Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/14687 E. 2023/193 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14687
KARAR NO : 2023/193
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2019/191 Esas, 2022/208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 13.09.2022 tarihli ve 2022/1566 Esas, 2022/1748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında hüküm kurulurken alt sınıra yakın bir ceza verilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılırken üst sınırın uygulanmaması ve vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın suç işleme kastının olmadığı, cinsel istismar amacıyla herhangi bir eyleminin bulunmadığı, atılı suçu işlediğine dair somut ve yeterli delil bulunmadığı, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve masumiyet karinesi göz önüne alınarak hüküm kurulması gerektiği, teşdiden hüküm kurulmasının gerekçesinin olmadığı, sanığın ceza sorumluluğunun azalmış olduğunu tespit eden sağlık kurulu raporunun olay tarihine en yakın tarihte alınan rapor olması nedeniyle dikkate alınması gerektiği gözetilmeden sonradan alınan raporlar doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, sanık hakkında başka bir dava dosyasında 5237 sayılı Kanun’un 32 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesine rağmen ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulduğu, sanığın bir kısım beyan ve davranışları, katılanların ve başka bir dava dosyasında A.K. isimli şahsın beyanlarından da sanığın akli dengesinin yerinde olmadığının anlaşıldığı, bu hususta tanık deliline başvurulabileceği, katılanların beyanlarının tutarsız ve çelişkili olduğu, katılanlar Hülya ile Muharremin mağdurenin adli muayenesine rıza göstermedikleri, dosya kapsamındaki mesajların eksik ve tek taraflı olup mesajların tamamının tespiti bakımından ilk derece mahkemesince herhangi bir araştırma yapılmadığı, mağdure ile sanık arasında gönül bağı olup olmadığı ve mağdurenin rızasının bulunup bulunmadığının mahkemece re’sen araştırılması gerektiği, sanığın beyanları nazara alındığında mağdurenin ailesi tarafından baskı veya olumsuz bir tutuma maruz kalmaması için mesajların tamamını mahkemeye sunmadığı, bu durumun da mağdurenin rızasına karine oluşturduğu ve bu kapsamında rızanın varlığının ispatı halinde 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanma ihtimalinin gündeme geleceği, tanık Ö.N.’nin gördüğünü beyan ettiği mesajların içerikleri hakkında detaylı bilgi vermediği, mesajların sanık tarafından atıldığının dahi kesin olarak bilinmediği ve mesajların eksik sunulması hususunda araştırma da yapılmaksızın tanık beyanına itibar edilmesinin uygun olmadığı, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eksik inceleme ile karar verildiği, sanığın üzerine atılı suçun işlendiğinin kabul edilmesi halinde ise 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 105

inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen suçları oluşabileceği gözetilmeden ve mağdurenin on beş yaşından büyük olup 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde tanımlanan suçun sübutu da tartışılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2019 Tarih, 2019/21457 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının mahkememizce yapılan yargılama sonucunda;
2. Sanık gerek soruşturma sırasında ve gerekse kovuşturmada vermiş olduğu beyanlarında mağdurun kendisinin karısı olduğunu, ortak çocukları olduğunu, dini nikahlı olduklarını, yakalandığında elinde orak bulunduğunu beyan ederek tutarsız ve iddiaya ilişkin olmayan savunmalarda bulunmuş, bu haliyle mahkememizce daha önceden sanık Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden almış olduğu raporda gözetilerek gerekli hasta müşahede evrakları da temin edilerek Adli Tıp Kurumuna sevki sağlanarak, sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçu nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı yönünde rapor temini cihetine gidilmiş ve Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 29.01.2021 tarih, 505 sayılı kararıyla sanığın işlediği suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu mütalaa edilmiştir.
3. Mağdurenin iddialarında herhangi bir silahtan bahsedilmemiş olup, mağdur sanığın kendisini okula giderken gördüğünü ve kendisine mesaj attığını, okul çıkışlarında yolunu kestiğini, kendisine sarılıp zorla öptüğünü, göğüslerini ve vajinasını elbisesinin içinden ellediğini, bu nedenle okulunu dahi değiştirmek zorunda kaldığını beyan etmiş ve mağdurenin anlatımlarını tanık Ö.N. gerek hazırlıkta ve gerekse kovuşturma sırasında yeminli beyanla doğrulamıştır.
4. Tüm dosya kapsamına göre sanığın suç tarihi itibariyle on beş yaşından küçük katılan mağdureyi okul yolunda takip ederek yanına gelip zorla öptüğü, özel bölgelerine temas ettiği, elbisesinin içinden dokunduğu, sanığın bu cinsel amaçlı temaslarının anlık ve kesintili olmadığı bir süre devam ettirdiği, sanığın eylemlerinin sarkıntılık boyutunu aşıp istismar boyutunda olduğu, evinin önüne giderek katılanı rahatsız ettiği, bu eylemlerini birden fazla kez gerçekleştirdiği, samimi görülen mağdur beyanı, dosya içerisinde bulunan mesaj kayıtları ve tanık beyanlarıyla sabit görülmekle suç tarihi itibariyle sanığın teselsül ederek birden fazla kez cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde bulunmayacak şekilde 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde belirtildiği şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varılarak hüküm tesis edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmış, kendisini vekille temsil ettiren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yararına vekalet ücreti hükmedilmemesi hukuka aykırılık kabul edilerek bu hususun davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülerek hüküm fıkrasına “Kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca takdir edilen 10.250 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak

katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilmesine” ibaresinin eklenmesi, diğer hususların ise aynı kalması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Olayın intikal şekli, katılanların aşamalardaki beyanları, tanık beyanları, adli raporlar, savunma ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alındığında; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 13.09.2022 tarihli ve 2022/1566 Esas, 2022/1748 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.01.2023. tarihinde karar verildi.