Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/7635 E. 2023/1752 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7635
KARAR NO : 2023/1752
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/255 Esas, 2015/16 Karar sayılı, hükümlü hakkında değişen suç vasfı itibarıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi hükümleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın itiraz edilmeksizin 04.02.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/534 Esas, 2018/597 Karar sayılı,
hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın istinaf edilmeksizin 11.01.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15.02.2022 tarihli ve 2019/9579 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27734 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,15.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27734 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” 1- Sanığın 12.08.2014 tarihinde işlemiş olduğu fiil nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2014 tarihli ve 2014/123346 Soruşturma, 2014/39864 Esas, 2014/2478 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonunda, değişen suç vasfı itibarıyla kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli kararı verilmiş ise de; sanığın 17.09.2013 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçundan yargılamanın Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/306 esas sayılı dosyasında devam ettiği, anılan nedenle 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/534 Esas, 2018/597 Karar sayılı kararında yargılama konusu olan 21.04.2017 tarihli suçun, daha önce Beykoz 3. Asliye Mahkemesince ve İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 6545 sayılı Kanun kapsamında zorunlu olarak verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının ihlali mahiyetinde bulunduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı cihetle, sanık hakkında düşme kararı verilip, ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanığın 12.08.2014 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2014 tarihli ve 2014/123346 Soruşturma, 2014/39864 Esas, 2014/2478 İddianame sayılı iddianamesi ile İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/255 Esas, 2015/16 Karar sayılı kararı ile, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 04.02.2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu kararı ile ihbarda bulunulması üzerine; İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2019/32 Esas, 2019/112 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 20.03.2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
B. Şüphelinin 21.04.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2017 tarihli ve 2017/82610 Soruşturma, 2017/1234 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
Şüphelinin 25.05.2017 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine, bu eylem nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına, karardan bir örneğinin 2017/82610 soruşturma dosyasına konulmasına karar verildiği,
İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2017 tarihli ve 2017/82610 Soruşturma, 2017/28535 Esas, 2017/20208 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/534 Esas,2018/597 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 11.01.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
C. Sanığın 29.04.2018 tarihli aynı nev’i eylemi nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2018 tarihli ve 2018/104010 Soruşturma, 2018/25721 Esas, 2018/18121 sayılı iddianamesi ile İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, 14.05.2018 tarihli suç nedeniyle istanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesine açılan 2018/590 Esas sayılı dava, 29.04.2018 tarihli suç nedeniyle İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesine açılan 2018/454 Esas sayılı dava ve 22.04.2018 tarihli suç nedeniyle Beykoz 5. Asliye Ceza Mahkemesine açılan 2018/421 Esas sayılı davanın da birleştirilerek İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2018/436 Esas, 2019/232 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 25.03.2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
D. Sanığın 08.05.2018 tarihli aynı nev’iden suçu nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2018 tarihli iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 24. Asliye Mahkemesinin 23.10.2018 tarihli ve 2018/471 Esas, 2018/910 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.03.2019 tarihli ve 2019/41 Esas, 2019/791 Karar sayılı kararı ile, hükmün bozulmasına karar verildiği,
E. Dosya arasında bulunan Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2014 tarihli ve 2014/306 Esas, 2014/727 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
Sanığın 17.09.2013 tarihli aynı nev’iden suçu nedeniyle Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 11.11.2013 tarihli iddianamesiyle kamu davası açıldığı, Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2014 tarihli ve 2014/306 Esas, 2014/727 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 10.12.2014 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile ihbarda bulunulması üzerine dosya ele alınarak; 17.09.2013 tarihli suçun, Beykoz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/617 Esas, 2013/555 Karar sayılı kararı ile verilen ve 03.07.2013 tarihinde kesinleşen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlendiği gerekçesiyle ” kamu davasının düşmesine” karar verildiği,

düşme kararının 19.06.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
F. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/255 Esas, 2015/16 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
Sanığın 12.08.2014 tarihinde işlediği suç nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2014 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, değişen suç vasfı itibarıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede; sanığın 17.09.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yargılamanın Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/306 Esas sayılı dosyasında devam ettiği, anılan nedenle 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği şeklindeki gerekçe ile kararın kanun yararına bozulması istenilmiş ise de:
Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2014 tarihli zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının 10.12.2014 tarihinde kesinleşmesini takiben, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile ihbarda bulunulması üzerine dosya ele alınarak, 17.09.2013 tarihli suçun, Beykoz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/617 Esas, 2013/555 Karar sayılı kararı ile verilen ve 03.07.2013 tarihinde kesinleşen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlendiği gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verildiği, düşme kararının 19.06.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, bu karara karşı olağanüstü kanun yoluna gidilse ve karar kanun yararına bozulsa dahi, sanık lehine olan ve davanın esasını çözen düşme kararının kanun yararına bozulması halinde sanık aleyhine sonuç doğurmayacağı ve yeniden yargılama yapılamayacağı gözetildiğinde, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, daha sonra kamu davasının düşmesine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi nedeniyle hukuki değer taşımayacağı, hukuki sonuç doğurmayacağı, bu durumda İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/534 Esas, 2018/597 Karar sayılı kararına konu 21.04.2017 tarihli suçun İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali mahiyetinde bulunduğundan ihbar üzerine
hükmün açıklanmasının da kanuna uygun olduğu anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
G. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/534 Esas, 2018/597 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/534 Esas, 2018/597 Karar sayılı kararında yargılama konusu olan 21.04.2017 tarihli suçun, daha önce İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 6545 sayılı Kanun kapsamında zorunlu olarak verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali mahiyetinde bulunduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı anlaşıldığından; sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “düşme” kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Mahkemesince “düşme” kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; mahkûmiyet kararı ile birlikte zaten ihbarda bulunulduğu ve ihbar üzerine İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2019/32 Esas, 2019/112 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilerek 20.03.2019 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca “düşme” kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kısmen KABULÜNE,
1. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/534 Esas, 2018/597 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2014/255 Esas, 2015/16 Karar sayılı kararına ilişkin olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.