YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12463
KARAR NO : 2022/10265
KARAR TARİHİ : 14.09.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası hakkındaki Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 08.11.2020 tarih 2020/İHK 23598 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 30.12.2018 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortası olduğu aracın yaya olan müvekkiline çarptığını ve yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,000 TL sürekli iş göremezlik 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı 1.061,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplamda 6.161,00 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile talebini 103.341,44 TL’ye yükseltmiştir.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre Başvuranın talebinin kabulü ile 97.449,42 TL sürekli iş göremezlik, 4.871,02 TL geçici iş göremezlik ve 1.061,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 103.341,44 TL tazminatın 20.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden alınarak başvurana ödenmesine
karar verilmiş; bu karara davalı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, itiraz hakem heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza tarihi olan 31.12.2018 itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak maluliyet oranın tesbiti gerekirken, Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nca hazırlanan 13.02.2020 tarihli raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, ATK İhtisas Kurulu’ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından önceki raporun da irdelendiği yeni bir rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince, Başvuranın talebinin kabulü ile 97.449,42 TL sürekli iş göremezlik, 4.871,02 TL geçici iş göremezlik ve 1.061,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 103.341,44 TL tazminatın 20.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek
yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden alınarak başvurana ödenmesine karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince davalı … şirketi vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Adli rapor ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerekirken, esas tazminata eklenmek suretiyle karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Sigortacılık Kanunu 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete’de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinde “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.09.2022 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bozma kararının 3. bendinin esas yönünden değerlendirilmesinde;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1421 ve 1429 maddeleri arasında genel olarak
sigortacının borç ve yükümlülükleri 1426 maddesinde de özel olarak giderleri ödeme borcu düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri bunlar faydasız kalmış olsalar bile ödemek zorundadır.
6762 sayılı Mülga TTK da karşılığı bulunmayan m. 1426 ile rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan giderlerin ödenmesi sigortacı bakımından tazminat ödeme borcu gibi bir borç olarak düzenlenmiştir. Maddi hukuka ilişkin kuralların vazedildiği TTK da düzenlendiğine göre sigortacının giderleri ödeme borcunun da kanun koyucu tarafından 6102 sayılı TTK ile birlikte maddi hukuk kapsamında değerlendirildiği açıktır. Oysa yargılama giderleri usul hukukunun konusu olup usul kanunlarında düzenlenir(HMK m. 323-333). Bu durum, 6762 sayılı Mülga TTK’nın yürürlükte olduğu dönemde ödenecek tazminat kapsamının belirlenmesine ilişkin giderlerin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesine yönelik yerleşik yargısal uygulamaların benimsenmediğinin bahse konu giderlerin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK ile yargılama giderleri kapsamından çıkarılarak tazminat ödeme borcu gibi bir borç haline getirildiğinin açık bir göstergesidir.
Yine bu giderlerin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilemeyeceğinin bir başka kanıtı ise maddenin ikinci fıkrasıdır. Eksik sigortanın yapıldığı hallerde 1462 madde hükmünün kıyas yolu ile uygulanacağını belirten bu fıkraya göre eksik sigortanın söz konusu olduğu hallerde tıpkı tazminat ödeme borcunda olduğu gibi rizikonun tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan giderler de yargılama giderlerinin tayininde genel ilke olarak uygulanan davadaki haklılık haksızlık oranına bakılmaksızın sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre ödenecektir.
Açıklanan bu sebeplerle kararın 3. bendindeki bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir.