YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14603
KARAR NO : 2023/253
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.09.2019 tarihli ve 2018/376 Esas, 2019/325 Karar sayılı kararı ile sanıklar haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin bir, iki
ve üçüncü fıkrası uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2020/486 Esas ve 2020/965 Karar sayılı kararı ile sanıklar haklarında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili ile sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.09.2022 tarihli ve 14-2020/75992 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ve Ek Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanıklar Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle
Mağdurenin savunma hakkı bağlamında soru sorulmak üzere duruşmada hazır edilmesi taleplerinin reddi kararlarına rağmen mağdure ve annesinin çelişkili beyanları dışında delil olmadığına, sadece mağdure beyanın esas alındığına, sanıkların savunmaları, ATK raporu, adli muayene raporları, mağdurenin Adem isimli arkadaşına verdiği ifadeler ile tüm delillere göre cinsel istismar suçunu işlemediklerine, sanıklar ile aralarında husumet olduğuna, yaş raporunun yetersiz olduğuna, suçlamayı kabul etmemekle birlikte hata hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine, tutukluluk halinin devamı kararının gerekçesiz olduğuna, suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığından beraatlerine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle
Cezaların alt sınırdan verilmesi, takdiri indirim yapılması, vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay tarihinde katılan …’nın sanıklar Mehmet Volkan ve Remzican ile buluştuğu ve birlikte sanıklardan Mehmet Volkan’ın evine gittikleri, katılan …’nın burada alkol aldığı sonrasında ilk olarak Remzican’ın katılan ile vajinal yoldan ilişkiye girdiği, sonrasında evden ayrıldığı ve Mehmet Volkan’ın katılanın yanına gelerek vajinal yoldan ilişkiye girdiği, tespit edilen bilimsel deliller, sanık savunmaları ve katılanın alınan beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanık savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve katılanın beyanlarına itibar edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanıkların atılı suçu kabul etmemeleri, mağdurenin hymen muayenesine göre kızlık zarının
yırtılmaksızın duhule müsait olduğunun tespiti, sürüntü örneklerinde DNA profiline rastlanmaması, tanık Adem’in 10.05.2018 tarihli kolluk ifadesinde mağdurenin gece Volkan’ın evinde kaldığını ve az daha birlikte olacaktık şeklinde kendisine beyanda bulunduğu yönündeki anlatımı, mağdurenin kısmi çelişkiler içeren beyanları da nazara alındığında;
5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun’un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda ilk derece mahkemesince olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin duruşmaya getirilerek, iddiaya konu hususlarla ilgili ayrıntılı şekilde dinlenip çelişkiler giderildikten sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi karşısında, anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Açıklanan nedenlerle tebliğnamede sanıklar haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ile sanıklar müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2020/486 Esas ve 2020/965 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza
Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.