Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12803 E. 2022/10276 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12803
KARAR NO : 2022/10276
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı …, … ili …. ilçesi ….., Mahallesi 11511 ada 19 parsel sayılı taşınmazın öncesinin tapulu olduğunu, kendisi tarafından haricen satın alınarak 1980′ li yıllardan beridir kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Dava konusu taşınmazın, 2005 yılında ham toprak vasfıyla Hazine adına ihdasen tescil edilen … ili ….., İlçesi ….. Mahallesi 342 ada 102 parsel sayılı 191798 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın imar uygulaması neticesi çok sayıda parsele ifraz edilmesiyle oluştuğu, imar uygulaması sonucunda Hazine adına tescil edildiği ve tapu kaydının beyanlar hanesine üzerindeki 2 katlı binanın … ve …’a ait olduğuna dair şerh verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile dava konusu 11511 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu parselin geldisi olan 342 ada 102 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının bulunmadığı, bu parselin cebelden ihdasen oluşan 191.798,00 m²’lik bir parsel olduğu, imar uygulaması sonucu birçok parsellere tedavül gördüğü, … İli,…..İlçesi, ….., Bey Mahallesi’nde 1955-1957 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları esnasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanların orman tahdidi içerisinde kaldığı gerekçesi ile tespit harici bırakıldığı, buna rağmen orman idaresince 1991-1992 yıllarında yapılan aplikasyon ve 2/B çalışmaları sonucunda, kuzeyde Kapaklı tarlası olarak belirlenen geniş bir alanın, “Sarnıç Devlet Ormanı” dışında kaldığının anlaşıldığı, … Kadastro Mahkemesi’nin 2002/2 Esas, 2004/12 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen Sarnıç Devlet Ormanı’na ait 1948 yılı orman tahdit hattına göre de, dava konusu taşınmazın da geldisi olan ve ihdasen Hazine adına tescil edilen 191.798,00 m²’lik 342 ada 102 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları dışında kaldığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmaz ihdasen Hazine adına tescili edilen 191.798,00 m²’lik 342 ada 102 parselin içinde kalmakla birlikte söz konusu parselin bilirkişi heyetinin anılan raporlarına ekli Ek:2’de gösterilip izah edildiği üzere büyük bir bölümünün Sarnıç Çiftliği’ndeki tapu maliklerinin 1982 yılında yaptıkları taksim sözleşmesine göre içlerinde davacının da bulunduğu 30 göçmen köylüsüne tahsis edilen yerler içinde kaldığı, 30 göçmen köylüsüne isabet eden yerlerin 1982 yılında yapılan bilirkişi raporunda ekli Ek:1 ile belirtilen taksim sözleşmesine göre daha küçük parçalara ayrılarak, yapılaşma amacıyla davacı ve davacının durumundaki alıcılarına haricen satıldığı, taksim projesine göre taksim edilen yerlerin hemen hemen tamamında yapılaşma bulunduğu, taksim projesine konu olan yerlerin tamamının 1982 tarihinden önceki tapu maliklerinin kullanımında olan kültür arazileri olduğu, davacının evinin de bulunduğu dava konusu yapılan yeri 1990 yılında 30 göçmen köylüsünden biri olan … …’den haricen satın alarak evini yaptığı ve taşınmazın haricen alımından itibaren nizasız ve fasılasız olarak davacının kullanımında bulunduğu, davacının bayii … …’in nizasız ve fasılasız kullanım süresi de davacının haricen aldığı tarihten dava tarihine kadar ki nizasız ve fasılasız kullanım süresine eklendiğinde ve dava konusu taşınmazın üzerindeki binaya ilişkin şerh de nazara alındığında, dava konusu taşınmazda davacı lehine TMK. nun 713. maddesi uyarınca zilliyetlikle kazanma koşullarının oluşmuş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; dosya kapsamına göre dava konusu taşınmaz yönünden yapılan orman araştırması yeterli bulunmakla birlikte, davacı tarafın, taşınmazı satın aldığı kişiler adına olduğunu iddia ettiği 1964 tarihli 974 yevmiye ve 100 cilt nolu tapu kaydı keşifte uygulanarak kapsamı belirlenmemiş, söz konusu tapu kaydının başka taşınmaza/taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılmamış ve ayrıca zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde de herhangi bir araştırma yapılmadan karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle davacının dayandığı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin, plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüşler ise ifraz haritalarının; kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördükleri taşınmazlara ait kadastro tutanak örneklerinin, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde dosya içine alınmalı, önceki bilirkişiler dışında bir fen, bir harita mühendisi ve bir ziraat mühendisi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmaza ait olduğu ileri sürülen tapu kaydı mahalli bilirkişi yardımı ve teknik bilirkişi eliyle mahallinde yöntemince uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, dayanılan tapu kaydının mahalline uyup uymadığı tespit edilmeli, tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğunun anlaşılması halinde fen bilirkişisinden tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, kayıt malikleri ile kişiler arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığının anlaşılması halinde ise, yöntemince zilyetlik araştırması yapılmalı; bu kapsamda, mahallinde yapılan keşifte dinlenilecek yaşlı, tarafsız yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan bölgede ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; kadastro tespitine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; taşınmazın ilk maliki, intikali ve tasarrufu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazın niteliği ve zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi vasfından olup olmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
14.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.