YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7607
KARAR NO : 2023/2021
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu
oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.11.2014 tarihli ve 2014/143800 Soruşturma, 2014/57043 Esas, 2014/29206 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2016 tarihli ve 2014/676 Esas, 2016/149 sayılı Kararı ile sanığın eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri:
Atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın kamu görevlisi olmaması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunun faili olamayacağı, suçun manevi unsurlarının gerçekleşmediği, hükmün gerekçesinin tek dayanağı olan günlük dağıtım kotasının yanlış hesaplandığı, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.
B. Katılanın Temyiz Sebepleri:
Sanığın suç işleme eğilimine sahip olması ve hakkında benzer suçlardan mahkûmiyetlerinin bulunması nedeniyle hakkında takdiri indirim sebepleri uygulanmasının hatalı olduğuna, sanığa üst hadden ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Kadıköy Posta Dağıtım Merkezinde dağıtıcı olarak görev yapan sanığın 2013 yılı Ağustos ve Aralık ayları arasındaki dönemde görevli olduğu tebligat servisinde imza karşılığında teslim almış olduğu tebligatları Tebligat İşletme Esaslarının 33 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince en geç 5 iş günü içerisinde muhataplarına götürmesi ve Tebligat İşletme Esaslarının 52 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince işlemlerini gerçekleştirdiği tebliğ evrakını da aynı gün mahalle muhtarlığına teslim etmesi gerektiği halde görevi gereği kendisine teslim edilen tebligatları mevzuatta belirtilen süreler içerisinde tebliğ etmediği ya da hiç tebliğ etmediği iddiasıyla sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı ve mahkemece sanığın eylemlerinin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçuna uyduğundan bahisle bu suçtan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Yasa’nın 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, öte yandan suç tarihinde Kadıköy Posta Dağıtım Merkezinde dağıtıcı olan sanığın 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ifa ettiği görevinden doğan suçlardan dolayı kamu görevlisi sayıldığı ancak aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince soruşturulmasının izne tabi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi uyarınca “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2016 tarihli ve 2014/676 Esas, 2016/149 sayılı Kararına yönelik sanık müdafii ile katılanın temyiz istekleri ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.