Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/4709 E. 2009/4384 K. 18.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4709
KARAR NO : 2009/4384
KARAR TARİHİ : 18.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalılardan …’nın müvekillerinden …’a olan borcu nedeniyle hakkında icra takibi yaptıklarını müvekkili Yakup’un alacağını daha sonra diğer davacı …’a temlik ettiğini, davalılardan …’in alacaklılardan mal kaçırma amacı ile kendisine ait taşınmazları diğer davalı …’ya sattığını öne sürerek, yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … davacının aciz belgesi ibraz etmediğini, taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiş; diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece taşınmazların tapudaki satış bedeli ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne ve davaya konu edilen taşınmazlar üzerinde davacıya takip dosyasındaki alacağını geçmemek üzere haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalıların kayınbirader enişte olmalarına ve tasarrufa konu taşınmazların tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Dava İİK.nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olup bu tür davaların açılabilmesi için kesinleşmiş bir alacağın bulunması gerekir. Davacılardan …’ın davalı …’dan olan alacağını dava tarihinden önce 17.02.2005 tarihinde diğer davacı …’a temlik ettiği anlaşılmaktadır. Alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devralan 3. kişiye geçer. Böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder. Temlik eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi kalmadığından bu alacağa dayalı olarak her hangi bir hukuki işlem yapması mümkün değildir. Bu nedenle davacı …’ın aktif dava ehliyeti kalmaması nedeniyle adı geçen davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarda açıklanan nedenlerle yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ya geri verilmesine 18.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.