Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/10759 E. 2023/194 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10759
KARAR NO : 2023/194
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Reşit olmayanla cinsel ilişki
HÜKÜM : Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.10.2018 tarihli ve 2017/287 Esas, 2018/268 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 26.10.2020 tarihli ve 2019/1021 Esas, 2020/1317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanığın eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki kabul edilip bu suçtan 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi; mağdurenin sürekli sanık tarafından darp ve tehdit edilmesi nedeniyle sanıkla görüşmek zorunda kaldığına, bu hususun ilişkiye rıza gösterildiği anlamına gelmediğine, eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturacağının kabulü halinde dahi eylem sayısının çokluğu ve eylemlerin cebirle kullanılarak gerçekleştirilmesi nedeniyle cezanın alt sınırdan verilmemesi gerektiğine, takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine ve lehe vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabulünde şikayetin 6 aylık süresinden sonra yapılması nedeniyle kamu davasının düşürülmesi, sanığın savunmasında yüzeysel sevişmeden bahsetmesi ve sanığın evine rızası doğrultusunda gitmesi nedeniyle atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. İlk derece mahkemesi oy çokluğuyla verdiği kararda; mağdurenin aşamalardaki istikarlı beyanları, mesaj içerikleri, sanığın annesi olan tanığın beyanlarını nazara alarak sanık tarafından şiddete maruz kalan mağdurenin sanık ile rızaya dayalı olarak birliktelik yaşamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurmuştur.

2. Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak suç tarihinden sonra da mağdure ile sanığın görüşmeye devam ettiklerini gösteren mesajlar, eylemin zorla gerçekleşmesi halinde böyle bir mesajlaşmanın mümkün olmayacağı gerekçesiyle sanık ile mağdure arasındaki cinsel ilişkilerin rıza ile gerçekleştiği kabulüyle reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkumiyet hükmü kurmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Suçun Sübutuna ve Vasfına Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde; 03.04.2015 tarihli vajinal muayene raporu ile mağdurenin ilişki iddiasının doğrulanması, savunma, sanık ile mağdurenin sevgili olduklarını ve suç tarihinden sonra da görüştüklerini gösteren mesaj içerikleri, sanığın annesi olan tanık P.’nin sanığın mağdureyi darp etmesi sorasında dahi görüşmeye devam ettiklerini belirtmesi, mağdurenin son cinsel ilişkinin 2015 yılı Mart ayının üçüncü veya dördüncü haftasında gerçekleştiğini beyan etmesi ve 02.04.2015 günü sanık hakkında şikayetçi olması karşısında, eyleme uyan suç vasfının doğru olarak belirlendiği ve son eylem tarihinin üzerinden altı aylık şikayet süresi geçmeden şikayetçi olunduğu anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Temel Cezada Teşdit Uygulanması ve Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanmaması Gerektiğine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde; 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında düzenlenen “Reşit olmayanla cinsel ilişki” suçundan tayin edilen temel cezanın “2 YIL” hapis cezası olarak belirlenmesinde ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde sayılan “Sanığın geçmiş hali, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları ve cezanın sanığın geleceği üzerinde olası etkileri” gibi dosya kapsamıyla örtüşen hususlar gerekçe gösterilerek takdiri indirim hükmünün uygulanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanunî düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 26.10.2020 tarihli ve 2019/1021 Esas, 2020/1317 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.01.2023 tarihinde karar verildi.