YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4718
KARAR NO : 2022/7151
KARAR TARİHİ : 19.09.2022
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi Gereğince Yapılan Düzeltme İşleminin İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle ” 29.01.1971 tarih ve 2 sayılı komisyon kararına dayanak haritanın değil, tesis kadastrosuna dayanak olan paftanın esas alınması gerektiği göz önünde bulundurularak Mahkemece, keşifte uygulanması zorunlu bulunan, denetime veri teşkil edecek tesis kadastro paftası, çekişmeli taşınmaza ait ölçü krokisi ve çizelgesi dışında, dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılan hava fotoğrafları, ortofoto ve uydu fotoğraflarının getirtilmesi, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişinin katılımı ile keşif yapılması ve bu keşif sırasında, yerel bilirkişi ve tanıklardan ilk tesis kadastrosu sırasında da zeminde sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı, halen kullanımın hangi sınırlarla olduğu, sınır ve yapılar ile Hazinenin taşınmazına tesis kadastrosu tespiti sırasında uygulanan tapu kaydı haritasının, sınırlandırma sırasında ne şekilde uygulandığı hususlarının sorularak gösterilen yerlerin teknik bilirkişiye işaretlettirilmesi, yapılan uygulamayı gösterir fotoğrafların çekilmesi, teknik bilirkişiden düzeltme işlemine esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak düzeltme işleminin denetlenmesinin ve teknik bilirkişi raporunda, ilk tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, 3402 sayılı Kanunun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, düzeltme işleminde hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususların ve “düzeltme işlemi ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntıların açıklanmasının istenilmesi, ayrıca birincisi, ortofoto üzerinde ilk tesis kadastrosuna ait harita ile düzeltme haritasını ada bazında, ikincisi çekişmeli taşınmazlar ve komşularını kapsar bazda ve üçüncüsü ise ilk tesis kadastro haritası ile çekişmeli taşınmazların zeminini çakıştırır bazda en az üç adet harita düzenlemesinin ve düzeltme haritasında yanlışlık varsa, doğru sınırları gösterir harita tanzim edilmesinin talep edilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi gereğince Kadastro Müdürlüğünce yapılan düzeltme işleminin iptali istemine ilişkindir. Anılan Kanun maddesi uyarınca, kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar ile bundan kaynaklanan yüzölçümü hatasının düzeltilmesi mümkün olup, düzeltme işlemi ile, kadastro tespiti sırasında kesinleşen mülkiyet durumunu değiştirecek şekilde uygulama yapılması mümkün bulunmamaktadır. Mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm, açılacak olan tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, düzeltme kararının usul ve yasaya uygunluğu ile uygulanma kabiliyeti bulunup bulunmadığını denetlemekten ibaret olup, taraflar arasındaki fiili sınıra göre düzeltme işlemi tesisi değildir.
Mahkemece, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan düzeltme işleminin usulüne uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kararın hukuka uygun olduğundan söz edilemez.
Şöyle ki; çekişmeli 105 parsel sayıl taşınmazın kadastro tutanağının edinme sütünundan, taşınmazın senetsizden 25 yıl malik sıfatıyla zilyedi olduğu belirtilen Hasan Güri, Abdullah Gökmen ve Emine Göyük adına 15.09.1967 tarihinde tespit edildiği ve kadastro tespitinin 12.11.1968 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22. (Değişik: 22/2/2005–5304/6 md.) maddesi, “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medenî Kanunu’nun 1026 ncı maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edilir. Ancak;
a) Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde,
b) Daha önce sadece tapu tahriri yapılan veya 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanuna göre yenileme yapılacak yerler ile 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanunu’nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine tâbi yerlerde, birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
İkinci fıkranın (a) bendinin uygulanacağı alanlar Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün onayı ile belirlenir ve çalışmalara başlanmadan en az onbeş gün önce çalışma alanında, bölge merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu il merkezinde alışılmış vasıtalarla duyurulur, ayrıca varsa yerel gazete ile ilân edilir. Yapılacak çalışmalarda 2, 4, 14, 17, 19 ve 21 inci maddeler ile 13 üncü maddenin (B) ve 20 nci maddenin (B), (C) ve (D) bentleri hükümleri uygulanmaz.
Tapulama ve kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerin tescili yapılır. Tapuya tescil edilmiş ormanlardan, haritaları teknik mevzuata uygun olanlar aynen, diğerleri ise teknik mevzuata uygun hale getirildikten sonra tapu kütüğüne aktarılır.” hükmünü içermektedir.
Buna göre, 3402 sayılı Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca yapılacak çalışmalarda aynı Kanun’un 20. maddesinin B, C, D benleri hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla 20. maddenin A bendinin uygulanacağı anlaşılmakta olup, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosunda 3402 Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uygulanmasından kaynaklanan hata bulunmamaktadır. Hükmüne uyulan bozma ilamında da, doğru sonuca varılabilmesi için 29.01.1971 tarih 2 sayılı komisyon kararına dayanak haritanın değil, tesis kadastrosuna dayanak olan paftanın esas alınması gerektiğinin gözetilmesi gereğine işaret edilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda tesis kadastrosuna dayanak pafta esas alınarak, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosunda 3402 Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uygulanmasından kaynaklanan bir hatanın bulunmadığı ve buna bağlı olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 41. maddesi kapsamında düzeltilmesi gereken ölçü, sınırlandırma ve tersimat hatasının mevcut olmadığı gözetilmek suretiyle, davanın kabulüne ve Kadastro Müdürlüğünce yapılan düzeltme işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 19.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.