Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/7655 E. 2023/1758 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7655
KARAR NO : 2023/1758
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/640 Esas, 2015/958 Karar sayılı kararı, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına ilişkin kararın, itiraz edilmeksizin 15.01.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2021/29271 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/28908 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/28908 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen çağrı kağıdının 17.03.2015 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip sanığın yasal süre içerisinde anılan Müdürlüğe müracaat etmediğinden bahisle denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiş ise de, çağrı yazısının tebliğine rağmen görüşmeye gitmeyen sanığa bu kez de uyarı yazısının tebliğ edilmesi gerektiği, uyarı yazısına rağmen de görüşmeye gitmediği takdirde hakkında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenebileceği, bu kapsamda sanığın fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için en az 1 kez daha yazılı ihtar yapılmış olması ve sanığın usulüne uygun ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerektiği gözetilmeden, Mahkemesince tebligat işlemlerinin tamamlanabilmesi amacıyla durma kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 07.09.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminden yapılan soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2014 tarihli ve 2014/121961 Soruşturma, 2014/1167 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için
uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, itiraz mercii ve itiraz süresinin gösterildiği, erteleme kararının 28.01.2015 tarihinde şüpheliye usulûne uygun şekilde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için 19.02.2015 tarihinde Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 27.02.2015 tarihli ve 2015/1955 DS sayılı çağrı yazısının 17.03.2015 tarihinde şüpheliye usulûne uygun şekilde tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle infaz dosyasının kapatılarak 13.08.2015 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
C. Erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2015 tarihli ve 2015/123227 Soruşturma, 2015/33668 Esas, 2015/29005 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
D. Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/640 Esas, 2015/958 Karar sayılı kararı ile; 5237 Sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 15.01.2016 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen, 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği dikkate alınarak yapılan incelemede;
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, aynı maddenin üçüncü fıkrasında “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve dördüncü fıkrasının (a) bendinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesininbirinci fıkrasında, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında yer alan, “5237 sayılı Kanun’da öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
Somut olayda, Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen çağrı kağıdının 17.03.2015 tarihinde tebliğ edilmesini takiben sanığın yasal süre içerisinde Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiş ise de, çağrı yazısının tebliğine rağmen müdürlüğe başvurmayan sanığa uyarı yazısı tebliğ edilmesi gerektiği, uyarı yazısına rağmen de müdürlüğe başvurmadığı takdirde hakkında ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenebileceği, bu kapsamda sanığın fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için en az 1 kez daha yazılı ihtar yapılmış olması ve sanığın usulüne uygun ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerektiği, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davası hakkında “durma” kararı verilerek, denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerindedir.
Ancak;
Sanığın 07.09.2014 tarihli eylemi nedeniyle, 10.12.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 28.01.2015 tarihinde sanığa usulüne uygun tebliğ edildiği, erteleme kararının 13.02.2015 tarihinde kesinleşmesinin ardından, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının 17.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı, kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla;

5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bendinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla aynı maddenin beşinci fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 07.09.2014 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 13.02.2015 tarihinden itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 191 inci maddenin altıncı fıkrası gereği doğrudan açılan davaların bulunup bulunmadığının araştırılarak,
a) Var ise; Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yoluna gidilmesi için bildirimlerde bulunulup sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi,
b) Yok ise; kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “kamu davasının durmasına” ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibariyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 13.02.2015 tarihinden itibaren 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık erteleme süresinin dolduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesinde yer verilen “5237 sayılı Kanun’da öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak düşme kararı verilmesi gerektiği,
Anlaşıldığından; kanun yararına bozma isteminin kısmen değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/640 Esas, 2015/958 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.