Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/11816 E. 2023/565 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11816
KARAR NO : 2023/565
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

T U T U K L U
D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E
T A L E P L İ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/797 E., 2021/664 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen cezanın süresine göre yasal şartları bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince, reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2019/242 Esas, 2020/81 sayılı kararı ile sanıklar hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 53 üncü maddesini birinci ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, sanıklar … ve …’un 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2020/797 Esas, 2021/664 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A)Sanık … müdafiinin temyiz istemi, istinaf hükmünün gerekçesiz olduğuna, ByLock tespit değerlendirme tutanağındaki “cigdem001” şifresinin gizliliği sağlamak amacıyla kullanılan bir programda yapılabilecek bir isimlendirme olamayacağına, ByLock programının sanığın eşi tarafından kendi gizliliğini sağlamak için bu şekilde şifre oluşturularak kullanıldığına, tanığın beyanlarının maddi delillerle desteklenmemiş olduğuna, müvekkilin tahliye edilmesi gerektiğine ilişkindir.
B)Sanık … müdafiinin temyiz istemi, müvekkilinin ByLock kullanıcısı olmadığına ve kullandığı iddia edilen hattın sanığın eşine ait olduğuna, müvekkilinin teknoloji ile arası olmadığından bütün internet ve evrak işlerini eşinin hallettiğine, değerlendirme tutanağında içerik ve log kayıtlarının tespit edilmediğine, sanığın eşinin mahrem imam olduğu kabulüyle hüküm giymiş olduğu bu nedenle ByLock kullanıcısının sanığın eşinin olduğunun kabulünün gerekeceğine, müvekkilin kendi üzerine kayıtlı hat üzerinde ByLock yüklü olup olmadığı konusunda araştırma yapılmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık … yönünden:
Sanığın fiilen kendi kullanımında olan eşi adına kayıtlı hat üzerinden 2014 Aralık-2015 Haziran arasında 43 log kaydı oluşacak şekilde ByLock kullandığı tespiti, dosyaya mevcut tespit değerlendirme raporunda kullanıcı adının “…” şifresinin de “…” olarak belirlenmiş olması, eklenen kullanıcılar arasında iki kişinin kadın olduğu, mesajlaşmaların silinmiş olduğu, sanığın polis memuru olarak görev yapan eşinin kullandığı hat üzerinde tespit edilen ByLock programı ile sanığın kullandığı eşine ait hat arasında çağrı kaydının bulunduğu, böylelikle hattı fiilen kullananın sanık olduğunun anlaşıldığı, tanık N.A.nın sanığı 2010 yılında …’te Toki lojmanlarında tanıdığını, sanığın eşinin polis olduğunu, sanıkla sohbetlere başladıklarını risale okuduklarını, o dönemdeki adıyla cemaatin “Türk Okulları” kurması nedeniyle kendisinden himmet istediğini, 2011 senesinden sonra sanıkla görüşmeyi kestiğine dair beyanlar bulunması gözetilerek, sanığın ByLock programını kullanarak örgüt hiyerarşisine dahil olduğu kanaatine varılmış, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, Ceza Genel Kurulu kararı ile kesinleşen 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı emsal kararında da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere ByLock kullanıcısı olan sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün organik ve hiyerarşik yapısı içerisindeki bir üyesi olarak kabul edilmeleri gerektiği anlaşılmakla, sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık … yönünden;
Sanığın fiilen kendi kullanımında olan eşi adına kayıtlı hat üzerinden 2015 Ocak-2015 Temmuz arasında 67 log kaydı oluşacak şekilde ByLock kullandığı tespiti, dosyaya mevcut tespit değerlendirme raporunda kullanıcı adının “…” şifresinin de “…” olarak belirlenmiş olması, eklenen kullanıcılar arasında iki kişinin kadın olduğu, mesajlaşmaların bir çoğunun silinmiş olduğu, elde edilebilen yazışmaların cinsiyeti tespit edilemeyen kişiyle “-akşam eşler müsaitse beraber bizde görüşsek-,-eşi müsait olmayan diğer arkadaşla gelse-” şeklinde, diğer yazışmanın kadın ismi olan Nursel ile “-salı iftara bizdesiniz çarşamba günkü toplantı salıya alındı-” şeklinde olduğu, sanığın polis memuru olarak görev yapan eşinin kullandığı hat üzerinde tespit edilen ByLock programı ile sanığın kullandığı eşine ait hat arasında çağrı kaydının bulunduğu, böylelikle hattı fiilen kullananın sanık olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın ByLock programını kullanarak örgüt hiyerarşisine dahil olduğu kanaatine varılmış, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin, Ceza Genel Kurulu kararı ile kesinleşen 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı emsal kararında da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere ByLock kullanıcısı olan sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün organik ve hiyerarşik yapısı içerisindeki bir üyesi olarak kabul edilmeleri gerektiği anlaşılmakla, sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1- Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
A) Sanık … yönünden,
Sanığın eşi adına kayıtlı hat üzerinden “…” ID numaralı ByLock programını kullandığının anlaşılması, tanık olarak dinlenen N.A.nın “sanığın sohbet ablası sıfatıyla polis eşlerine yönelik örgütsel toplantı düzenleyerek yönettiği ve bu toplantıda katılanlardan himmet verilmesi talebinde bulunduğu”na ilişkin beyanları, sanığın kullanımında olan telefondaki ByLock programı ID’sine ait şifre kullanıcı adı ve eklenenler arasında kadın kullanıcıların bulunması birlikte değerlendirildiğinde, ByLock kullanıcısı olan ve örgütsel toplantılar düzenleyip yöneten sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün organik ve hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B) Sanık … yönünden,
Sanığın eşi adına kayıtlı hat üzerinden “…” ID numaralı ByLock programını kullandığının anlaşılması, sanığın kullanımında olan telefondaki ByLock programı ID’sine ait şifre kullanıcı adı ile eklenenler arasında kadın kullanıcıların bulunması ayrıca ulaşılabilen yazışmalar birlikte değerlendirildiğinde, ByLock kullanıcısı olan ve program üzerinden yazışmalarda bulunan sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’nün organik ve hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2020/797 Esas, 2021/664 sayılı kararında, sanıklar müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.