YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7955
KARAR NO : 2008/4601
KARAR TARİHİ : 20.03.2008
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışı borçlanma isteminin geçerli olduğunun ve 1.4.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı … vekilinin tüm davalı SSK vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine
2-Dava, davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre SSK’na yaptığı yurt dışı hizmet borçlanması işleminin geçerli olduğunun ve davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 1.4.1995 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre SSK’na yaptığı yurt dışı hizmet borçlanma işleminin SSK tarafından …’a aktarılması ve … tarafından aynen geçerli olarak kabul edilmesi sebebiyle, borçlanmaya ilişkin borç SSK’na tamamen ödendiğinden … tarafından başkaca talepte bulunulmasının mümkün olmadığının ve davacıya 1.10.1999 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararları HMUK 388 ve 389 maddelerindeki koşulları taşımalıdır. Verilen kararda iki tarafa yüklenen görev ve haklar şüphe ve tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve net olarak belirtilmelidir.
Davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre SSK’na ödediği yurt dışı hizmet borçlanma bedelini SSK …’a aktardığından artık SSK tarafından çıkarılan bir uyuşmazlık bulunduğundan söz edilemeyeceğine göre yargılama gideri ile avukatlık ücretinin uyuşmazlığı çıkaran davalı …’a yüklenmesi gerekirken mahkemece hüküm yerinde davalı tarafın açıkça adı yazılmadan davalı üzerinde bırakılması şeklinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 5. ve 6. bentlerinde yer alan” davalı taraftan” sözcüklerinin silinerek yerlerine “davalı …’dan” sözcüklerinin yazılmasına ve temyiz edenin sıfatına göre hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 20.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.