YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12922
KARAR NO : 2023/94
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2020 tarihli ve 2019/446 Esas, 2020/176 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2020/1184 Esas, 2021/642 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Mağdurun beyanlarının istikrarlı olduğuna, mevcut raporlarla doğrulandığına, sanığın baba çocuk ilişkisini aşacak şekilde şehevi duygularla hareket ettiğine, beraat hükümünün suçun maddi ve manevi unsurları oluştuğundan usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanık hakkında kurulan beraat hükümünün suçun maddi ve manevi unsurları oluştuğundan usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdurun müşteki ve sanığın ortak çocukları olduğu, müşteki ve sanığın boşanması sonrası mağdurun velayetinin anneye bırakıldığı, mağdur ve müştekinin Londra’da yaşamaya başladıkları, 2016 yılı yaz ayında mağdurun Türkiye’ye gelip babası ile mahkeme kararı uyarınca kişisel ilişki kurduktan sonra yeniden Londra’ya döndüğü, şikayetçinin, mağdurun Londra’ya dönmesinden sonra psikolojik durumunda değişiklik olduğunu fark ettiği ve mağdurun babası tarafından cinsel istismara uğradığından şüphelendiği iddia edilen olayda sanık hakkında cinsel istismar suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
2. Yargılama sırasında sanık, alınan savunmasında özetle; müşteki ile 2007 yılında evlendiklerini, mağdurun ortak çocukları olduğunu, müştekinin 2011 yılında görevi sebebiyle ortak çocuklarını da alarak yurt dışına gittiğini ve 4 yıl süreyle orada kaldığını, görev süresinin bitmesine yakın sanığa Türkiye’ye geri dönmek istemediğini ve boşanmak istediğini söylemesi üzerine 2015 yılında boşandıklarını, boşandıktan 1 yıl sonra müştekinin boşanma protokolüne aykırı olarak oğluyla görüşmesine kısıtlamalar koymaya başladığını, çeşitli bahaneler öne sürerek oğluyla görüşmesini engellediğini, bir süre sonra oğlunun da annesi ve Londra’da birlikte yaşadığı kişinin isteğiyle görüşmeleri kısa tutmaya başladığını, 2015 yılı Temmuz ayında oğlunu alarak Türkiye’ye geldiğini, oğlunun Türkiye’de 34 gün kaldığını, bu sürenin tamamına yakınında annesi ve babasının yanlarında
olduğunu, sadece ilk 6 günü yalnız geçirdiklerini, iddia edildiği gibi oğlu ile birlikte banyoya girmediğini, sadece duşun sıcaklığını ayarlayıp çıktığını, Londra’ya döndükten sonra müştekinin bir daha oğlunu kendisi ile görüştürmeyeceğini söylediğini, bunun üzerine velayet davası açmaya karar verdiğini,
oğlunu görmek üzere 2016 ve 2017 yıllarında Londra’ya gitmesine rağmen görüşemediğini, Londra’dan
Türkiye’ye döndükten sonra sahte bir gmail hesabından dava konusu olayları içeren maillerin gelmeye başladığını, mesajların çalıştığı işyerlerine, resmi kurumlara, basın yayın kurumlarına gönderilmeye
başlandığını, mailler üzerine velayet davasını açtığını, dava konusu eylemleri hiçbir zaman yapmadığını beyan etmek suretiyle atılı suçu inkar etmiştir.
3. Müşteki ve mağdur yurt dışında olmaları sebebiyle ilk celse dinlenememiş, müşteki vekilleri, müvekkilinin hamile olduğunu, yolculuk yapamayacağından, bir sonraki duruşmanın bu durum gözetilerek ileri bir tarihe atılması talebinde bulunmuş ancak bu durum gözetilerek verilen duruşma gününe de müvekkilleri ile mağdurun katılımını sağlayamamışlardır. Bu durumda yargılamanın sürüncemede kalmaması açısından mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) alınan beyanı hükme esas alınmıştır. Buna göre mağdur; biyolojik babası olan sanığı en son 2016 yılında gördüğünü, öncesinde yılda iki kez görüştüklerini, İstanbul’da sanığın evinde kaldığı sırada duştayken sanığın yanına geldiğini ve pipisine 25-30 defa hızlı hızlı dokunduğunu, gece yatmak için yatağına gittiğinde arkasından gelip pijamasını indirdiğini ve poposuna dokunduğunu, bu hareketleri farklı zamanlarda birkaç kez yaptığını beyan etmiştir.
4. Mağdurun ÇİM’de alınan ifadesine ilişkin CD görüntülerinin duruşmada izlenmesi sırasında; mağdurun anlatımında ve vücut dilinde korktuğu, kendisine kötü davranıldığı (Cinsel anlamda) yönünde herhangi bir izlenim bulunmadığı, son derece rahat ve normal bir konuyu anlatır tarzda bir hali olduğu görülmüştür.
5. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir arada değerlendirildiğinde; cinsel istismar suçunun oluşabilmesi için, cinsel duyguların tatmini hususunun önem kazandığı, mağdurun sanığın öz oğlu olduğu, yılda birkaç kez görüşme olanağı bulunan baba-oğulun geceleri birlikte uyumasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, sanığın olayın olduğu tarihte 5 yaşında olan mağdura banyo yaparken yardımcı olmasının ebeveynlik görevi olduğu, mağdurun anlatımlarından da babası olan sanığın eylemlerini cinsel duygularını tatmin amacıyla ya da şehvet hissi uyandıran bir amaçla yaptığının anlaşılamadığı, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında suça konu eylemin cinsel amaç taşıması gerektiğinin belirtildiği, sanık ile müşteki arasında çocukla olan görüşmelerin engellenmesi nedeniyle bir husumet olduğu, taraflar arasında halen süren velayet davası bulunduğu, dosyada tek delil olarak bulunan, olayın gerçekleştiği iddia edilen tarihte 5 yaşında olan ve 2016 yılından bu yana babası ile görüşemeyen mağdurun beyanlarında sürekli aynı evde yaşadığı annesi olan müştekiden etkilenmiş olabileceği, dosyada mevcut İngiltere’de alınan raporda da cinsel istismardan söz edilmediği, sanık hakkında her ne kadar zincirleme şekilde on iki yaşından küçük çocuğuna karşı cinsel istismar suçundan cezalandırılması talebiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de sanığın atılı suçu işlediğine dair şüpheden uzak, kesin ve somut bir delil bulunamadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılanlar Vekili ile Bakanlık Vekilinin Atılı Suçun Maddi Unsurlarının Oluştuğuna Yönelik Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik Temyiz Sebepleri
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanunî düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2020/1184 Esas, 2021/642 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2023 tarihinde karar verildi.