YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1903
KARAR NO : 2023/847
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet
… 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2020/313 Esas, 2021/500 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 20.04.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.12.2022 tarihli ve 2021/29728 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/156420 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/156420 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Somut olayda, sanığın eylemine uyan basit yaralama suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu nazara alındığında, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkeme huzurunda savunmasının alındığı 17.3.2009 tarihinden, hükmün açıklandığı 20.04.2021 tarihine kadar geçen 12 yıl 1 ay 3 günlük süreden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 18.04.2009 tarihi ile denetim süresi içerisindeki suçun işlendiği 27.11.2010 tarihi arasında geçen 1 yıl 7 ay 9 günlük durma süresi çıkarıldığında, bakiye kalan 10 yıl 5 ay 24 günlük sürede 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin tamamlandığı gözetilmeden, kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. Resmî nüfus kayıt örneklerine göre suç tarihinde evli olan taraflar arasında müşterek ikâmetlerinde bulundukları sırada, ev meselesinden çıkan tartışmada hükümlünün, eliyle vurmak suretiyle mağduru, Çukurova Üniversitesi Adlî Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca tanzim olunan, 01.07.2008 tarihli adlî muayene raporunda belirtildiği üzere; “Sol skapula üstünde eritemli zeminde 5 cm.’lik abrazyon, sağ infraskapular bölgede 15 cm.’lik ekimoz, 3 cm. eritem, sağ lomber bölgede 2cm.’lik ekimoz, koksis bölgesinde 0.5 cm. çaplı yüzeyel sıyrık, sağ deltoidte 4 cm çapında ekimoz, boyun arka tarafta 3 cm.’lik eritem, sol dirsekte 3 cm. çapında ekimoz ve 2 cm.’lik yüzeyel sıyrık, sağ cruris ön yüzde 2 adet dairesel ekimoz. sol cruris ön yüzde 3 cm.’lik yüzeyel sıyrık, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikeye neden olmaz.” şeklinde yaraladığı belirlenmiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci fıkrasının (e) bendine göre;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
(e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.”
4. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası; “Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” şeklinde düzenlemeye haizdir.
5. Hükümlü hakkında açılan kamu davasına konu suçun, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bulunduğu ve 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu belirlenmiştir.
6. Hükümlünün atılı suçu 01.07.2008 tarihinde işlediği, 17.03.2009 tarihinde savunmasının alındığı, 17.03.2009 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 18.04.2009 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün 27.11.2010 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca zamanaşımının 18.04.2009 ilâ 27.11.2010 tarihleri arasında 1 yıl 7 ay 9 gün süreyle durduğu, deneme süresinde işlenen suç tarihi olan 27.11.2010 tarihinden itibaren yeniden işlediği anlaşılmakla; 17.03.2009 tarihinden itibaren durma süresi de gözetildiğinde hükmün açıklandığı 20.04.2021 tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 26.10.2017 tarihinde dolması nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinden kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2020/313 Esas, 2021/500 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.