Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/1365 E. 2023/2101 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1365
KARAR NO : 2023/2101
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2014 tarihli ve 2014/17081 Soruşturma, 2014/11454 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca dava açılmıştır.
2. Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarihinde 2014/506 Esas, 2016/411 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan hakkında nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat kararı verilmesi nedeniyle sanığın eyleminin iftira suçunu oluşturmadığına,
2. Katılanın işyerindeki çalışanlarının tanıklığının iftira suçuna delil olamayacağına,
3. Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
4. Takdiri indirim nedenlerinin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmadığına,
5. Ve sair hususlara, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, senedin yağması suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak katılan hakkında dava açılmasına sebebiyet vermesine ilişkindir.
2. Sanığın 12.05.2008 tarihinde Konya KOM Şube Müdürlüğüne, sekreter olarak çalışmakta olduğu iş merkezinde hırsızlık olaylarından dolayı işvereni olan katılanın kendisini sorumlu tutarak elinde kamera kayıtları olduğuna dair iddiada bulunup kendisinden üç aydır 10 milyar para aldığı yönünde bir itirafname yazdırdığını ve sonra da dört adet senedi tehditle imzalattığını belirterek şikayetçi olduğu belirlenmiştir.
3. Katılan hakkında Adana (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2013 tarihli ve 2009/17 Esas, 2013/154 Karar sayılı kararı ile “Tüm deliller, duruşma safhasında dinlenilen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, müşteki Ö.Ö.’ye sanık N.A. tarafından izafe edilen hırsızlık fiilinin gerçekleştiği, sanığın eyleminin zararını karşılamaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı, bu noktada bilgisayarda ele geçirilen tutanağın sonradan düzenlenmiş olduğu iddia edilmiş ise de, müştekinin de kabul ettiği itirafnamenin varlığı karşısında anılan tutanağın ehemmiyet arzetmemesi nedeni ile bu hususun üzerinde durulmadığı, bu aşamada 5237 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci fıkrası, açısından yapılan değerlendirmede müştekinin ifadesinde sanığa yönelik tehdit ve yaralama iddiasının yer almaması nedeniyle atılı suçun oluşmadığı, sanığın elde etmeye çalıştığı menfaatin haksız olmadığından şantaj suçunun da oluşmadığı” kanaatiyle sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5271 Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş ve bu karar temyiz edilmeden 05.07.2013 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
4. a) Sanık hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 30.07.2013 tarihli kararı ile iftira suçundan, “şüphelinin savunmasında iddiaya konu olayın aynen daha önce anlattığı şekilde olduğunu, müştekiye yönelik herhangi bir iftira etmesinin söz konusu olmadığını, kendisine ve ailesine yapılan baskı nedeniyle sonradan şikayetinden vazgeçtiğini bildirerek suçlamayı kabul etmemiş olması, müşteki hakkındaki iddiaya konu olayla ilgili davanın halen Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/17 esas sayılı dosyasında görülüyor olması, bahse konu mahkemeden gönderilen bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, yargılaması ağır ceza mahkemesinde halen devam etmekte olan bir olaydan dolayı iftira suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmayacağı anlaşıldığından” kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu karara karşı katılan vekilinin itirazı üzerine Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2013 tarihli ve 2013/1749 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği,

b) Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 20.06.2014 tarihli ve 2014/902 Değişik iş sayılı kararı ile iftira suçundan kamu davası açılabilmesi için yeni delil bulunduğu gerekçesiyle itirazın reddine dair kararın kaldırılmasına karar verilmesi üzerine Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2014 tarihli ve 2014/17081 Soruşturma, 2014/11454 Esas sayılı iddianamesi ile 30.07.2013 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinden sonra Adana (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/17 Esas sayılı dosyasının sonuçlanarak katılan hakkında beraat kararı verilmesinin yeni delil sayılarak sanık hakkında iftira suçundan dava açıldığı belirlenmiştir.
c) Sanık hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.07.2014 tarihli kararı ile hırsızlık suçundan zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirlenmiştir.
5. a) Dosyada fotokopisi mevcut “itirafımdır” başlıklı sanık tarafından imzalanan belge içeriğinde, “Ağustos 2004’ten beri O. İnş. N.A.’nın sekreterliğini yapmaktayım. Bulunduğum şartlar ve borçlarım nedeniyle bir çıkmaza girmiştim ve miktarını tam olarak hatırlayamadığım bir miktar parayı … Bey’in haberi olmadan çantasından aldım. 3 aydır yaklaşık 10 milyar parayı aldım. Bunları keyfi ihtiyaçlarım için değil, hacizde olan borçlarıma harcadım. Şu an diyecek bir şeyim yok. Sadece ekmeğini yediğim ve haketmediğini düşündüğüm patronum N.A.’dan özür diliyorum. Çok pişmanım” şeklinde ifadenin yazılı olduğu belirlenmiştir.
b) Dosyada fotokopisi mevcut “tutanaktır” başlıklı katılan ve diğer bir kısım işyeri çalışanları tarafından birlikte imza altına alınan tutanakta “02.02.2005 tarihine kadar şirketimizde çalışan Ö.B.’nin N.A.’ya ait çantadan gizlice aldığı ve daha sonra yaptığı hırsızlığı itiraf ettiği ve paranın bir kısmını koyduğu yeri itiraf ettiği üzere, almış olduğu paranın aşağıda belirtilen kadarını, D. İş Merkezi 3. kat mutfağında buzdolabının yanında bulunan açık peçete destesinin arasında bulduk ve el değmeden zapt- u rapt altına aldık. İş bu tutanak tarafımızdan imzalanmıştır. 6 X 50 TL ve 1 X 500 Euro” ifadesinin yazılı olduğu belirlenmiştir.
c) Sanığın Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben yazdığı 27.10.2010 tarihli dilekçesinde, kolluğun yönlendirmesiyle ve maddi anlamda kızgın olması nedeniyle katılan hakkında bir takım abartılı ifadelerde bulunduğunu, katılanın kendisine fiziki baskı, cebir ve şiddet uygulamadığını, kendi iradesi ile senetleri verdiğini ifade ettiği belirlenmiştir.
d) Tanık olarak beyanlarına başvurulan A.R.B., Y.A., H.A.’nın tutanak içeriğini doğruladıkları, D.M.D.’nin, şirkette çalıştığı sırada sanığın katılana yönelik hırsızlık eylemi nedeniyle işyerinden kovulduğuna şahit olduğunu, A.E.’nin sanığın hırsızlık olayından dolayı işyerine alınmaması talimatı verildiğini, ifade etmişlerdir.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekmektedir. Somut olayda, sanığın Konya KOM Şube Müdürlüğünde 12.05.2008 tarihli beyanında, “N.A. masasının üzerine kağıt ve kalem çıkararak bana senaryosunu kendisinin hazırladığı hırsızlık olayı ile ilgili yazmam gerektiğini belirtip, bana zorla ve tehditle kendi rızam dışında söyleyerek,

itiraf adı altında maddi sıkıntılarım nedeni ile … beyin haberi olmadan üç aydır 10 milyar para aldığımı, bunu hacizli olan borçlarıma harcadığımı, özür dilediğime ve pişman olduğumu kendi el yazımla yazdırarak imzalattı. Buradaki zor ve tehditten kasıt aksi takdirde beni hırsız olarak tanıdığım bildiğim herkese söyleyeceği anlatacağı şeklindedir.” şeklindeki iddiası ve sonraki aşamalarda da “itirafname ve senetleri imzalatmadan önce masanın üzerine silahını koydu”, “Korkuya kapılarak müştekinin masa üzerine bırakmış olduğu 4 adet senedi imzaladım.” şeklindeki beyanları, sanık hakkındaki hırsızlık suçu ile ilgili iddialar ve bu iddialarla ilgili Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca zamanaşımı nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve bu hususa ilişkin tanık beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığın katılan hakkındaki iddialarının bir kısım maddi vakıalara dayandığı, sanığın 27.10.2010 tarihli dilekçesinde ilk beyanından rücu etmesinin ve hırsızlık eylemini gerçekleştirdiğine dair itirafname yazıp senetleri imzalamış olmasının iftira suçunun kanıtı sayılamayacağı, sanığın kendisinin adli makamlara ya da kolluk güçlerine giderek şikayetçi olmayıp katılan hakkında yürütülen soruşturma sırasında bu şekilde beyanının alındığı, bu nedenle sanığın eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç isnadı biçiminde olmayıp 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74 üncü maddesi ile güvence altına alınan anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde olması nedeniyle unsurları itibariyle oluşmayan atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2014/506 Esas, 2016/411 sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.04.2023 tarihinde karar verildi.