YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6769
KARAR NO : 2009/9219
KARAR TARİHİ : 04.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ile davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, … Beldesi, … mevkiinde bulunan yaklaşık 4 dönümlük taşınmazın üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu, imar ihya ettiğini belirterek MY’nın 713.maddesi gereğince adına tescili talebiyle dava açmıştır. Mahkemece dava konusu olan fenni bilirkişi raporundaki (B) harfli 384.8 m2’lik bölüm yönünden imar ihyanın tamamlanmadığı gerekçesi ile gerçek kişinin davasının reddine, davalı Hazinenin tescil talebi nedeni ile Hazine adına tapuya tescil edilmesine, (A) harfli 3287.03 m2’lik bölüm yönünden ise davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluştuğu kabul edilerek bu bölümün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ile davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmektedir.
Dava, MY’nın 713. maddesi gereğince açılan tescil davası niteliğindedir.
Yörede 1948 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1975 ve1986 yıllarında yapılan aplikasyon 2.madde ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Mahkemece delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; davacı gerçek kişi 07.10.1988 tarihli dilekçesi ile Hazineye yönelik olarak … mevkiinde Doğusu; … …, Batısı: …… Kuzeyi: … …, Güneyi; … Kurt ile çevrili olan taşınmazı imar ihya ettiğini belirterek adına tescili talebi ile dava açtığı, … 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.10.1993 tarih 1988/1031-694 sayılı kararı ile “daha önce Hazine tarafından davacı gerçek kişiye karşı açılan elatmanın önlenmesine ilişkin dava sonucunda … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/255-1980/891 sayılı ilamı ile gerçek kişinin müdahalesinin men-ine karar verildiği, tescil davasına konu olan taşınmazın 5730 m2’lik bölümünün bu men kararının içinde bulunduğu, bu bölüm için ortada kesin hüküm bulunduğu, kesin hükmün dışında kalan ve davaya konu olan 6570 m2’lik bölümün ise (toplam 12.300 m2 ) davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluşmadığı, 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçeleri ile davanın reddine” karar verildiği, bu hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.12.1994 tarih 1993/12791-14616 sayılı kararı ile “kesin hükme konu olduğu belirlenen 5730 m2’lik bölüme yönelik olarak davanın reddi yolunda kurulan hükmün doğru olduğu, ancak geriye kalan çekişmeli 6570 m2’lik bölüme ilişkin olarak yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, ziraat bilirkişinin imar ihyanın başlama ve bitiş tarihleri ile tamamlanması hususundaki açıklamalarının yeterli olmadığı gibi yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları ile çeliştiği, bu nedenle yeniden mahallinde keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin başlangıcı, süresi, ne şekilde kullanıldığı, imar ihya edilmiş ise kim tarafından ne zaman ne şekilde yapıldığının sorulması ile ziraat bilirkişiden bu konularda rapor alınması, ayrıca taşınmazın belediye imar planı içinde kalıp kalmadığı hususunun sorulması” gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, bozma ilamına uyularak mahkemece yapılan yargılama sonucunda 4.11.2002 tarih 1998/258-714 sayılı karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve hükmün 20.12.2002 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/255-891 sayılı eltamanın önlenmesine ilişkin dosyası bulanamamış ve dosyada uygulama yapan fenni bilirkişi tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/258 E sayılı dosyasında 1. karara esas olan 9.6.1993 tarihli fenni bilirkişi …… tarafından düzenlenen krokinin basit bir kroki olduğu ve uygulanabilir nitelik taşımadığı açıklanmış ise de, dosya içinde bulunan 09.06.1993 tarihli krokide kırmızıya … olarak gösterilen ve elatmanın önlenmesine ilişkin kararın kapsadığı alan olarak belirtilen 5730 m2’lik taşınmazın batıdan 1673 parsele dayalı olarak çizildiği ve doğuya doğru devam ettiği, bu kroki ile hükme esas olan … bilirkişi krokisinde davalı olarak gösterilen (B) ve (C) (ev yerini gösteren) harfli taşınmazların tamamının, (A) harfli taşınmazın ise büyük bölümünün 5730 m2’lik kesin hüküm kapsamındaki taşınmazın içinde yer aldığı, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/258-714 sayılı dosyasında bu bölümle ilgili olarak davacı tarafından açılan tescil davasının reddine ilişkin ilk kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.12.1994 tarih 1993/12791-14616 sayılı kararı ile doğru olduğu açıklanarak 09.06.1993 tarihli krokideki geriye kalan 6570 m2’lik bölüme yönelik olarak hükmün bozulduğu, davacı vekilinin 03.04.2007 tarihli celsedeki beyanında dahi elatmanın önlenmesi davasının ev yerini kapsadığının kabul edildiği, (A) harfli bölümün kesin hüküm dışında kalan bir bölümünün ise bir taraftan 1673 sayılı Hazineye ait taşınmaz, bir yandan 2/B madde uygulamasına konu olan taşınmaz ve güney yönden ise tescil harici fundalık çalılık alan ile çevrili olduğu , çekişmeli taşınmazın 1979 yıllarından beri mülkiyetinin ihtilaflı bulunduğu , davacı … un … 4. İcra Müdürlüğüne hitaben yazdığı 07.04.1983 tarihli dilekçede … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/255-891 sayılı kararın sonuçlanmasından sonra hazinece takdir edilen ecrimisilin tarafından ödendiğini beyan ettiği dolayısı ile çekişmeli taşınmaz üzerinde … sıfatı ile zilyetliğin de bulunmadığı, ortada hem kesin hükmün bulunduğu hem de davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluşmadığı saptandığından mahkemece bu hususlar gözönünde bulundurularak davacı gerçek kişinin davasının reddine, davalı Hazinenin tescil talebinin kabulü ile çekişmeli taşınmazların Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken aksine düşünceler ile kurulan hüküm doğru görülmemiştir.
Ayrıca, eldeki dava tescil davası olup Hazine ve Belediye Başkanlığı yasal hasım durumunda olduğundan Hazine ve Belediye Başkanlığına vekalet ücreti yükletilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:1- yukarıda açıklanan nedenler ile davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile (B) harfli taşınmaza yönelik olarak kurulan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacıya yükletilmesine,
2- Davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığının temyiz itirazlarının kabulü ile (A) harfli taşınmaza yönelik olarak kurulan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Belediye Başkanlığına iadesine 04/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.