YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4458
KARAR NO : 2008/3966
KARAR TARİHİ : 11.03.2008
Mahkemesi : Çifteler İcra (Hukuk)Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (Alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde konusuz kalan davada karar vermeye yer olmadığına karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ……tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık İ.İ.K’nun 96 ve ardından gelen maddelerine dayanan istihkak davasıdır.
Davanın dayanağı hacze neden olan takip konusu borcun 10.07.2006 tarihinde ödendiği ve takip dosyasının işlemden kaldırıldığı icra dosyası içeriğinden anlaşılmıştır. Bu durumda “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi yerindedir.Ancak yargılama giderinin , bu arada avukatlık ücretinin alacak miktarı ile haczedilen taşınır malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden nispi olarak, davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekmektedir Yapılan yargılama sırasında toplanan delillere göre,borcun doğumundan sonra ,borçlu şirketle aralarında organik bağ bulunan davacı 3.kişi şirket arasında , iş yeri devri niteliğinde borçlu şirketten davacı şirkete mal satışının yapıldığı , bu işlemin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla danışıklı olması nedeniyle alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. . Bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi borçlu ile davacı arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan İİK’nun 44. ve BK’nun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadadır. Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Gerçekten borçlunun devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirerek ilan ettiği ve mal beyanı verdiğine ilişkin dosyada hiçbir kanıt yoktur. Bu durumda, devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi, devralan davacıda B.K’nun 179.maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumludur.
Bu durumda davacı 3.kişinin davanın açılmasına neden olduğu anlaşılmakla ,davalı alacaklı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken mahkemece aksi yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı HUMK’nun 438/7.maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 5.bendin silinerek yerine “Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, 6.bendinin silinerek yerine “Davalı alacaklı yararına takibe konu alacak miktarı 16.338.00YTL üzerinden 1.833.80YTL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.