YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12525
KARAR NO : 2022/15400
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Asıl dava; davacı/birleşen dosya davalısının kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması, ödenmesi gereken aylıkların faiziyle birlikte ödenmesi, birleşen dava; davacı/birleşen dosya davalısı tarafından icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davacı/birleşen dosya davalısının eşiyle boşanmasına ilişkin ilamın 19.03.2004 tarihinde kesinleştiğini, 01.04.2004 tarihinden başlamak üzere yetim aylığı bağlandığını, boşanma davası açıldığından itibaren eski eşi ile ayrı yaşadıklarını, hiçbir zaman fiilen bir araya gelmediklerini, ancak aylığın kesildiğini ileri sürerek yetim aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptalini, ödenmeyen aylıklarının ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı/asıl davada davalı Kurum vekili, birleşen dava dilekçesinde özetle; yetim aylığı almakta iken boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı tespit edildiğinden, aylıklarının 01.11.2008 tarihinden itibaren kesilerek tahsiline karar verildiği, davalıya 01.11.2008-30.07.2014 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen 55.283,36 TL’nin takip tarihine kadar işlemiş 15.887,06 TL faizi ile birlikte tahsili için … 24. İcra Müdürlüğünün 2015/3153 sayılı dosyasında ilamsız icra takibi açıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili, asıl davada, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “Asıl dava yönünden, yapılan yargılamada, davacının anlaşmalı boşandığı, babasının vefatı nedeniyle tahsis talebinde bulunduğu, ölüm aylığı bağlandığı, kurum denetmenlerince yapılan denetimlerde davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiği, aylığının kesildiği, … kayıt ve ikametgah hareketleri ile diğer delillere göre davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiği, resmi kayıtlara aykırı ve davacıyı korumaya yönelik tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, kurum işleminin yerinde ve doğru olduğu, davanın subut bulmadığı anlaşılmış, reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen dava yönünden, icra takibine itirazın süresinde yapıldığı, davanın süresinde açıldığı, davalının anlaşmalı boşandığı, boşanmasından sonra babasının vefatı nedeniyle tahsis talebinde bulunduğu, ölüm aylığı bağlandığı, kurum denetmenlerince yapılan denetimlerde davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiği, aylığının kesildiği, boşandığı eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiği, yapılan ödemenin yersiz olduğu, kurumca iadesinin istendiği, ödemediği, tahsili için yapılan icra takibine itirazının haksız olduğu, iptali gerektiği ancak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat şartlarının oluşmadığı” gerekçesiyle
1-Asıl davanın reddine,
2-Birleşen davanın kabulü ile, davalının … 24. İcra Müdürlüğünün 2015/3153 sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Kurum kontrol memurlarına ifade veren tanık beyanları, davacı/birleşen dosya davalısı ile boşandığı eşinin mernis ve buna bağlı olarak seçim adresleri dikkate alındığında, davacı/birleşen dosya davalısının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının sabit olduğu, zikredilen bu bilgi ve belgeler karşısında Kurum kontrol memurlarınca düzenlenen raporun aksinin ispatlanamadığı, icra dosyasına konu alacak likit olmayıp, işlemiş faiz hesabı dahi gerektirdiğinden icra-inkar tazminatı talebinin reddi kararının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasa’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili, davalı kurum memurlarının imzalı olmayan ifadelere göre tutanağa geçtikleri beyanlar doğrultusunda rapor düzenlediklerini, raporun ve raporun dayanağı olarak gösterilen beyanların gerçeği yansıtmadığını, yargılamada dinlenilen tanıkların beyanları davacının eski kocasıyla boşandığı ve birlikte yaşamadıkları yönünde olup, boşanan eşlerin bir müddet … kayıtlarının aynı yerde kalması fiilen birlikte yaşadıklarını göstermeyeceğini, daha önceki … kaydına göre oluşturulan seçmen tablosunun yine fiilen birlikte yaşamaya delil kabul edilemeyeceğini, dinlenen tanıkların tüm beyanları, emniyet araştırması ve 2010 yılından sonraki … kayıtları, davacının boşandığı eşi ile eylemli bir birlikteliğinin olmadığını kesin olarak ortaya koyduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Asıl davada davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili, yerel mahkemenin birleşen davada davanın kabulü ile … 24. İcra Müdürlüğünün 2015/3153 E. sayılı takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin kararının usul ve yasaya uygun; ancak birleşen davada davacı Kurum lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine ilişkin kararın usul, yasa ve içtihada açıkça aykırı olduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Hakkında 2004 yılında boşanma kararı verilen davacı/birleşen dosyada davalıya, hak sahibi kız çocuğu Sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle Kurumca kesilerek, yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuku işlemi tesis edildiği anlaşılmaktadır.
506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, inceleme konusu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir.
Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı … Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıklar ile kurum raporunda belirtilen komşularının tespit edilerek ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili … Müdürlüklerinden sağlanan … kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, adres hareketleri ilgili … Müdürlüğü’nden istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, özellikle Kurum Rapor’u öncesi döneme ilişkin seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı Emniyet Müdürlüğü araştırması yapılmalı, uyuşmazlık konusu dönemde boşanan eşlerin kayıtlı oldukları adresleri yönünden anılan yerde görev yapmış /yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Eldeki davada, davacı …’in ve boşandığı eşi …’ın Kurumdan Medula sistemindeki kayıtlarını getirtmeli, hangi şehirlerde tedavi olduklarını sorgulamalı, davacının eşinin kayıtlı olduğu adresteki yaptığı işi, emekli ise maaş aldığı bankayı tespit etmeli, davacı ve eşinin tespit edilen adreslerinde zabıta araştırması yaptırtarak adres beyanlarının doğruluğunu sorgulamalı, kirada oturdukları takdirde kira sözleşmelerini getirtmeli, davacı ve eşinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma … ile başka yardım kuruluşlarından yardım alıp almadıkları araştırılarak, yardım almış olmaları halinde buna ilişkin durum tespit tutanakları celbedildikten sonra, oturdukları tespit edilen adreslerinde ve mernis adreslerinde komşular, kapıcı ve yöneticilerden kanaat edinmeye yetecek sayıda tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, çelişki oluşursa giderilmeli; uyuşmazlık konusu dönemde “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun mevcut olup olmadığı, özellikle hangi tarihten itibaren birlikte yaşadıkları toplanan tüm kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’ın muhalefetine karşı; Başkan … ile Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oyçokluğuyla, 05.12.2022 gününde karar verildi.
(M)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın Ocak 2004 yılında eşinden boşanmıştır. Davalı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2014 yılında yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008-2014 yılları için 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanunun 5754 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik geçici 1. maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının kesin olarak bozulması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırılması için eksik inceleme nedeni ile bozulması görüşüne katılınmamıştır.