YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13699
KARAR NO : 2023/42
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzelterek esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2020/158 Esas, 2021/95 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca hapis cezası ile cezalandırılmasına ve karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli ve 2021/562 Esas, 2021/1083 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının hükmün birinci bent dördüncü paragrafında yer alan ”Yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiğine ilişkin herhangi bir söylem ve eylemi dosya içeriğine yansımayan sanığın kişilik özellikleri dikkate alınarak hakkında TCK nun 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,” şeklindeki paragrafın hüküm metninden kaldırılarak; yerine aynı yere kaim olmak üzere; “Sanığın sabıkasız oluşu ve soruşturma aşamasındaki ifadeleri ile yargılamaya katkısının olması nedeniyle, yargılama sürecindeki olumlu hali lehine takdirî hafifletici neden kabul edilerek cezasından TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,” bendinin eklenmesi ve daha sonraki bölümlerin aynen bırakılması suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 280/1 maddesi uyarınca düzelterek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.10.2022 tarih 2022/116673 sayılı Tebliğname ile özet olarak; İlk derece mahkemesince basit cinsel istismar suçunun işlendiği kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1.) cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılması şeklinde kurulan hükümle ilgili istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği hususundaki değerlendirmenin delil takdirine ilişkin olması sebebiyle 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu husustaki değerlendirmenin mezkur Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca duruşmalı yapılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmediğinden bahisle bozulması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık Müdafisinin Temyiz Sebepleri
Tanık beyanlarının eksik değerlendirildiği, mağdurun adli tıp kurumuna sevki ile beyanlarının esas alınıp alınamayacağına ilişikin rapor alınmadığına, keşif yapılarak bilirkişi raporu alınıp alınamayacağına, dosya kapsamındaki tüm vücut izlerinin vücut artığı delillerinin parmak izlerinin adli tıp kurumuna gönderilerek suç vasfının belirlenmesi gerektiğine, müştekiye ait ses kaydının adli tıp uzmanlarınca incelenmesi uzman psikologlarca değerlendirilmesi gerektiğine, olay yerine gelen ilk kolluk kuvvetlerinin tutanak tutan polis memurlarının ifadesinin alınması gerektiğine, geçmişten gelen husumete yönelik bunun yapıldığı hususunda delil toplanmadığına, eylemin sarkıntılık aşamasında kaldığına ve tahliyeye yöneliktir.
2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri
Akrabalık ilişkisi de dikkate alınarak sanığın üst hadden cezalandırılması gerektiğine, şartları oluşmadığı halde taktiri indirim nedenlerinin uygulandığına, kurum lehine vekalet ücreti verilmediğine yöneliktir.
3. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında şartları oluşmadığı halde takdirî indirim nedenlerinin uygulandığına yöneliktir.
4. Katılan … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında şartları oluşmadığı halde takdirî indirim nedenlerinin uygulandığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık hakkında Bodrum Cumhuriyet Başsavcığının iddianamesi ile öz yeğeni olan mağdura yönelik nitelikli cinsel istismar suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1.) cümlesi ve aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. Yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında; sanığın gece 04.00 sıralarında uyumak amacıyla öz yeğeni olan 2003 doğumlu mağdurun odasına gittiği, bu sırada odasında uyumakta olan mağdurun yatağına yattığı, mağdurun hareket etmesini engellemek amacıyla kendi bacaklarıyla, mağdurun bacaklarını sardığı, bu sırada mağdurun uyanması üzerine iki eliyle mağdurun başını tutarak yüzünü kendisine çevirdiği, ardından dudaklarından öptüğü, dilini mağdurun ağzına soktuğu, mağdurun iç çamaşırından elini içeri sokarak bir kaç kez mağdurun cinsel organını sıktığı, poposunu okşadığı, kendi cinsel organını giysilerini çıkartmadan mağdurun eşofmanı üzerinden poposuna sürttüğü, mağdurun, sanığı itmesi üzerine sanığın başını duvara çarptığı, bunun üzerine mağdurun kurtularak odadan çıktığı nitelikli cinsel istismar suçunun oluşabilmesi için mağdur veya sanığa ait organlardan birinin cinsel organ olması gerektiği, somut olayda bu durumun gerçekleşmediği, dolayısıyla sanığın bu eyleminin nitelikli cinsel istismar suçuna vücut vermediği, sanığın, kendisinin ve mağdurun kıyafetlerini çıkartmadan cinsel organını mağdurun poposuna sürtmesi, dudağından öpmesi, dilini mağdurun ağzına sokması, mağdurun cinsel organını ve poposunu ellemesi şeklindeki eylemleri göz önünde bulundurulduğunda, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturacağı kabul edilerek, sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Sanığın, misafirlik amacıyla kız kardeşinin evine gitmesi, burada öz yeğeni olan ve 17 yaşındaki bir erkek çocuğuna karşı cinsel istismarda bulunması, mağdurun yaşadığı travma, cinsel istismar teşkil eden eylemlerinin niteliği, dolayısıyla suçun işlenme şekli, işlediği yer, meydana gelen zararın fazlalığı, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 61 inci maddeleri gereğince temel ceza alt sınırdan uzaklaşmıştır. Yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiğine ilişkin herhangi bir söylem veya eylemi dosya içeriğine yansımayan sanığın kişilik özellikleri dikkate alınarak, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uygulanmıştır. Katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verildiği görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden “Sanığın sabıkasız oluşu ve soruşturma aşamasındaki ifadeleri ile yargılamaya katkısının olması nedeniyle, yargılama sürecindeki olumlu hali lehine takdirî hafifletici neden kabul edilerek cezasından TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,” bendinin eklenmesi ve daha sonraki bölümlerin aynen bırakılması suretiyle, hüküm düzeltilerek esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak tebliğnamedeki bozma yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanık hakkında üste hadden ceza verilmesini gerektiğine ve takdirî indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
C. Katılan Mağdur Vekili İle Katılan … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Dosya kapsamı ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanık hakkında takdirî indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
D. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurun aşamalardaki beyanları, tanık beyanları, adli rapor, bilirkişi raporu, sanık savunması ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak sanık müdafiinin eksik araştırmaya, savunma hakkının kısıtlandığına, sübuta, vasfa ve sair hususlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli ve 2021/562 Esas, 2021/1083 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan mağdur vekili, katılan … vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.