YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12899
KARAR NO : 2023/466
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2829 E., 2019/1161 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanuna eklenen 5 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2018 tarihli ve 2017/402 Esas, 2018/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2018/2829 Esas, 2019/1161 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, müvekkilin terör örgütü üyesi olmadığı, hayatı boyunca örgüte ait okul ve dershanelere girmediği, yakalandığı evin gaybubet evi olmadığı, kendisinin de firari olmadığı, yakalandığı evde sadece o gece kaldığı, Bank …’daki hesap hareketinin örgüt liderinin talimatı ile alakasının olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi Kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık …’ ın Uluslararası Antalya Üniversitesinde kız yurdu müdür yardımcılığı yaptığı sırada FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantısı olması nedeniyle hakkında soruşturma açıldığı, ancak sanığın ikametinde bulunamaması nedeniyle soruşturma aşamasında hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinden örgüte ait gaybubet evlerinde saklandığının anlaşıldığı, örgüt tarafından gaybubet evi olarak kullanılan ve … Mahallesi 1041 sokak … Apartmanı no: 11/6 … / … adresinde bulunan evde 16.11.2017 tarihinde uygun olarak alınan arama ve elkoyma kararı uyarınca yakalandığı, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce yapılan ByLock sorgulamasında sanığın adına kayıtlı 0505 (…) (..) (..) IMEI numarası …, ilk tespit tarihi 06.12.2015, 0546 (…) (..) (..), IMEI numarası … ilk tespit tarihi 13/12/2015 olmak üzere ByLock porgramı kullandığının anlaşıldığı, ByLock FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici ve mensupları tarafından örgüt içi gizli haberleşmede kullanılan ByLock programının kullanıcısı olduğu, celbedilen karşı IP bilgilerinden de anlaşılacağı üzere bu proğramı kullandığı sırada adresleri ile uyumlu yerde bulunan baz istasyonları üzerinden bağlantı sağladığı, mahkememize gönderilen ByLock mesaj dökümlerinin bulunduğu ve değerlendirme tutanağının incelenmesinde İD nin … olduğu, kullanıcı adının hulyagunay, şifrenin … olduğu, giriş sayısının 365, alınan mesaj sayısının 855, gönderilen mesaj sayısının 931, gönderilen mail sayısının 97, alınan mail sayısının 176, okunan mail sayısının 220, eklediği arkadaş sayısının 17 olduğu, sanığın örgüte müzahir Bank Asyada hesabının olduğu ve 2014 yılında hesabının sürekli olarak aktif olduğu, sanığın bu suretle Fettullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşik yapısına örgüt üyesi olarak dahil olduğu anlaşıldığından, eylemine uyan TCK’nın 314/2, 62 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1.maddeleri gereğince, TCK’nın 61. maddesi de dikkate alınarak, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurularak aynı yasal gerekçelerle takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına, sanığın örgüt yapısı ile ilgili bilgi vermesi nedeni ile cezasından TCK’nın 221/4-ikinci cümlesi gereğince sanığın örgütteki konumuna göre verdiği bilgilerin mahiyeti de dikkate alınarak 2/3 oranında indirim yapılmasına, TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmolunmasına, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilen sürelerin TCK’nun 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna, verilen cezanın TCK’nun 58/9. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, rutin nitelikteki bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilerek yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstekar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarına ve dosya kapsamına göre, sohbet adı altında yapılan toplantılara anlatıcı olarak katılan, örgüt liderinin videolarını izleten, örgüt faaliyeti kapsamında öğrenci yurduna gelecek öğrenciler, ziyaretçiler, düzenlenecek programlar, yemek ve gezi faaliyetleri ile ilgili planlamalar yapan, talimatla ByLock programını kullanan, hakkındaki soruşturma ve kovuşturmayı etkisiz bırakmak amacıyla gaybubet evinde saklanıp sahte kimlik kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna ve etkin pişmanlıkta bulunduğuna dair İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; dosya kapsamı, suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinin yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (d) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2018/2829 Esas, 2019/1161 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.