KARAR NO : 2023/2366
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli zimmet
HÜKÜMLER : 1-Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/76 Esas, 2022/344 sayılı Kararı ile; nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet,
2-Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 13/09/2022 tarihli ve 2022/2215 Esas, 2022/2103 sayılı Kararı ile; istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi.
TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekilleri, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2021 tarihli ve 2021/168 Esas, 2018/13636 Soruşturma, 2021/51 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/76 Esas, 2022/344 sayılı Kararı ile sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesi gereğince hükümle beraber tutuklanmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin ve katılan birlik vekilinin istinaf talebi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 13.09.2022 tarihli ve 2022/2215 Esas, 2022/2103 sayılı Kararı ile; hüküm fıkrasına “Sanığın TCK’nın 53/1. maddesinin (a) fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden birini kötüye kullanmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla, aynı Yasanın 53/5. maddesi gereğince, cezanın infazından sonra işlemek üzere suçun işleniş şekli, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve hükmolunan ceza miktarı gözetilerek takdiren 5 yıl süre ile TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılan hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına” ibaresinin eklenilmesi, hükmün (1) numaralı fıkrasında yer alan “1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62/3 maddesi delaletiyle” ibaresinin çıkartılarak yerine “5996 sayılı Kanunun 10/E-6 maddesi delaletiyle” ibaresinin eklenilmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olduğu halde vekalet ücreti hükmedilmemesine münhasırdır.
B. Katılan … vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında takdiri indirim sebeplerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, zimmet miktarının belirlenenden fazla olduğuna ve sanığın daha üst sınırdan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmediğine ilişkindir.
C. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, sanığın para tahsil etme yetkisinin olmadığına ve zimmet suçunun faili olamayacağına, sanık aleyhine delil bulunmadığı ve sanığın para teslim tutanaklarında imzası olmadığı halde somut delillere dayanmadan, tanık beyanları ile eksik inceleme sonucu mahkumiyet kararı verildiğine, teslim tutanakları ile zimmete konu paraların sanığa verildiğine ilişkin şüphe bulunduğundan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlar gereğince sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve müvekkilinin tutukluluk süresi dikkate alınarak tahliye edilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Balıkesir İli Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliğinde muhasebe müdürü olarak görev yapan sanığın 15.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 2017 yılı içerisinde birlik çalışanlarının üyelerden tahsil edip birlik hesaplarına girilmesi için kendisine teslim edilen toplam 422.991,56 TL’yi birlik hesaplarına aktarmayarak uhdesinde tuttuğu, olayın açığa çıkmasını önlemek amacıyla tahsil edilen miktarlara ilişkin koçanları yok ettiği, bu suretle nitelikli zimmet suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
İlk derece Mahkemesince; 2017 yılına ait kayıtlar incelendiğinde 33 adet makbuz koçanının olmadığı, ciltleri olmayan makbuzların kasa defterinde kayıtları olduğu halde birliğin muhasebe defterlerinde kayıtlarının olmadığı, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporundan sonra ortaya çıkan makbuz ve belgelerle birlikte, ilçe personellerinden makbuzları alınıp kayıt dışı tutulan ya da kaydedilmeyen makbuzların miktarının tespiti sonucu “100.02 – … TL Hesabı”nın borç bakiyesinin 678.258,61 TL olduğu, kasada kalan 72.000 TL’nin yeni yönetime iade edildiği ve kalan bakiye 606.858,61 TL’yi uhdesinde tuttuğu, zimmet suçunun ortaya çıkmasını engellemek için makbuz koçanlarını ve dijital verileri yok ettiği, gelen paraları kasa hesabına geçirdiği halde yevmiye defterine ve ilgili kayıtlara geçirmediği gözetildiğinde, zimmet suçunun ortaya çıkmasını engellemek amacıyla hileli hareketlerde bulunduğu kabul edilerek nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin kabul ettiği olay ve olgularda isabetsizlik görülmemiş, sanığın 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun (5996 sayılı Kanun) 10/E maddesinin altıncı fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince zimmet suçundan cezalandırılması ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmesi gerektiği hususları belirtilerek bu yönlerden istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6589 sayılı Kanun’un altıncı maddesi ile değişik 5996 sayılı Kanun’un 10/E maddesinin altıncı fıkrasında birlik çalışanlarının suç teşkil eden fiil ve hareketleri ile birliğin para ve malları, bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılacaklarının düzenlenmesi karşısında tebliğnamedeki sanığın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağına ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir.
Soruşturma aşamasında alınan ve iddianameye dayanak teşkil eden 15.11.2019 tarihli rapor ve 15.05.2020 tarihli ek raporda, ilçe personellerince üyelerden toplanan paraların birlik hesaplarına kaydedilmesi için sanığa ulaştırıldığı, şubelerden tahsil edilip birliğe teslim edilen 33 makbuz koçanının bulunamadığı, 01.09.2017-31.12.2017 tarihleri arasında kasa dökümü ile birlik 2017 yılı kasa defteri ve
muhasebe kayıtlarının karşılaştırılması sonucunda 421.575,38 TL’nin muhasebe kayıtlarına alındığı ancak daha sonra muhasebe kayıtlarından çıkartıldığı, şube personellerinden …’ın teslim ettiği 18 ve 19 numaralı cilt makbuzlarının tutarının tespit edilemediği, 20 numaralı makbuz koçanının karşılığı olan 1.416,18 TL’nin muhasebe kayıtlarına alınmadığı, böylece toplam 422.991,56 TL’nin sanığın uhdesinde olduğu belirtildiği halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda birlik yönetimine bakanlıkça el konulduğunda kasada 72.000,00 TL olduğu, sanığın kasa denkleştirmesi yapmak ve kasa açığını kapatmak amacıyla tahsilat makbuzlarını defter kayıtlarına işlemediği, makbuzların bir kısmının önce kaydedildiği sonra iptal işleminin yapıldığı, kayıt dışı tutulan makbuz tutarlarının tespiti sonucu “100.02 – … tl hesabı”nın borç bakiyesinin 678.858,61 TL olduğu, kasada kalan 72.000,00 TL’nin yeni yönetime iade edildiği gözetildiğinde, 606.858,61 TL’nin sanığın uhdesinde olduğunun tespit edildiği, raporlar arasında zimmet miktarı noktasında çelişki bulunması karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılabilmesi açısından, para teslim tutanaklarında ismi bulunan …, …, … , … , … ve … tanık sıfatıyla dinlenilerek, şube personellerince tahsil edilen paraların teslim alınma usulü ve kendilerine teslim edildiği belirtilen paraları alıp almadıklarının sorulması, suç dönemine ilişkin birliğe ait defter, kayıt, belge ve tüm dokümanların temini sonrasında dosyanın kül halinde Sayıştay emekli denetçilerinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile önceki raporlar arasındaki çelişkileri gideren rapor alınması ve 5237 sayılı Kanun’un 225 inci maddesi hükmünün gözetilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle karara yönelik istinaf başvurularının kabulü yerine düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Tarım ve Orman Bakanlığı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekilleri ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 13/09/2022 tarihli ve 2022/2215 Esas, 2022/2103 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.09.2012 tarihli ve 2012/1-941 Esas, 2012/1780 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, temyiz aşamasında geçen sürenin, 5271 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinde yazılı azami tutukluluk süresinin hesabında dikkate alınmayacağı, anılan maddede öngörülen tutuklama sürelerindeki sınırların da aşılmadığı anlaşılmış olup, sürdürülen tutuklama tedbirinin orantılı bulunması ve tutuklama tarihine göre sanık müdafiinin tahliye talebinin, oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.