YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12024
KARAR NO : 2022/15510
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemleri davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar … San. ve Tic. A.Ş. vekili ve … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalılar … San. ve Tic. A.Ş. ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve de davacı ve davalı … vekilleri tarafından duruşmalı talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.06.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. … ile davalı … vekili adına Av. …, davalı … San. ve Tic. A.Ş. adına Av. …… ve davalı … San. Bölgesi adına Av. …… geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, temyiz isteğininde süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek incelemenin aynı gün düzenlenen raporla dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili 15/09/2014 tarihinde asıl dava dosyasını davalılar … San. ve Tic. A.Ş. ile … aleyhine açarak dava dilekçesinde adı geçen bu davalılardan maddi tazminat ve manevi tazminata ilişkin fazlaya dair istemleri saklı kalmak kaydıyla güç ve efor kaybından kaynaklı 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettikten sonra, aşamalarda ibraz edilen 20/09/2017 tarihli dilekçe ile maddi tazminmat istemi fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 90.000,00 TL‘ye arttırılmış, akabinde davacı vekili 09/05/2018 tarihinde davalı …‘ne karşı birleşen davayı açarak bu davalıdan da 1.000,00 TL maddi tazminatın müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalılar davaya cevaplarında özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince birleşen dava dosyası yönünden davalı …’nin kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine, asıl dava dosyasında davacının iş gücü kaybı (1.062.455,97 TL) ve bakıcı gideri (873.384,86 TL) olmak üzere toplam maddi zararının 1.935.840,82-TL olarak hesaplandığı ancak maddi tazminat talebinin 90.000,00-TL olarak arttırıldığından bahisle davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve taleple bağlı kalmak kaydıyla davacının 90.000,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar … San. ve Tic. A.Ş. ve … tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar yönünden kazanılmış müktesep hak teşkil etmemesi için ve ayrıca ek tazminat davası açabilme, talep arttırabilme haklarını saklı tutabilmek için “usulen” bölge adliye mahkemesi kararını temyiz ettiklerini, İşin esası gereğince istinaf kararının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu ve onanmasını talep ettiklerini, davalılardan … …’nin de denetim ve sorumluluk makamı olarak davacıya karşı diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; diğer davalı ile aralarındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, bu nedenle kendilerinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, kendileri yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, buna karşın kendilerine kusur verilmesinin doğru olmadığını, hatalı kusur oranına göre ve asıl/alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan düzenlenmiş düzenlenmiş hatalı hesap raporuna göre karar verilmesinin de hatalı olduğunu, müteselsilen sorumluluğa hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, davacıya bir yakını tarafından bakılıyorsa; Yargıtay kararlan gereği indirim yapılması gerekirken, yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını,
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle müvekkilinin davacı işçi yönünden paravan bir işveren olduğunu, davacının gerçek işvereninin davalı … olduğunu, davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, iş kazasının … …’nin sorumluluk ve denetim sahasında meydana geldiğini, … …’nin Borçlar Hukukundan kaynaklı sorumluluğu bulunduğunu, davalılardan … …‘nin Borçlar Kanunu kapsamında görevini gereği gibi yerine getirmediği ve gerekli denetimleri yapmadığını, gerekli denetimleri yapmayan ve kanunun kendisine verdiği görevleri kaçak yıkımdan … kendilerini yazılı olarak haberdar etmesine rağmen “kasten ve bilerek yerine getirmeyen” … …’nin de müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, … tarafından verilen 5.000,00 TL davacıya maddi tazminatın kısmi ifası olarak ödendiğinden, davacı için hesaplanan toplam maddi tazminat miktarından bu tutarın mahsup edilerek hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamından, 19/02/2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında davacının yaralandığı, başkasının bakımına muhtaç kalacak şekilde %100 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunuğu, davalı … şirketine ait davalı … San. Bölgesi içerisinde eski fabrika binaları bulunduğu, davalı … şirketinin bu binaları yıktırmak istediği ve bu yıkım işi için davacının işvereni olan davalı …’le dosya içerisinde mevcut yıkım sözleşmesini imzaladığı, bu sözleşemeye göre sözleşmenin ekindeki krokide belirtilen binaların davalı … tarafından yıkılacağı, hafriyatın kaldırılacağı ve çıkan hurdaların davalı …’a ait olacağı, bu sözleşme gereğince davalı …’in davalı … şirketine sözleşmede belirtilen meblağı ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesince asıl dava dosyasının davalıları … ile … arasında asıl/alt işveren ilikisi bulunduğu kabulünden hareketle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 4857 sayılı Kanun’un 2.maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu’nun 2.maddesinin 7.fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun’un 12/6.maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun’un 2/7.maddesi ile işçilerin İş Kanunu’ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun’un 12/6.maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu “müteselsil sorumluluktur”. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu’nun 2.maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
İlk derece mahkemesince davalı … San. ve Tic. A.Ş.’nin faaliyet konusu tespit edilmeksizin hükümde yazılı gerekçelerle asıl işveren olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, davalı … San. ve Tic. A.Ş.’nin faaliyet konuları arasında inşaat işlerinin bulunup bulunmadığının tespiti noktasında ilgili ticaret sicil müdürlüğünden kayıt, belge ve ticaret sicil gazetesi nüshalarını celp etmek, adı geçen davalı şirketin kaza tarihindeki faaliyet konuları arasında inşaat işlerinin bulunmadığının anlaşılması halinde davalı … ile davalı … arasında asıl/alt işveren ilişkisi bulunmadığı, ilişkinin anahtar teslimi suretiyle yıkım işi olduğu, bu nedenle davalı … San. ve Tic. A.Ş.’nin kusur ve sorumluluğu bulunmayacağı hususunu dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davalı … San. ve Tic. A.Ş.’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, davalı … San. ve Tic. A.Ş.’nin sair temyiz itirazları ile davacının ve davalı …’in temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalılardan … San. ve Tic. A.Ş. ile …’ya yükletilmesine, davalılar … San. ve Tic. A.Ş. ve … avukatları yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine 06.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.