Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2008/4388 E. 2008/7571 K. 24.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4388
KARAR NO : 2008/7571
KARAR TARİHİ : 24.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde 163.665,81 Dolar eğitim ve öğretim giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı …’in Üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı araştırma görevlisiyken 1.9.1997-1.9.2001 tarihleri arasında 2547 Sayılı Yasanın 33. maddesi gereğince, 1.9.2001-1.9.2003 tarihleri arasında ise aynı yasanın 39. maddesi gereğince yurt dışında görevlendirildiğini, davalının sürenin dolmasından sonra görev süresini uzatmadığı gibi görevine de dönmediğini, böylece 1.9.2003 tarihinde kadrosu ile ilişiğinin kesildiğini, davalıların yurt dışına giderken vermiş oldukları yüklenme ve taahhüt senetleri gereğince sorumlu olduklarını, 163.665,81 ABD Doları alacağın taahhüdü ihlal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalının borçlu olduğu miktarın belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda, davalının 5535 Sayılı Yasa hükümlerinden yararlanmak için bir başvurusunun bulunmadığından tazminat ve cezai şartın taahhütname ve kefalet senedi hükümlerine göre belirleneceği belirtilerek davalının borçlu olduğu miktar hesaplanmış, mahkemece de bu rapor dikkate alınarak karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, zorunlu hizmet karşılığı olan kurum alacağının tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 8.7.2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 5535 sayılı “Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Yasa”nın 2. maddesiyle 2547 sayılı Yüksek Öğretim Yasasına eklenen Geçici 53. madde hükmü çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Adı geçen maddede ise; “bu madde kapsamına girdiği halde müracaat etmemeleri veya Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartları
taşımadıkları için atanamamaları nedeniyle mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin yükümlü tutulacakları tutar, imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere ödeme yapma sonucu doğurmaksızın, kendilerine döviz olarak yapılmış olan her türlü masraflar için;
a)Bunlardan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 34 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği 5/8/1996 tarihinden sonra yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınanlar hakkında, anılan maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre bu Kanunun yayımı tarihinden önceki süreler için faiz uygulanmaksızın hesaplama yapılır.
b)5/8/1996 tarihinden önce yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınanlar hakkında, ilgili adına fiilen ödemenin yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilân edilen efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek bulunacak tutar ile bu tutara sarf tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere tespit ve ilân edilen kanunî faiz işletilerek hesaplama yapılır. Ancak, bu hükümlere göre hesaplama yapılması sonucunda borçlunun aleyhine bir durum ortaya çıkması halinde (a) bendi hükümleri uygulanır.
Hesaplanan borç miktarı, ilgilinin durumu ve ödettirilecek meblağ dikkate alınarak azamî beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Bunların daha önce ödemiş oldukları tutar ile mecburi hizmetlerinde değerlendirilen sürelere isabet eden tutar, anılan madde uyarınca belirlenecek tutardan düşülür” hükmü yer almaktadır.
Bu durumda; mahkemece, yükümlü tarafından bir yıl içerisinde Devlet Personel Başkanlığına da herhangi bir müracaatının olmadığının saptanması halinde, davalıların borcunun yukarıda belirtilen yasa hükümleri dikkate alınarak hesaplanması ve hüküm altına alınması gerekirken, yerinde olmayan bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 24.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.