Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/10550 E. 2023/428 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10550
KARAR NO : 2023/428
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Sanığın beraatına karar verilmek suretiyle hükmün Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin münhasıran vekalet ücretine yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Sanık …’nin 08.05.2017 tarihinde, Bulgaristan uyruklu Vasil …’a ait olup, bu şahıs tarafından geçici muafiyet rejimi çerçevesinde Hamzabeyli sınır kapısından 12.07.2016 tarihinde ülkeye sokularak 10.10.2016 tarihine kadar yurt dışı edilmesi gereken T6372MT plakalı 1990 model Mercedes E 200 marka aracı yurt içinde kullanmakta iken trafik kazası sonucu yakalandığı olayda; sanık …’in aşamalarda değişmeyen savunmasında, arkadaşı Eyüp Altuntaş vasıtası ile diğer sanık …’dan Türk plakalı başka bir aracı satın aldığını, arızalı olan bu araç tamir oluncaya kadar suça konu aracın kendisine geçici teslim edildiğini beyan etmesi, yine soruşturma aşamasında dinlenen Eyüp Altuntaş’ın suça konu T6372MT plakalı aracı sanık …’nin Necmi isimli şahıstan satın aldığını beyan etmesi karşısında; Eyüp Altuntaş’ın tanık sıfatıyla çağırılarak, sanık …’un fotoğrafları temin edildikten sonra, sanık …’e aracı satan şahsın aynı kişi olup olmadığı sorularak, teşhis yaptırılmak suretiyle, sanık …’nin eyleminin 5607 sayılı Yasanın 3/5. madde ve fıkrası kapsamında kalıp kalmadığının tayin ve takdiri yerine, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … İdaresi vekili ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı CMK.nun 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 304. maddesi uyarınca dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Düşünce) (Karşı Düşünce)

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan beraate ilişkin hükmünün, sanık müdafii ve katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, kaçakçılık suçu oluşmadığından sanığın beraatine dair kararın doğru olması nedeniyle katılan kurum vekilinin temyiz talebinin esastan reddine karar verilmesi yerine, sayın çoğunluğun sanığın mahkumiyeti gerektiği gerekçesiyle bozulmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Suça konu Bulgaristan plakalı Bulgaristan uyruklu Vasil … adına kayıtlı Mercedes E 200 aracın sanık … tarafından kullanılırken trafik kazası yapması sonucu yakalanması üzerine, sanığın 5607 sayılı Kanunun 3/6-1, 3/2. maddelerinden cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır..
Dosya kapsamına göre suça konu araç Bulgaristan uyruklu Vasil … adına kayıtlı olup, 12.07.2016 tarihinde araç sahibi Bulgaristan uyruklu Vasil … tarafından Hamzabeyli sınır kapısından Türkiye’ye getirildiği, 10.10.2016 tarihinde Türkiye’den yurtdışına çıkış yapması gerektiği halde, 11.10.2017 tarihinde sanık …’nin kullanımında iken kaza yapması sonucu yakalandığı anlaşılmaktadır.
Sanık … savunmalarında; suça konu aracı satın almadığını, aracının tamiri yapılıncaya kadar geçici olarak kullanması için …’un verdiğini, tamir işlemi bittiğinde iade edeceğini, suç işleme kastının bulunmadığını söylemiştir.
Yerel Mahkeme; sanığın 5607 sayılı Yasanın 3/6. maddesinden 10 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş, kararın sanık müdafii ve katılan idare vekilinin istinaf etmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi beraatine karar vermiş, bu kararın da katılan idare vekilinin temyizi üzerine Dairemiz çoğunluk görüşü ile ilamda yazılı gerekçelerle hüküm bozulmuştur.
Öncelikle konuyla ilgili suç tarihindeki Yasa maddelerine bakmak gerekmekte olup;
5607 sayılı Kaçakçılık Kanununun 3. madde 4. fıkrası; “Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” hükmünü içermektedir.
Geçici ithalat rejimi Gümrük Kanunu’nun 128-134. maddelerinde, bu rejimin işleyişine ilişkin usul ve esaslar da Gümrük Yönetmeliğinin 376-394. maddelerinde düzenlenmiştir.
Gümrük Kanunu 128. maddesinde Geçici İthalat Rejimi tanımlanmış olup, “Geçici ithalat rejimi, serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinde tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında herhangi bir değişikliğe uğramaksızın ihracına olanak sağlayan hükümlerin uygulandığı rejimdir.”
Gümrük yönetmeliği madde 381. geçici ithal eşyanın ayniyeti, “(1) Geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine ve tahsis amacına uygun olarak tahsis edildiği yerde kullanılmak zorundadır.
(2) Rejim kapsamındaki eşya, giriş ayniyetini korumaya yönelik olağan bakım faaliyetleri dışında başka bir işleme tabi tutulamaz.
(3) Gümrük İdareleri rejim süresi içinde değişik aralıklarla eşyanın tahsis yerinde, tahsis amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını denetleme hakkına sahiptir.”
Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği, çıkarılmayan taşıtlara ilişkin takip işlemleri başlıklı; 18. maddesi “(1) Gümrük İdareleri tarafından taşıt takip programları üzerinden her ay sorgulama yapılarak, kendi idarelerinden girişi yapılan ve süresi içerisinde çıkarılmayan kişisel ve ticari kullanıma mahsus kara taşıtları tespit edilir ve taşıtların çıkış yapıp yapmadığı ilgili programlardan 4 (dört) ay süre ile takip edilir yapılan araştırma sonucunda taşıtın yurt dışına çıkış yaptığının tespit edilmesi halinde kayıt kapatma işlemi gerçekleştirilir.

(2) Yapılan araştırmadan sonuç alınmaması halinde, süresi içerisinde yurt dışı edilmeyen taşıtlara ilişkin bilgiler, İçişleri Bakanlığı nezdinde gerekli takibatlarda bulunulmak üzere her yılın Nisan-Ağustos-Aralık aylarında bağlı bulunduğu başmüdürlük aracılığıyla Bakanlığa (Gümrükler Genel Müdürlüğü) intikal ettirilir ayrıca 19. ve 20. maddede belirtilen işlemler yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20. maddesinin (d) fıkrası “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri Noterler tarafından yapılır, Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir” hükmünü içermektedir.
Dava konusu olaya gelince;
Dosyadaki bilgilere göre, suça konu Mercedes E 200 marka otomobil 12.07.2016 tarihinde aracın kayden maliki Bulgaristan uyruklu Vasil … tarafından yurda girişi yapılmıştır.
Dava konusu araç yasal yollarla Turistik kolaylıklardan faydalanılarak yurda giriş yapmış olup, girişteki ayniyetine uygun olarak araca 08.05.2017 tarihinde el konulmuştur.
5607 sayılı Kaçakçılık Kanununun 3. madde 1. fıkrası “Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar, adli para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.” hükmünü taşımaktadır.
Bu açıklamalar karşısında atılı suçun oluşabilmesi için eşyanın gümrük işlemlerine tabi tutulmadan yurda sokulması gerekir. Oysaki dava konusu araç dosyadaki belgelerden anlaşıldığı üzere geçici ithalat rejimi kapsamında turistik kolaylıklardan faydalanılarak yurda getirilmiş, dolayısıyla bir gümrük rejimine tabi tutulmuştur. Bu araç geçici ithal edilen kara taşıtlarına ilişkin Gümrük Genel Tebliği hükümlerine göre, Gümrük İdaresinin takip ve kontrolü altındadır. Çıkış süresinin dolması halinde idarenin bunu kolaylıkla tespit etmesi mümkün olacaktır. Kanımızca araç gümrük rejimine tabi tutularak yurda giriş yapmış olup kaçağa kalmamıştır.
Yukarıda açıklandığı gibi, Gümrük Yönetmeliği 381. maddesi uyarınca, geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine uygun olarak kullanılmak zorunda olup, meydana gelen olağan yıpranma dışında herhangi bir değişiklik yapılmadan süre sonunda yurt dışı edilmelidir.
Dava konusu araca yurda giriş ayniyetine uygun olarak el konulmuş olup şase, motor numaraları silinip değiştirilmemiş, sahte belge kullanılarak trafiğe tescile çalışılmamış, araçta değişen veya eksik parça bulunmamıştır.
Sanık savunmasında, suça konu aracı satın almadığını, aracının tamiri yapılıncaya kadar geçici olarak kullanması için …’un verdiğini, tamir işlemi bittiğinde iade edeceğini, suç işleme kastının bulunmadığını söylemesi karşısında suç işleme kastının varlığından da bahsedilemeyecektir.
Bu nedenlerle yasal yollarla yurda girişi yapılan, böylece gümrük rejimine tabi olup, Gümrük İdaresi’nin kontrolü altında bulunan aracı giriş ayniyetine uygun olarak, millileştirmek amacıyla hiçbir eyleme başvurmadan kullanma eyleminde (Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin istikrar bulmuş, 10.04.2014 tarih 2013/11501, 2014/8304 – 15.11.2012 tarih 2012/1256- 30385, 20.12.2010 tarihli 2008/5449 esas 2010/17020 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere), kaçakçılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, kaldı ki Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.03.2022 tarih ve 2018/7-131 E, 2022/139 K sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetilerek Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan beraate ilişkin hükmünün esastan reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 12.01.2023