Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/13983 E. 2023/30 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13983
KARAR NO : 2023/30
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2017 tarihli ve 2015/171 Esas, 2017/78 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun … istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun, (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı yasa ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.05.2017 tarihli ve 2017/1099 Esas, 2017/1246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafi ile katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 23.10.2019 tarihli ve 2019/2032 Esas, 2019/11923 Karar sayılı kararı ile yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirî ile anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, mağdurun ruh sağlığındaki bozulmanın cezada artırım nedeni olabilmesi için ilk derece mahkemesince eylem sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu ya da Adli Tıp Kurumu ölçütlerine göre Yüksek Öğrenim Kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerde oluşturulacak heyetten rapor alındıktan sonra 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası tatbiki hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, iki hekim tarafından düzenlenen 24.06.2014 günlü rapora göre lehe kanun değerlendirmesi yapılarak hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2020 tarihli ve 2019/560 Esas, 2020/226 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun … istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2020 tarihli ve 2019/560 Esas, 2020/226 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.10.2021 tarihli ve 2021/16570 Esas, 2021/8482 Karar sayılı kararı ile yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” düzenlemesi gözetilip, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili maddeleri

olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime elverişli şekilde kararda gösterilerek yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

6. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/657 Esas, 2021/631 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun … istismarı suçundan, 6545 ve 6763 sayılı yasalar ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 14 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri
Mağdurun beyanlarının somut olmayıp beyanları arasında çelişkiler bulunduğuna, … kayıtlarının yeterince araştırılmadığına, yanlış numara verilmesi sebebiyle kayıtların dava dosyasına yanlış getirtilmesinden dolayı eksik araştırmayla karar verildiğine, mağdurun annesinin sanığa iftira atması için mağduru yönlendirdiğine, sanığın mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, olayın sübuta ermediğine,

Sanık hakkında hüküm kurulurken zincirleme suç hükümleri ile ruh sağlığındaki bozulmaya ilişkin artırım maddelerinin uygulanmaması gerektiğine ve sair temyiz sebeplerine,
ilişkindir.

Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında kurulan hükümde cezada orantılılık ilkesi gereği alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine, sanık hakkında kurulan hükümde sanığın gerçekleştirdiği eylem sayısı nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca üst sınırdan artırım yapılması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirimin uygulanmaması gerektiğine ve sair temyiz sebeplerine,
ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Katılan …’nin ilk evliliğinden … isminde bir kızının olduğu, boşandıktan sonra ise 15.04.2001 tarihinde sanık …’la evlendiği, bu evliliğinden de … ve … … isminde iki çocuğunun olduğu, sanık …’nın ilk evliliğinden olan 4 çocuğu ile birlikte annesini de alarak katılan …’yle birlikte Kaynarca’daki evde yaşamaya başladığı, katılan … ile sanık arasında geçimsizliğin başlayıp devamlı kavga ettikleri, sanığın katılanı devamlı dövdüğü, mağdur … 7 yaşlarında iken Kaynarca’da oturdukları bu evde üvey ablası … … ve babaanne … …’la

birlikte uyuduğu, abla …’nin üniversiteyi kazanması nedeniyle devamlı kendileriyle kalmadığı, genelde babaanne …’yle birlikte uyuduğu, uyudukları vakit ise üvey baba olan sanığın odaya gelerek elini yatağın altından sokmak suretiyle … organına dokunduğu, bu hareketlerini hemen her gün yaptığı, mağdur bu hareketleri farkettiğinde ya hemen bırakıp odadan çıktığı ya da “Üzerin açık kalmış, örtmeye geldim” diyerek geçiştirdiği, babaannenin bu durumu hiç farketmediği, 3-4 sene bu evde oturduktan sonra Maltepe’ye taşındıkları, bu arada babaannenin vefat ettiği ve mağdurun üvey abi ve üvey ablalarıyla birlikte kalmaya devam ettiği, daha sonra bir üvey abi ve en büyük ablanın da evlenerek gittikleri, böylece sadece üvey abi … ve üvey abla …’yle kalmaya başladıkları, …’nin de çoğunlukla ya kendi annesinde ya da Amasya’da kaldığı ve eve gelmediği, bu nedenle evde sadece mağdur, …, üvey baba ve üvey abi …’in kaldığı, …’in salonda uyuduğu, mağdur …’un da kardeşi …’la aynı odada ranzada yattıkları, sanığın bu ortamda odaya girip çıkmasının daha rahat olmaya başladığı, çünkü oğlu …’a çok düşkün olduğu, devamlı onu kontrole geldiği, … geceleri gece kulübünde temizlik işinde çalıştığı için evde olmadığı, mağdurun üst ranzada uyuduğu, sanığın odaya girerek yatağın içine elini sokarak mağdurun … organını ellediği, kimi zaman parmağını mağdurun … organına sokmak istediği, kardeşi …’ın uykusunun ağır olması nedeniyle olanları farketmediği, sanığın bu hareketlerini hemen hemen hergün yaptığı, sığınacak ve kalacak başka bir yerleri olmadığı için annesine söyleyemediği, mağdurun bu olanları teyzesi …’a anlattığı, hatta teyzesinin sanık için bir sene önce kendisine de tacizde bulunduğunu, bu yüzden dikkatli olması gerektiğini söylemesi üzerine internet üzerinden teyzesine olanları anlattığı, teyzesinin de “Dayınla seni almaya geliyoruz” diyerek geldikleri, sanığın mağdurun gitmesine izin vermediği, yaşanan münakaşa sonucu dayısının zorla mağduru götürdüğü, mağdurun evden çıktıktan sonra teyzesine olanları başından sonuna kadar anlattığı, ertesi gün annesinin mağduru almaya gitmesi üzerine mağdurun artık o eve gelmek istemediğini söylediği, teyzesinin de mağdurun annesine yaşananları anlattığı, daha sonra da annesiyle beraber evden ayrılma planları yaparak kadın sığınma evine gittikleri, katılan …’nin bundan sonra kolluk makamlarına başvurarak sanık hakkında şikayette bulunduğu anlaşılmıştır.

Mağdurun ifade verdiği tüm aşamalarda yoğunca ağladığı ve beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu görülmüştür. İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 08.11.2013 tarihli raporda mağdurun maruz kaldığı uzun süreli … istismar olayına bağlı olarak ciddi düzeyde travma sonrası stres bozukluğu geliştiğinin, orta düzeyde depresif belirtilerin bulunduğunun, verdiği bilgilerin birbiriyle tutarlı olduğu ve güvenilebileceğinin, … istismarın ruhsal zorlukları ortaya çıkardığı ve bu zorlukların yaşadığı olay ve sonuçlarıyla bağlantılı olduğunun saptandığının bildirildiği görülmüş, yine aynı anabilim dalı tarafından düzenlenen raporda mağdurun ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 20.05.2020 tarih 1290 sayılı raporda sonuç olarak; Mağdur …’ın mağduru bulunduğu iddia edilen olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.

Mağdur …, katılan …, mağdur … ve … ile tanık …’ın ifadelerinin birbiriyle uyumlu olması, sanık hakkında iftira içeren beyanda bulunmaları için dosyaya yansıyan makul kabul edilecek somut hiçbir nedenin bulunmaması, mağdurun evden kaçmak suretiyle kadın sığınma evine yerleşmesi, ifadesinin alındığı her aşamada yoğunca ağlaması, çocukluğundan beri bu tarz muamelelere

maruz kalması ve yaş küçüklüğü nedeniyle hem tepki verememesi hem de olayları kimseye anlatamaması, anlattığı takdirde nerede kalacaklarını düşünmesi, ancak bedeni ve akli anlamda belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra maruz kaldığı eylemleri anlatabilecek gücü kendinde bulması, uzman psikolog görüşleri, ruh sağlığının bozulduğuna dair rapor içerikleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanığın mağdura … yaştan beri geceleri elini pijamasının altından sokup … organına dokunmak, göğüslerini ellemek, parmağını … organına sokmaya çalışmak suretiyle … istismarda bulunduğu anlaşılmış, savunma kapsamında olup suçtan kurtulmaya yönelik sanık beyanlarına itibar edilmemiştir.

Tanıklar … …’ın sanığın yakın akrabaları olması, olayda görgüye dayalı bilgilerinin bulunmaması, beyanlarının yorum içeren tarzda olması nedeniyle sanığı koruma güdüsüyle hareket ettikleri kanaatine varılmış ve beyanları hükme esas alınmamıştır.

Savunma tanığı olarak duruşmaya getirilen … … isimli kişi ifadesinde katılan … ile 3-4 yıl önce tanıştıklarını, kendisinin escortluk yaptığını, …’nin kendisine “eşi … kendisinden şüphelenmesi nedeniyle eşinin iç çamaşırıyla karakola başvurarak tecavüz ettiğini söylemesini” kendisinden istediğini, razı olması halinde 15.000 TL para vereceğini, kendisinin de bunu kabul etmediğini, …’nin sanıktan kurtulmak için böyle bir talepte bulunduğunu, ayrıca …’nin ilk olarak kızı … için bu işi düşündüğünü, ancak beceremeyeceğini düşündüğü için kendisine teklif ettiğini söylediğini, birlikte çalıştıkları döneme ait resimlerinin olmadığını, o tarihlerde katılanla görüştüğü numaraya ilişkin … kayıtlarının alınmasına rıza gösterdiğini söylemiş ise de katılan …’nin bu kişiyi tanımadığını, ilk defa duruşmada gördüğünü söylemesi, alınan … kayıtlarında herhangi bir arama -aranma kaydının olmaması göz önüne alındığında bu tanığın sırf sanığı suçtan kurtarmak amaçlı bulunmuş bir tanık olduğu anlaşılmış ve beyanlarına itibar edilmemiştir.

… istismar suçunun mağdurun 7 yaşlarından şikayette bulunduğu 14 yaşlarına kadar ki dönemi kapsaması nedeniyle suç tarihinin 2005’ten sonraki döneme tekabül ettiği anlaşılmış, yapılan yasal değişiklikler gözetilerek lehe yasa değerlendirmesi yapıldığında;

Sanığın eylemlerinin boyutu, mağdurda yarattığı ruhsal çöküntü, suçun işleniş özellikleri, aynı evde yaşamaları nedeniyle suçun işlenmesindeki kolaylık, sanığın kastının yoğunluğu göz önüne alındığında teşdiden ceza tayini yoluna gidilmiş,

Eylemlerinin aynı mağdura karşı değişik tarihlerde birden çok kez işlenmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş, bu ağırlaştırıcı neden mütalaa ile sanık müdafiine bildirilmekle savunma yapabilecek şekilde haberdar olması nedeniyle ek savunma alınmasına gerek görülmemiş, istismar edilen sürenin uzunluğu nedeniyle TCK’nın 43 üncü maddesi gereğince cezasından takdiren 1/3 oranında artırım yapılmasına karar verilmiş,

Sanığın, … kayıtlarına göre mağdurun … … ile resmi nikahla evli olduğu, bu nedenle mağdurun üvey babası olduğu anlaşılmakla cezasının 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince yarı oranında artırılmasına karar verilmiş,

5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” düzenlemesi bulunduğu, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili maddeleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi gerektiği, buna göre sanığın lehine ceza tayini yapabilmek için kanundaki değişiklikler öncesi ve sonrası hesaplamalar yapılmıştır, şöyle ki;

18.06.2014 tarihli 6545 sayılı yasa ve 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı yasa ile değişmeden önceki TCK’nın 103/1-1.cümlesinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ön görüldüğü, teşdiden ceza tayini yoluna gidileceğinden temel cezanın 4 yıl hapis cezası olarak tayin edileceği, TCK’nın 103/3-c maddesi gereğince yarı oranında artırılmasıyla 6 yıl hapis cezasına çıkacağı, 103/6 maddesinde ruh sağlığının bozulması halinde 15 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmedilmesi ön görüldüğünden cezanın 15 yıl hapis cezasına çıkacağı, istismar edilen sürenin uzunluğu nedeniyle TCK’nın 43 üncü maddesi gereğince cezasından takdiren 1/3 oranında artırım yapılması gerektiğinden (TCK 103/6 öncesindeki ceza olan 6 yıl üzerinden hesaplanınca 6 yılın 1/3 ünün 2 yıl olduğu, bu 2 yılın 15 yılın üzerine eklenmesi gerektiği) cezanın 17 yıl hapis cezası çıkacağı, TCK’nın 62 nci maddenin uygulanmasıyla cezada 1/6 indirim yapıldığında bu hesaplamada sanığın 14 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılması gerekeceği,

6545 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle 103/1-1.cümlesinde 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasının ön görüldüğü, teşdiden ceza tayini yoluna gidileceğinden temel cezanın 10 yıl hapis cezasına olarak tayin edileceği, TCK’nın 103/3-c maddesi gereğince yarı oranında artırılmasıyla 15 yıl hapis cezasına çıkacağı, (ruh sağlığının bozulmasına ilişkin ağırlaştırıcı nedenin yürürlükten kaldırıldığı bu nedenle uygulanmayacağı), istismar edilen sürenin uzunluğu nedeniyle TCK’nın 43 üncü maddesi gereğince cezasından takdiren 1/3 oranında artırım yapılması gerektiğinden cezanın 20 yıl hapis cezası çıkacağı, TCK’nın 62 nci maddenin uygulanmasıyla cezada 1/6 indirim yapıldığında bu hesaplamada sanığın 16 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılması gerekeceği, 6763 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle 103/1-3. cümlesinde mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde 10 yıldan az olmayacak hapis cezasının ön görüldüğü, teşdiden ceza tayini yoluna gidileceğinden temel cezanın 12 yıl hapis cezasına olarak tayin edileceği, TCK’nın 103/3-c maddesi gereğince yarı oranında artırılmasıyla 18 yıl hapis cezasına çıkacağı, (ruh sağlığının bozulmasına ilişkin ağırlaştırıcı nedenin yürürlükten kaldırıldığı bu nedenle uygulanmayacağı), istismar edilen sürenin uzunluğu nedeniyle TCK’nın 43 üncü maddesi gereğince cezasından takdiren 1/3 oranında artırım yapılması gerektiğinden cezanın 24 yıl hapis cezası çıkacağı, TCK’nın 62 nci maddenin uygulanmasıyla cezada 1/6 indirim yapıldığında bu hesaplamada sanığın 20 yıl hapis cezasıyla cezalandırılması gerekeceği, tüm değerlendirmeler ve kanun değişikliklerinden kaynaklı hesaplamalar göz önüne alındığında 6545 ve 6763 sayılı Kanunlar ile yapılan değişiklik öncesi TCK’nın 103/1. maddesinin uygulanmasının açıkça sanığın lehine olduğu anlaşılmakla temel ceza tayin edilirken bu maddeler uygulanmış açıklanan gerekçelerle buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.

Mağdur … ile … ve …’ın soruşturma aşamasında ve yargılama aşamasındaki beyanları, tanık … …’ın anlatımları, mağdur … ile ilgili Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen rapor içeriği, kollukça tutulan tüm tutanaklar ve

düzenlenen belgeler, adli muayene raporları, bilirkişi raporları, … ve sabıka kayıtları, dosyada toplanan ve hükme esas alınan delillerden olduğu ancak tanık … …’ın anlatımlarının hükme esas alınmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosyada yer alan tüm bilgi, belge ile deliller birlikte değerlendirildiğinde mağdur …’un yaşanılan olayları gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamalarında verdiği ifadelerde benzer, tutarlı ve istikrarlı şekilde anlattığı, beyanlarının sonradan olayı anlattığı bir kısım tanık beyanlarıyla doğrulandığı, dava dosyasında savunma tanığı … … ile katılan …’nin daha önceden görüştüklerine dair … kayıtlarında herhangi bir arama-aranma kayıtlarının tespit edilemediği ancak bir an için numaraların yanlış verilmiş olma ihtimaline göre tanık … ile katılan … arasında bir görüşme kaydının bulunmasının tespit edilecek olması halinde bile sanık …’nın 19.04.2015 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde katılan …’nin annesinin kendisiyle …’nin arasını açmaya çalıştığını savunarak aralarındaki boşanma davasına rağmen o dönemde eşi olan … görüştüğünü ve barıştıklarını ifade ettiği nazara alındığında iftira ve husumet iddiası ile tanık …’in beyanlarının sanığı suçlamadan kurtarmaya yönelik olduğu, olayın sübuta erdiği, yeniden … kayıtlarının incelenmesinin ise sonuca etkili olmayacağı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasına göre belirtilen suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kasta dayanan kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saiki dikkate alınarak teşdidin alt sınırdan uygulanmasında, suçun işleniş şekline göre zincirleme suç hükümlerinin alt sınırdan uygulanarak artırım yapılmasında ve sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasının 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulama yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Diğer Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafileri ile katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/657 Esas, 2021/631 Karar sayılı kararında sanık müdafileri ve katılanlar vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak

yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2023 tarihinde karar verildi.