YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3956
KARAR NO : 2023/16587
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2015 tarihli 2015/411 Esas, 2015/567 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 181 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminin özetle; sanığın atılı suçu işlediğinin kamera kaydı, resmi kesin belge ve delillerle ispat edilmediği bu nedenle şüphede kalınan suç nedeniyle müvekilinin beraatine karar verilmesi gerektiği, sahil güvenlik ekipleri ile sanığın husumetinin olduğu ve sanığa zarar vermek kastıyla hareket edildiği, teknede suç unsuruna rastlanılmadığı, lehe hükümlerin uygulanmadığı, bu nedenlerle ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince yapılan kontrolde sanığın trol takımlarını denize bıraktığının tespit edildiğinden bahisle çevrenin kasten kirletilmesi suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece, sahil güvenlik görevlisi tutanak tanıkları … ve …’nin yeminli anlatımlarında 11.11.2013 tarihli tutanağı doğruladıkları, sanığın kullandığı tekne ile temasın radar üzerinde ve dürbünle yapıldığı tekneye yaklaşılmaya başlandığında sanığın trol çekmekte olduğu sırada beyaz bir şamandra ile birlikte denize trol donanımını bıraktığının dürbün ile görüldüğü, görevliler tarafından tekne içinde bulunan 30-40 kg ağırlığında lüfer balığının da bir başka şekilde avlanmasının mümkün olamayacağının belirtildiği, sanık tarafından bu balıkları tutmak amacıyla kullandığı trol takımlarını denize atarak çevreyi kasten kirlettiği kabul edilerek mahkûmiyeti yönünde hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; sanığın trol ağlarını alıcı ortam olan denize doğrudan bırakması suretiyle 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8 inci ve 20 nci maddeleri ile Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinin (j) bendi ve 23 üncü maddelerine aykırı davranarak deniz kirliliğine neden olduğunun olay tutanağı, bu tutanağı doğrulayan tanıklar … ve …’nin beyanları ile sabit olması ve sanık ile tanıklar arasında karardan önce dosyaya yansıyan bir husumetin de bulunmaması karşısında Yerel Mahkemenin sanığın mahkûmiyeti yönündeki inanç ve taktirinde hukuka aykırılık bulunmadığı, sanık hakkında lehe hükümlere yönelik yapılan değerlendirmede ise mahkemece sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve sabıka kaydı incelenerek, “Yargılama sürecinde sanığın pişman olduğunu gösteren herhangi bir eyleminin olmaması ve geçmiş hükümlülük kayıtları karşısında kişiliği hakkında edinilen kanaatten cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekineceği yolunda mahkememizde vicdanı kanı oluşmadığı” şeklindeki gerekçeyle lehe hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği gözetildiğinde Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bozma sebepleri dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanuna 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden hüküm bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.