YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11053
KARAR NO : 2023/9406
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/20745 soruşturma numaralı ve 29.01.2015 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a, 53 ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/89 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a-c, 43/2 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıkların Temyiz İstekleri;
1. Cezanın ağır olduğuna, öncelikle beraatlerine aksi halde lehe olan kanun maddelerinin uygulanması gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikâyetçi … ile dava dışı sanık …’ın gayriresmi evli oldukları, …’ın şikâyetçi …’yı sürekli dövmesi üzerine olaydan 10 gün önce ayrıldıkları, ancak sanığın olaydan bir gün önce yine şikâyetçiyi dövdüğü, şikâyetçilerin bir akrabalarının evine gittiği, şikâyetçi …’nın abisi ve akrabası olan diğer şikâyetçiler … ve …’e durumu bildirmesi üzerine hep birlikte evin önünde bulundukları sırada sanıklar … ve … ile dava dışı sanık …’ın olay yerine gelerek tabanca ve pompalı tüfeklerle şikâyetçilerin üzerine doğru ateş etmek suretiyle şikâyetçileri tehdit ettikleri anlaşılmıştır.
2. Sanıklar savunmalarında özetle, karşı tarafın silah çıkarıp havaya ateş etmesi üzerine kendilerinin de korkutmak amacıyla ateş ettiklerini beyan ettikleri görülmüştür.
3. Sanıklara ait Azak Avm kontrol edildiğinde olayda kullanılan ve ruhsatı bulunmayan tüfeğin ele geçtiğine ilişkin 20.07.2012 tarihli tutanak, dava dosyasında mevcuttur.
4. Site giriş kapısına yakın mesafede, zemin üzerinde 5 adet kovan, 2 adet av tüfeği kartuşu ve 3 adet av tüfeği fişeğinin bulunduğuna dair 20.07.2012 tarihli olay yeri inceleme raporu ve 24.07.2012 tarihli ekspertiz raporu, dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1. Sanıkların Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Şikâyetçilerin beyanları, sanıkların tevil yollu ikrarları, olay ve olgular bölümünde (3) ve (4) numaralı paragrafta belirtilen mevcut raporlar ile diğer tutanak ve belgeler karşısında, sanıkların eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanıkların Cezanın Ağır Olduğuna ve Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, Takdiri İndirimler yönünden; 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri İndirimler” başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre “Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir….”,
Seçenek yaptırımlar yönünden; 5237 sayılı Kanun’un “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50 nci maddesinin birinci fıkrasına göre “…suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre…” Erteleme yönünden; 5237 sayılı Kanun’un, “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ; “Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği,” yine Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu yönünden ise; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendinde” Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Somut olayda sanıklar hakkında hükmolunan netice ceza miktarlarının 3 yıl 9 ay hapis cezaları olması karşısında bu cezaların, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ertelenmesine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı,
Mahkemece, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesine göre, “Suçun işleniş biçimi, (birden fazla nitelikli halin bir arada bulunması) sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğu, sebep ve delil bulunmadığından bahisle aynı sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasına karar verildiği, verilen cezaların işlenen suç ile orantılı olduğu anlaşılmakla hükümlerde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Vesaire İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/89 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.