Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/4711 E. 2009/4385 K. 18.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4711
KARAR NO : 2009/4385
KARAR TARİHİ : 18.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılardan … ve … arafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalılardan …’ün müvekkiline olan borcundan dolayı hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını; ancak, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla davalılardan …’e muvazaalı olarak borçlandığını ve bu borçtan dolayı yapılan icra takibi sırasında kendisine ait taşınmazın cebri icra yolu ile davalılardan …’e satıldığını öne sürerek, yapılan satışın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … ve …, borçlunun aciz halinde bulunmadığını, taşınmazın cebri icra yolu ile ve açık arttırma sonucu satıldığını savunarak, davanın reddini istemişler, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece taşınmazın borcun tahsiline engel olmak amacı ile değerinden düşük bir bedelle satılması nedeniyle davanın kabulüne ve takip dosyasındaki alacağı ile sınırlı olarak davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bir davada yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz bir biçimde toplanması için tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Asıl olan yargılamanın tarafların huzurunda yürütülmesi olmakla birlikte taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşma gününden haberdar edilmeleri gerekir. HUMK.nun 73. maddesine göre mahkeme tarafları dinlemeden iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. 7201 sayılı tebligat yasasının 10. maddesine göre de tebligat tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. Somut olayda davalı …’ün tarafından Salzburg Başkonsolosluğu kanalı ile avukat …’a verdiği vekaletnameden Avusturya’nın İnnsbruck şehrinde ikamet ettiği, yine adına çıkarılan ve tebliğ edilemeyen tebligat evrakındaki şerhten de yurt dışında bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak, adı geçen davalı vekilinin istifa etmesi nedeniyle duruşma gününü bildiren tebligat ise Tebligat Yasasının 35. maddesine göre yurt içindeki adrese yapılmış, davalı duruşmalara katılmamış, yargılama yokluğunda devam ettirilip sonuçlandırılmış, gerekçeli karar da aynı şekilde tebliğ edilmiş, böylece HUMK.nun 73. maddesine aykırı biçimde davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu nedenle davalı …’e duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği, savunmasına ilişkin delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, savunma hakkını kısıtlar şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
Davalılardan …’ün temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılardan …’ün temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılardan …’e geri verilmesine 18.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.