Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/4400 E. 2022/8276 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4400
KARAR NO : 2022/8276
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ : KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : AFYONKARAHİSAR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istemli dava sonunda Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 04.04.2022 tarihli ve 2022/415 Esas, 2022/681 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, Afyonkarahisar 5. Noterliğinin 02.10.2017 tarihli ve 13514 yevmiye no.lu vekatetnamesi ile vekil olarak tayin ettiği davalılardan emlakçılık işi ile uğraşan …’nun maliki olduğu 306 – 375 ve 1108 parsel sayılı taşınmazlarını 01.12.2017 tarihli satış işlemi ile, 306 -1991- 3 – 4 – 67 – 1 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarını ise 21.03.2018 tarihinde satış göstermek suretiyle yanında çalışanı olan diğer davalı …’e temlik ettiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket etmek suretiyle kendisini zarara uğrattıklarını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davacının iddialarının asılsız ve kötüniyetli olduğunu, davalı …’nun bu davada davalı sıfatının olmadığını, davalı …’in devlet memurluğundan emekli olmuş bir kişi olduğunu, kendisinin 60 yaşın üstünde olduğunu, sağlık sorunları sebebiyle bir iş ile meşgul olmadığını, davaya konu taşınmazları 60.000,00 TL bedel ödeyerek …’un vekili olan …’dan satın aldığını, davalı …’ın TBK’nın 508. maddesinde belirtilen vekilin hesap verme yükümlülüğüne uyarak taşınmazları …’e sattığını ve davaya konu 9 adet taşınmazın bedeli olan 60.000 TL’yi davacı …’a teslim ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Afyonkarahisar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.06.2020 tarihli ve 2018/414 E, 2020/121 Karar sayılı kararıyla; davalı …’nun davacının iyi niyetine dayanarak tüm taşınmazlarını satış yetkisi veren genel vekaletname aldığı, bu vekaletname uyarınca kısa aralıklarla 01.12.2017 ve 21.03.2018 tarihinde toplamda 9 adet satış işlemini iki günde aynı kişiye çok düşük bedellerle gerçekleştirdiği, …’nun vekalet görevini kötüye kullandığı, sadakat ve özen gösterme ile hesap verme borcunu yerine getirmediği, talimata uygun ifada bulunmadığı, davacının bilgisi ve izni dışında davacıya ait tüm hisseleri birlikte çalıştığı … isimli diğer davalıya temlik ederek muvazaalı işlemde bulunduğu, 60.000,00 TL’nin tüm taşınmazlar için ödendiği kabul edilse dahi sözkonusu taşınmazların tasarruf tarihindeki değerleri itibariyle oldukça düşük durumda kaldığı, bu hali ile de vekilin sadakat, özen ve hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacıyı zarara uğrattığı ve işlemlerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Kaldırma Kararı
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 16.11.2020 tarihli ve 2020/740 E., 2020/745 K. sayılı kararıyla; “…Dava vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayanan tapu iptali ve tescil davasıdır. Davaya konu taşınmazların davacının verdiği Afyonkarahisar 5. Noterliğinin 02.10.2017 tarihli, 13514 yevmiye numaralı vekaletname ile vekil davalı … tarafından diğer davalıya 01.12.2017 tarihli ve 21.03.2018 tarihli resmi akitlerle satış suretiyle temlik ettiği dosya kapsamından sabittir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 297/2 (1086 sayılı HUMK’un 388/son) maddesi uyarınca, hüküm sonuç kısmında; isteklerden her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Eldeki davada kayıt malikine karşı açılan dava kabul edilmesine rağmen, davada davacının tazminat isteği bulunmadığı gözetilerek, kayıt maliki olmayan davalı vekil aleyhine açılan dava itibariyle olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Dolayısıyla …nın 297. maddesine aykırı hüküm tesis edilmiştir. Aynı zamanda kayıt malikine karşı açılan davanın gerekçeli karara göre vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle kabul edildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında davanın yolsuz tescil nedeni ile kabul edildiğinin yazılması yerinde olmadığı gibi, dava konusu parseller itibariyle iptal edilecek payların hüküm fıkrasında gösterilmemesi de yerinde olmamıştır.” gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyann Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2021 tarihli ve 2020/304 E., 2021/286 K. sayılı kararıyla; davalı … yönünden davanın kabulüne, diğer davalı … yönünden ise davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
4. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
5. İstinaf Nedenleri
Davalı … vekili; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazları vekaletle …’dan satın alan müvekkili …’in iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, verilen karardan dolayı maddi manevi mağdur duruma düştüğünü, müvekkilinin tapuları iyi niyetli olarak para karşılığında satın aldığını, davaya konu taşınmazların bilirkişi raporunda imarsız tarla üzerine yapılmış bir bina olduğunun belirtildiğini, bu nedenle değerinin yüksek olmasını beklemenin mümkün olmadığını, diğer tapuların tamamının çok hisseli taşınmazlar olduğunu, Mahkemenin diğer hisse sahiplerini kapsayacak şekilde tedbir kararı verdiğini, verilen tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili …’in yapılan işlemin muvazaalı bir işlem olup olmayacağını bilebilecek durumda olmadığını, davacının müvekkili … ve … hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetçi olduğunu ve takipsizlik kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının hem Savcılık soruşturma dosyasında hem de iş bu davada iddia ve beyanlarını ispat edemediğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
6. Gerekçe ve Sonuç
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 04.04.2022 tarihli ve 2022/415 Esas, 2022/681 Karar sayılı kararıyla; davalı … satışın gerçek bir satış olduğunu savunsa da satım bedellerinin vekile ödendiğine ilişkin bir belge sunmadığı gibi, Savcılığa verdiği ifadede vekil davalıdan daha önceden de sık sık taşınmaz aldığını taşınmaz alım satım işi ile uğraştığını davalı vekil ile öncesine dayalı tanışıklıklarının olduğunu ve dükkana sık sık gidip geldiğine ilişkin beyanı, tanık …’in, davalı kayıt maliki Ümit’in davalı vekil …’ın yanında çalıştığına ilişkin beyanı ile tanık …’un davaya konu taşınmazlardan 375 no.lu parsel üzerindeki evin davalı vekil …’ın eşi olduğunu söyleyen kişi tarafından kullanıldığına ilişkin beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davalı …’in vekil ile işbirliği içerisinde hareket ettiğinin sabit olduğu, bu nedenle davalı …’in iyi niyetli sayılamayacağı ve TMK’nın 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davalı … vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı … vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyip, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, Türk Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390.) aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
3.2.2. Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
3.2.3. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3.2.4. 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesinde; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı …’un, Afyonkarahisar …. Noterliğinin 02.10.2017 tarihli ve 13514 yevmiye no.lu, içerisinde satış yetkisi de bulunan vekaletnamesi ile davalılardan …’ı vekil tayin ettiği, davalı vekil …’ın davacı adına kayıtlı çekişme konusu 1108 – 306 ve 375 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 01.12.2017 tarihli satış işlemi ile 1991 – 306 – 1493 ada 8 – 3568 ada 1 – 3771 ada 3 ve 4 – 70 ada 67 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını ise 21.03.2018 tarihli satış işlemi ile diğer davalı …’e temlik ettiği anlaşılmaktadır.
3.3.2. Davalı vekil …’ın vekalet görevini kötüye kullandığı, diğer davalı … ile el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları, davalı …’in iyiniyetli kabul edilemeyeceği gözetilerek, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
3.3.3. Ne var ki; dava konusu bir kısım taşınmazların yargılama aşamasında güncelleme kadastrosuna tabi tutulduğu ve 306 no.lu parselin 4792 ada 3 parsel, 375 no.lu parselin 2038 da 12 parsel, 1991 no.lu parselin 4856 ada 19 parsel ve 1108 no.lu parselin ise 4810 ada 1 parsel olduğu anlaşılmakla, kaydı kapatılan eski parseller üzerinden hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kök parsellerde davacı tarafından davalıya temlik edilen payların yeni oluşan parsellere hangi oranda gittiği saptanarak hüküm kurulması ve yine kaydı kapanmayan diğer parseller yönünden ise davacının devre konu ettiği paylar gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, metrekare üzerinden oran kurulmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, dosyanın kararı veren Afyonkarahisar 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.12.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.