YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/21157
KARAR NO : 2008/6538
KARAR TARİHİ : 24.04.2008
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle davacının davalı şirkete ait araç ile Kocaelinden Ankara’ya götürülüp işveren vekilinin talimatı ile Ankara’dan Kocaeli’e Efetur Otobüs firmasına ait araçta yolcu olarak dönerken kazaya uğraması sonucu davacının oluşan zararından risk hazariyesi gereğince davalı işverenin sorumlu bulunmasına ve davalı işverenin ödeyeceği tazminatı açacağı rücu davası ile Otobüs İşletmesi ve sürücüsünden talep edebilmesine göre, davalının ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş görmezliğe uğrayan sigortalının uğradığı maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece Borçlar Kanunun 43–44.maddelerinin uygulanmasında yanılgıya düşüldüğü, somut olayda her iki maddenin de uygulanma koşullarının bulunmadığı görülmektedir.
Maddi tazminat davalarının yasal dayanaklarından birini oluşturan B.K.’nun 43.Maddesi tazminatın belirlenmesinde, hakime, kimi görevler yanında, geniş bir takdir hakkı tanımıştır. Böylece gerçekçi ve adil bir sonuca ulaşmak amaçlanmıştır. Uygulamada, kabul edildiği üzere; maddi tazminat hesapları, bilinen bir takım veriler yanında, varsayımlara da yer vererek bir sonuca ulaşır. Gerçi, insan yaşamının kutsallığı, beden ve ruh sağlığının korunması ve bu alanda uğranılan zararların, hiç bir şekilde para ile karşılanmasının mümkün olmadığı düşünülebilirse de, hukuk sisteminin başka bir giderim yöntemi öngörmemiş olması karşısında, zorunlu bu tür bir hesaplama yoluyla, zarara uğrayanın tatmini sağlanmaya çalışılmaktadır.
İşte, hakim, bu tür davalarda, sonuca ulaşırken, hesaplamaya ilişkin, maddi unsurları, tarafların kusur durumlarını, sorumluluğa ilişkin temel hukuk ilke ve esasları yanında, tarafların, sosyal ve ekonomik koşullarını hep birden değerlendirmek zorundadır. Maddi tazminatın, hiç bir zaman zenginleştirme aracı olmadığı ve özendirici nitelik göstermemesi gereği göz ardı edilmemeli ve bu arada, sözü edilen tazminatın bir tarafın zararını karşılarken, diğer tarafın, ekonomik veya ticari hayattan silinmesini gerektirecek boyutlara ulaşması önlenmelidir. Bu nedenle, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmalı, zararı ödemekle yükümlü işverenin iş hacmi, işletmesinin büyüklüğü, kaç işçi çalıştırdığı saptanmalı, tazminatın sonuçlarına katlanıp katlanamayacağı yönünde ön bilgiler toplanmalıdır. Kısaca, tazminat belirlenirken bunun toplumda yaratacağı olumsuz durumlar
göz ardı edilmemeli ve toplumsal denge ve çıkarlar da korunmalıdır. Bu durumda hakim toplayacağı kanıtlar sonucu gerektiğinde B.K’nun 43.maddesinin kendisine verdiği yetkiyi kullanmak suretiyle, hakkaniyete uygun indirim yoluna gitmeli ve tazminat belirlenmenin gerçekçi niteliğini ortaya koymalıdır.
Somut olayda tarafların hal ve mevkiine, tazminatın miktarına, zararın meydana gelmesinde davacıya affedilecek bir kusur bulunmamasına, zararın tazmihininde davalıyı müzayakaya bırakmayacağının belirgin olmasına göre dava konusu olayda Borçlar Kanununun 43. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığı gözetilmeksizin anılan maddeye dayanılarak hakkaniyet tazminattan indirim yapılması ayrıca kabul şekli bakımından da reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden yürürlükteki tarifeye göre davalı yararına az avukatlık ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1- Davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 15.640,38 YTL maddi tazminatın15.4.2001 olan olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi tazminat isteminin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden 1.764,03 -YTL, avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine reddedilen bölüm üzerinden 2.341.62 YTL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3- Davacı tarafından yapılan toplam 250,00 YTL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre takdiren 105,00 YTL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan masrafın davacı üzerine bırakılmasına
4-Alınması gereken 844.58 YTL ilam harcından peşin alınan 490,24YTL nispî harcın düşülmesiyle kalan 354,34 YTL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 490,24 YTL nispî harç ile 3.24 YTL başvuru harcı olmak üzere toplam 493,48 YTL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenelerden davalıya yükletilmesine, 24.4.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.