Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/2779 E. 2022/10741 K. 20.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2779
KARAR NO : 2022/10741
KARAR TARİHİ : 20.09.2022

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Elazığ 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; Mahkemece kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili,kardeşi…’in 15.08.2019 tarihinde mide bulantısı ve kusma şikayeti ile Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine gittiğini, doktorun serum uygulamak suretiyle kardeşini sakinleştirdiğini, kardeşinin iyileştiği düşüncesiyle evine gittiğini ancak üç-dört saat sonra tekrar fenalaşarak aynı gün aynı hastaneye gittiğini ve 16.08.2019 tarihinde vefat ettiğini, kardeşinin yanlış teşhisten dolayı vefat ettiğini, kardeşinin ilk muayenesini yapan davalı doktor … başta olmak üzere Elazığ Valiliğince haklarında inceleme yapılan davalı doktorların yargılanmasının yapılarak kardeşinin ölümü nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminatın davalı doktorlardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, dava şartlarının oluşmaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davanın idari dava niteliğinde olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin İstanbul olması nedeniyle müvekkili yönünden yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının dava açmakta taraf ehliyeti bulunmadığını, Elazığ Valiliğince soruşturma izni verilmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın idareye karşı yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili hakkında soruşturma izni verilmediğini, müteveffanın ilk başta gerekli muayenesinin yapıldığını ancak kendilerine söylenmesine rağmen yapılan tetkik sonuçlarıyla yeşil alana muayene gitmeden ve polikliniğe başvurmadan hastaneden ayrıldıklarını, ikinci defa müteveffa hastaneye geldiğinden doktorlar tarafından tüm tedbirlerin alındığını ve gerekli müdahalelerin yapıldığını ileri sürerek davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın idareye yöneltilmesi gerektiğini, davacının ölen kişiden yaşarken destek aldığına dair belgenin dosyaya sunulmadığını, hastanın kesin tanı koyamadan ön tanı ve tedavi aşamasındayken acil servisi terk ettiğini, müvekkilinin olayda bir ihmali olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, her ne kadar hastanın hastane bilgi yönetim sistemindeki girişi adına yapılmış olsa da hasta ile hiçbir alakası olmadığını, muayene etmediğini, valiliğin soruşturma başlatılması yönündeki talebi reddettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılacağından davalılara husumet tevcih edilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalılar aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine” karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların Sağlık Bakanlığına bağlı hastane olan Şehir Hastanesinde doktor olarak çalışan kamu görevlileri oldukları, davalıların hatalı teşhis ve tedavi uygulamaları nedeniyle zarar oluştuğunun ileri sürüldüğü, Anayasa’nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1 maddesi gereğince kamu görevlisi olan davalı doktorlar hakkında adli yargı yerinde dava açılamayacağından ve gerçek kişiler aleyhine idari yargı yerinde dava açılması da usulen mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 20.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.