YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10639
KARAR NO : 2009/9854
KARAR TARİHİ : 10.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak hüküm kurulmuş ise de alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca değerlendirme gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlar da dikkate alınarak ikinci fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları da gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekir.
Bu saptamanın yapılmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın vergi beyan değerleri arasındaki orandır.
2942 Sayılı Yasanın 11. maddesinin (d) bendinde vergi beyanı, kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak, bu husus dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal içinde geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir.
Bilirkişi kurulunca somut emsal olarak alınan 414 ada 728 parsel numaralı taşınmaz ile dava konusu taşınmazın, aynı mahallede olmaları ve yüzölçümleri,satılabilme oranları,inşaat yapılabilme durumu ve ilçeye,ana arterlere yakınlıkları göz önünde tutulduğunda dava konusu taşınmazın emsalden daha değerli olduğu sonucuna varılmıştır..Her iki taşınmazın bilirkişi kurulunca belirlenen özellikleri, emsal taşınmazın dava konusu taşınmaz ile en fazla eşdeğerde olabileceği izlenimini vermektedir. Bilirkişi raporunda nazara alınmayan vergi beyan değerleri yönünden de denetim yapılmak üzere Dairenin bozma kararı uyarınca dosyaya getirtilen belediye yazısında, emlak vergisine esas asgari değerleri itibariyle emsal taşınmaz için 12,50 TL ve dava konusu taşınmaz için 0.50TL/m² bildirilmiş olması da emsalle dava konusu taşınmazın en fazla eşdeğerli olduğu yolundaki intibaı güçlendirmektedir.
Açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporunda, emsal ile dava konusu taşınmazın belirtilen özelliklerine göre yapılan karşılaştırması sonunda, dava konusu taşınmazın emsalden daha değerli olduğunun saptanması gerçek durumla taban tabana zıt, açık bir isabetsizlik teşkil etmektedir.Somut emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin dikkate alınıp aralarındaki oranın gözetilmemiş olması da yasal bir noksanlık oluşturmaktadır. Bu bakımdan, yeterli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir
Mahkemece açıklanan bozma nedenini karşılar biçimde ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.