YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23784
KARAR NO : 2023/9451
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/179 İddianame No.lu iddianamesi ile; sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 149 uncu maddesinin (c) ve (d) bendi, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bendi, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2017 tarihli ve 2016/163 Esas, 2017/266 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma ve nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi 15.03.2018 tarihli ve 2017/2331 Esas, 2018/352 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerinin sabit olduğuna,
2. Tanık beyanlarına itibar edilmemesinin hatalı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan …’ın 2014 yılı Mayıs ayında tanık L. M.’nin kendisine iş vermesi nedeni ile tanıdığını, …’in ihale için teklifte bulunduğunu, kendisinin sanık …’i tavsiye ettiğini, iki tarafın anlaştığını, …’in …’e teminat olarak 25.000,00 TL para verdiğini ve 30.000,00 TL tutarında senet aldığını kendisinin de kefil olmasını istediğini, kendisinin …’e verilen senede kefil olarak imza attığını, 3 ay sonra …’in parayı ödememesi nedeni ile borcun 50.000,00 TL’ye çıktığını söylediği, Ağustos ayı içinde katılanın 50.000,00 TL lik senede kefil olarak imza attığını, 30.000,00 TL’lik senedin ne olduğunun sorulduğunda tanık …’in senedi geri alacağını belirttiğini ancak senedi geri almadığını, bu şekilde … tarafından katılan …’ın yağmalandığının iddia edildiği görülmüştür.
2. Katılan 2014 Kasımında …’in akrabası olan …’in işyerine gelerek …’in verdiği 25.000,00 TL parayı isteyerek kendisini öldürmekle tehdit edip, bu parayı istediğini, bu tehditler üzerine 70.000,00 TL tutarlı senedi imzalayarak sanık …’ e verdiğini iddia etmiştir.
3. Bu olaydan sonra katılanın çeşitli ödemelerde yapmasına rağmen senet iade edilmeyerek borç rakamları da yükseltilerek 21.04.2015 tarihinde … ve … birlikte katılanın Şemiklerdeki iş yerine gelerek, borcun 86.000,00 TL olduğunu bu 86.000,00 TL’yi ödemesini, güvenceye alınabilmesi için evinin tapusunu istediğini, … ve …’in birlikte “Tapuyu vermezsen, borcunu ödemezsen çocuğunu öldürürüm” şeklinde tehditlerde bulunduklarını ve bu şekilde 21 Nisan 2015’de katılan …’ın sanıklar … Ve … tarafından yağmaya teşebbüs edildiğinin iddia edildiği anlaşılmıştır.
4. Yargılama aşamasında katılan …’ın oğlu, …’ın olayla ilgili anlatımda bulunduğu ve kendisine yönelik tehditten de bahsettiği, ancak katılanın soruşturma aşamasında “Tanığım yoktur” şeklindeki beyanlarının olduğu görülmüştür.
5. Sanıkların aşamalarda tanık L. M ‘nin beyanları ile uyumlu olan suçlamayı kabul etmediklerine yönelik savunmalarının bulunduğu görülmüştür.
6. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinde bedelsiz senedi kullanmak suçundan açılan kamu davasında 30.12.2016 tarihli ve 2016/562 Esas, 2026/931 Karar sayılı ilam ile sanıklar … ve … ile katılan … arasındaki olayın hukuki ihtilaf olduğundan dolayı beraat kararı verildiği görülmüştür.
7. Gar Müdürlüğünün 18.05.2012 tarihli tutanağına göre 2012 yılından bu yana tanık L.M. isimli şahıs ve şirketle yapılan işleri gösteren liste olduğu anlaşılmıştır.
8. … İnşaat ve … Ferforje arasında düzelenen tedarikçi sözleşmesi dosya arasında bulunmaktadır.
9. … …, … ve … arasındaki 18.06.2015 günlü sözleşme kalan bakiyeden doğacak olan hiç bir durumda …’in sorumluluğunun olmadığına ve 2014 yılındaki senedin hükmü olmadığına senedin kayıp olduğunun yazılı olduğuna ilişkindir.
10. … 14. İcra Dairesinin 21015/18740 sayılı takip dosyasına ait ödeme emrinde alacaklının …, borçlunun ise … ve … olduğu görülmüştür.
11. Tanık Ö.A.B ‘nin katılana yönelik olayla ilgili görgüye dayalı beyanının olmadığı görülmüştür.
12. Sanıkların 17.03.2016 tarihinde alınan adli sicil kayıtlarında adli sicil ve arşiv kayıtlarının olmadığı görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Dosya kapsamı incelendiğinde katılanın iddiasını destekleyecek belge, görgü tanığı ve yahut sanıklar aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıkların üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi gereğince sanıkların ayrı ayrı beraatlerine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi 15.03.2018 tarihli ve 2017/2331 Esas, 2018/352 Karar sayılı kararında katılan vekilinin öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.