Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/456 E. 2023/3840 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/456
KARAR NO : 2023/3840
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI :

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının … prim günü üzerinden yurtdışı borçlanma yaptığını, yaşlılık aylığına hak kazandığını, kurumca talebine istinaden 01.08.2009 tarihinden geçerli yaşlılık aylığı bağlanıp, esasen borçlanma başlangıç- bitiş tarihleri 11.08.1980-11.06.2019 olması gerekirken borçlanma dönemlerinin kurumca 24.03.2001-13.02.2015 tarihleri arası olarak yanlış tespit edilip yaşlılık aylığının eksik hesaplanıp ödendiğini, kuruma başvurudan sonuç alınamadığını, kurum işleminin yerinde olmadığını, bu nedenle davacının sigorta başlangıç tarihinin 11/08/1980 olarak kabul edilmesiyle yaşlılık aylığının yeniden hesaplanıp düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum işlemlerinin yerinde ve yasal mevzuata uygun olup, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Getirtilen belgeler ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 3201 sayılı yasaya göre yapılan borçlanma işleminin hangi döneme mal edilmesi gerektiğine yönelik olduğu, … kayıtları ve delil durumuna göre, davacının yurt dışında geçen çalışma sürelerini borçlanma talebinde bulunduğu, tahakkuk edilen borçlanma bedelinin ödenip, kurumca bu sürelerin borçlanma tahakkuk cetvelinde gösterilen dönemlere mal edildiği, davacının yaşlılık aylığının belirlenmesinde borçlanmanın mal edildiği dönemlerin kurumca yanlış tespit edilerek eksik aylık tespit edilip ödendiği, aylığın yeniden hesaplanarak düzeltilerek ödenmesi talebinin, kurumca borçlanma talebinde süre bildirilmediğinden günlerin sondan geriye doğru hesaplanıp borçlanma ve sonucuna göre belirlenen yaşlılık aylığında hata bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği, kurum işleminin iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı görülmüş, dosya incelendiğinde davacının borçlanma talep dilekçesinde borçlanılacak süreyi açıkça bildirmediği gibi borçlanma tutarını da ihtirazi kayıtsız kuruma ödediği görülmüş, emsal nitelikli Yargıtay 21. HD’nin 2016/11077 E 2018/1925 K, 2017/6623 E 2018/1406 K ve benzer ilamlarında da belirtildiği üzere davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Kanun 5/1 maddesinde” Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır.” hükmünün yer aldığı, borçlanma için kuruma başvurulduğunda borçlanma tarih aralığının açıkça belirtilmediği, yasal düzenleme ve buna ilişkin çıkarılan ilgili yönetmeliğin sigortalılığın başlangıcı başlıklı 12. Maddesine göre kurumca yapılan borçlanma tahakkuk işleminin yerinde olduğu gibi, kurumca düzenlenen borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi karşısında davacı talebinin yerinde olmadığı görülmüştür.Aynı şekilde YHGK’nin 2017/21-3113 E, 2018/1899 K sayılı ilamında “… somut olay değerlendirildiğinde, 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesine yer alan açık düzenleme karşısında tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin davacı tarafından kısmen ödenmesi söz konusu olduğundan borçlanılan sürenin hangi tarihe mal edileceğinin tespiti ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek belirlenecektir. Diğer taraftan Özel Daire bozma kararında belirtilen borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi kısmi ödeme hâlinde 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mâl edilecek tarihler tespit edilecektir…” şeklinde olup, dosyamız açısından kısmi ödeme ve borçlanmaya göre emsal nitelikli olduğu görülmüştür. Bu haliyle davacının borçlanma süresinin esas alınmasına ve buna göre yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin kurum işleminin yerinde olduğu, yaşlılık aylığının bağlanmasında herhangi bir hata ve buna göre fark aylık alacağı bulunmadığı” gerekçelerine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Borçlanma başlangıç ve bitiş tarihinin boş bırakılması gerektiği-bu kısmın kurum tarafından daha sonra doldurulacağı” belirtildiği, davacı müvekkilin de bu beyanı esas alması nedeniyle borçlanma başlangıç ve bitiş tarihini boş bıraktığı, ancak … tarafından gerçeğe aykırı olarak davacının borçlanma başlangıç tarihi 24.03.2001 bitiş tarihi ise 13.02.2015 olarak belirlendiği oysa ki müvekkil 1978 yılında yerleştiği yurtdışında 11.08.1980 tarihinden 11.06.2019 tarihine kadar sigortalı olarak bilfiil çalıştığına değinilirek müvekkilin borçlanma başlangıç tarihinin 11.08.1980 olarak belirlenmesi ve boş bırakılan yere bu şekilde yazılması gerekmekte iken 24.03.2001 olarak belirlenmesi ve hatalı yazılması nedeniyle hatalı belirlenen süreler üzerinden müvekkilin emeklilik aylığının eksik hesaplanması yetki, sebep, şekil, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olup müvekkilin emeklilik aylığının yükseltilmek suretiyle düzeltilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Somut olayda, davacının … gün borçlanma bedelini ödeyerek tahsis talebinde bulunduğu ve davacıya 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylık bağlandığı, davacı vekilinin Kuruma müracaat ederek, müvekkili tarafından ödenen primlerin 11.08.1980 tarihinden itibaren dikkate alınmasını ve düşük emeklilik aylığının yükseltilmesini talep ettiği, Kurumun talebi reddettiği anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinde; “Yurtdışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasına göre; Kurumca yapılan mal etme işlemin mevzuata uygun ve doğru olduğu ve borçlanmanın mal edildiği döneme göre aylık bağlanmış olduğundan kurum işleminde isabetsizlik bulunmadığı” gerekçelerine dayalı olarak “Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, borçlanılan yurtdışı prim gün sayısının mal edilme işleminin iptali ile bağlanan yaşlılık aylıkların yeniden hesaplanması ve eksik ödenen aylıkların yasal faiziyle ödenmesi, istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanunun 5. maddesi;”Yurtdışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıdaki yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.