YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6660
KARAR NO : 2009/9741
KARAR TARİHİ : 11.06.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR : ORMAN YÖNETİMİ-… VE ARK.
DAVALILAR : HAZİNE-… VE ARK
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil davacı …, davalı Hazine ve davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.hukuk dairesinin 3.5.2007 tarih 2007/5205 -5755 sayılı bozma kararında özetle: “davacı gerçek kişilerin çekişmeli 1250,1263 parseller ile 1251 parselin (A) harfli 571 m2’lik bölümüne yönelik olarak mahkemece kurulan ilk hükümde bu taşınmazlara yönelik olarak davanın reddine karar verildiği, Dairemizin önceki bozma ilamında bu kişilerin temyiz itirazları red edildiğine göre yeniden temyiz itirazlarının reddine,gerçek kişilerin 301 parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince bu taşınmazın resmi belgelerde ormanlık alanda kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu, dayandıkları tapu kayıtlarının taşınmaz uymadığı, bir an için uyduğu kabul edilse dahi 4785 Sayılı Yasa karşısında tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığı anlaşılmakla bu parsel yönünden temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına, hazinenin çekişmeli 1251 parselin B harfli 6230 m2 lik bölüme yönelik temyiz itirazları yönünden ise memleket haritasında taşınmazın doğu tarafının ne olduğunun anlaşılamadığı,orman bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, mahkemece tapu kayıtlarının uymadığı ancak 849 nolu vergi kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu kabul edilerek bu bölüm müdahil … adına tescil edilmiş ise de vergi kaydı … ,deniz ve … hudutlu olup her yere uyabilen bir kayıttır,yeniden uzman orman ,ziraat ve fenni bilirkişiler ile eski tarihli resmi belgelerin mahallinde uygulanması,yolun güneyinde kalan bölümün memleket haritasında yeşile … olarak gözüktüğü göz önüne alınmalı, 301, 1250, 1251 ve 1263 parseller ile birlikte 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklık olup olmadığının değerlendirilmesi,bu incelemeler sonucunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olmadığı belirlendiğinde ise bu defa müdahil davacı gerçek kişi yönünden zilyetliğin, 3402 Sayılı Yasadaki 17 ve 14. maddedeki koşulların araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak çekişmeli 1250, 1251 parselin (A) harfli 571 m27lik bölümü ve 301 ile 1263 parsellerle ilgili olarak verilen önceki kararın kesinleştirilip tapuya tescil edildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,davacı … yönetiminin davasının reddine, çekişmeli 1251 parselin 6230 m2lik bölümünün müdahil davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm müdahil davacı …, davalı Hazine ve davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmektedir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yörede 1981 ve 1994 yılarında yapılan ancak eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastro çalışması bulunmaktadır.
1) Davacı … Yönetiminin temyiz itirazları yönünden:
Çekişmeli 301 parsel kadastro çalışmasında … ağaçlı tarla niteliği ile 1251 parsele uygulanan vergi kayıt miktarından fazlası olması nedeni ile Hazine adına tesbit edilmiş, Orman Yönetimi bu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile kadastro komisyonuna itiraz etmiş, kadastro komisyonu tarafından 766 Sayılı Yasanın ilgili maddeleri gereğince uyuşmazlığın kadastro mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği belirtilerek KTT aslı ve ekleri mahkemeye gönderilmiştir. Davacı … Yönetiminin açmış olduğu dava ile davacı ve davalı gerçek kişiler arasında çekişmeli 1250, 1251 ve 1263 parsellere ilişkin Kadastro dosyası birleştirilmiştir. Mahkemece 03.10.2006 tarih 1999/2-24 sayılı kararı ile çekişmeli 301 parselin orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek orman niteliği ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Bu nedenle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Müdahil davacı …’nın temyiz itirazlarına gelince :
Mahkemece 1984/9-1994/107 sayılı karar ile kurulan hükmün temyiz edilmesi üzerine dairemizin 26.11.1996 tarih 1996/9408-14556 sayılı bozma ilamı ile müdahil davacının temyiz itirazları çekişmeli 1263 parsel, 1250 parselin (C) harfli 428 m2lik bölümü, 301 parselin (A) harfli 573 m2’lik bölümüne yönelik olarak temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş,mahkemece bu bozma kararı üzerine yine mahkemenin 03.10.2006 tarih 1999/2-24 sayılı ilamı ile 301, 1250, 1251 parselin (A) harfli bölümüne yönelik olarak davacı ve müdahil gerçek kişilerin davalarının reddine karar verilmiş olup,bu kararı müdahil davacı … tarafından temyiz edilmemiş ve bu kişi yönünden hüküm kesinleşmiştir.Bu nedenle temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
3-Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli 1251 parselin (B) harfli 6230 m2’lik bölümünün eski tarihli resmi belgelerde ormanlık alanda kalmadığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu saptanmış ise de 08.10.2008 havale tarihli uzman ziraat bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın eğiminin 2 olduğu, üzerinde bir bitki örtüsünün olmadığı, tuzlu deniz rüzgarlarına açık ve taban suyunun (deniz) yüksek olduğu,üzerinde halen kurumuş otlar ve sazlıklar (kovalık ) bulunduğu, tarımsal ekime müsait olmadığı, … arazisi vasfında olmadığı açıklanmış olup, dosya içindeki fotoğraflardan da taşınmazın halen … arazisi vasfında olmadığı,tarıma müsait olmadığı,kuzeyindeki ormanlık alan ile doğudaki deniz kumluğunun devamı niteliğinde bulunduğu, paftada ise kuzeyden 301 numaralı orman parsel ile ,güneyden ve batıdan kısmen …, kısmen de kovalık niteliği ile hazine adına tescile karar verilen taşınmazlar, doğudan ise … ve ötesinde deniz ile çevrili olduğu, etrafında … arazisi bulunmadığı zilyetlikle iktisap edilecek yerden olmadığı anlaşıldığından bu taşınmazın kovalık vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken mahkemece bu delillere aykırı düşen tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına itibar edilerek çekişmeli 1251 parselin (B) harfli bölümü üzerinde müdahil davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluştuğu kabul edilerek müdahil davacı gerçek kişinin davasının kabulü yolunda hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ:1) Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler ile davacı … Yönetiminin, 2,bentte açıklanan nedenler ile müdahil davacı …’nın temyiz itirazlarının REDDİNE, istek halinde peşin harcın temyiz edene geri verilmesine
2) 3.bentte açıklanan nedenler ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 11/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.