Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9664 E. 2023/512 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9664
KARAR NO : 2023/512
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Bozma üzerine verilen … 3. Çocuk Mahkemesinin, 24.03.2021 tarihli ve 2020/610 Esas, 2021/94 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Çocuk Mahkemesinin, 17.12.2009 tarihli ve 2009/409 Esas, 2009/467 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı maddenin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 02.02.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

2. … 3. Çocuk Mahkemesinin, 05.12.2013 tarihli ve 2013/744 Esas, 2013/929 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile suça sürüklenen hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. … 3. Çocuk Mahkemesinin, 05.12.2013 tarihli ve 2013/744 Esas, 2013/929 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk ve lehe olmak üzere o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 27.06.2016 tarihli ve 2015/33229 Esas, 2016/14909 Karar sayılı ilâmıyla;
“Suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından sonra, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme yapılarak açıklanması geri bırakılan önceki hükümden farklı bir hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesine aykırı davranılması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. … 3. Çocuk Mahkemesinin, 29.12.2016 tarihli ve 2016/435 Esas, 2016/602 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı maddenin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. … 3. Çocuk Mahkemesinin, 29.12.2016 tarihli ve 2016/435 Esas, 2016/602 Karar sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine Adalet Bakanlığının talebi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.11.2018 tarihli ve 2018/4484 Esas, 2018/4790 Karar sayılı ilâmıyla;
“Suça sürüklenen çocuğun mağdur …’i hayatî tehlike geçirecek şekilde yaralama eylemi ile ilgili olarak kurulan hükümde, eylemin silahtan sayılan bıçakla gerçekleştirilmesine rağmen 5237 sayılı Kanunun 86/1. maddesi ile belirlenen cezanın aynı Kanunun 86/3-e maddesi ile artırılmaksızın doğrudan aynı Kanunun 87/1-d. maddesi ile yapılan artırım sonucu belirlenen cezanın 5 yılın altında kalması nedeniyle 87/1-d,son maddesi uyarınca 5 yıla çıkartılması ve bu ceza esas alınarak sırasıyla haksız tahrik, yaş küçüklüğü ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması suretiyle sonuç cezanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,”
Nedeniyle kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.

6. … 3. Çocuk Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2019/26 Esas, 2019/611 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; ancak, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesine, aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 5.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir.

7. … 3. Çocuk Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2019/26 Esas, 2019/611 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 05.10.2020 tarihli ve 2020/19653 Esas, 2020/12484 Karar sayılı ilâmıyla;
“1) Katılanın 22.11.2008 tarihli geçici adli raporundaki “sağ üst kadranda .. (okunamadı) costarum üzeri orta hattın 3 cm. lateralinde 1.. (okunamadı) cm’lik delici kesici alet yarası, batına nafiz değil” şeklinde tarif edilen yaralanma bulgularına göre; katılanın tüm adli raporları ile hastahane evrakının Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek hayati tehlike geçirip geçirmediğine yönelik tereddüte yer vermeyecek şekilde adli raporunun alınmasının ardından suç vasfının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmayan 22.11.2008 tarihli geçici olarak düzenlenen adli raporun hükme esas alınması,
2) Kabul ve uygulamaya göre de;
Katılanın haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen eylemine göre TCK’nin 3. maddesi uyarınca orantılılık ilkesi de gözetilerek cezadan TCK’nin 29. maddesi gereğince makul oranda indirime gidilmesi gerekirken (3/4) oranında uygulanarak eksik ceza tayin edilmesi,”
Nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.

8. … 3. Çocuk Mahkemesinin, 24.03.2021 tarihli ve 2020/610 Esas, 2021/94 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmolunan 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; ancak, hükmolunan kısa süreli hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesine, aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 4.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir.

II. GEREKÇE
1. Katılan ile suça sürüklenen çocuk arasında çıkan tartışma neticesinde suça sürüklenen çocuğun, katılanı bıçakla, Hukukî Süreç başlığı altında (7) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 09.02.2021 tarihli adlî muayene raporunda belirtildiği üzere; “Kesici delici alet yaralanması öyküsü sonrası şahsın yapılan muayenesinde; sağ üst kadranda arcus costanum üzeri orta hatta 3 cm. lateralinde yaklaşık 1 cm.’lik kesici delici alet yaralanması, batına nafiz değil. G. Cerrahi muayenesinde; bilincinin açık, koopere, oryante olduğu, sağ üst arcus costa üzeri orta hattın 3 cm. lateralinde 1 cm.’lik karına girmeyen kesici delici alet yaralanması saptandığı, sistem muayenelerinin doğal bulunduğu, hayati tehlikesinin olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, genel cerrahiye gözlem amaçlı yatırıldığı kayıtlı olup, ek patoloji bildirilmediği, batına nafiz olmayan derin yumuşak doku travmasına neden olan yaralanmasının basit bir tıbbî müdahale ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olmaz.” şeklinde yaraladığı belirlenmiştir.

2. Suça sürüklenen çocuğun, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi kapsamında kalan yargılama konusu eylemini 22.11.2008 tarihinde işlediği belirlenmiştir.

3. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının ilgili bölümlerine göre;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
…,
…,
…,
…,
(e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada …; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.”

4. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası; “Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” şeklinde düzenlemeye haizdir.

5. Suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasına konu suçun, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi kapsamında bulunduğu ve 5 yıl 4 aylık olağan, 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu belirlenmiştir.

6. Bu açıklamalar ışığında dava zamanaşımı incelendiğinde;

a) Suça sürüklenen çocuğun atılı suçu 22.11.2008 tarihinde işlediği, suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 17.12.2009 tarihinde verilip 02.02.2010 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun 05.01.2011 tarihinde yeniden suç işlediği, suç tarihinde başlayan sürenin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi gereğince 02.02.2010 ilâ 05.01.2011 tarihleri arasında 11 ay 3 gün süreyle durduğu, deneme süresinde işlenen suç tarihi olan 05.01.2011 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlediği belirlenmiştir.

b) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 21.01.2020 tarihli ve 2017/15-618 Esas, 2020/16 Karar sayılı kararında yer alan; “İlk derece mahkemesi kararının kanun yararına bozulması halinde, yerel mahkeme hükmünün kesinleştiği tarih ile kanun yararına bozma kararı arasında geçen süre dava zamanaşımı süresinden sayılmaz. Kanun yararına bozma üzerine dosyanın derdest hâle gelmesi nedeniyle yargılamaya devam edildiğinde, bozma kararı tarihinden itibaren geçerli olmak üzere süre işlemeye devam edeceğinden dava zamanaşımı buna göre hesaplanmalıdır.” şeklindeki açıklamalar karşısında inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuk hakkında … 3. Çocuk Mahkemesinin, 29.12.2016 tarihli ve 2016/435 Esas, 2016/602 Karar sayılı kararının temyiz edilmeden 31.01.2017 tarihinde kesinleştiği, anılan kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.11.2018 tarihli ve 2018/4484 Esas, 2018/4790 Karar sayılı kararı ile kanun yararına bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla, kararın kesinleştiği 31.01.2017 tarihi ilâ kanun yararına bozma talebinin kabul edildiği 19.11.2018 tarihleri arasında 1 yıl 9 ay 18 gün süreyle zamanaşımının işlemediği anlaşılmıştır.

Zamanaşımının işlemediği süreler de hesap edildiğinde suç tarihi olan 22.11.2008 tarihinden karar tarihine kadar 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle … 3. Çocuk Mahkemesinin, 24.03.2021 tarihli ve 2020/610 Esas, 2021/94 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği

yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2023 tarihinde karar verildi.