Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/4726 E. 2023/2184 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4726
KARAR NO : 2023/2184
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz itirazı,
1. Kararın somut ve hukuki bir temele dayandırılmadığına,
2. Mahkemece kanıt ve bulguların hatalı olarak değerlendirildiğine,
3. Her türlü şüpheden uzak, somut delil bulunmadığına,
4. Atılı suçla bağlantısının olmadığına,
5. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediğine,
Ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın 11.11.2014 tarihinde, konuşmak istediğinden bahisle, kendisi ile aynı apartmanda oturan yengesi mağdure Fatma’nın boğazını sıkıp, kolundan tutarak, cebirle onu birinci katta bulunan evine götürmek suretiyle alıkoyduğu, bu olaydan iki gün sonra gece saatlerinde yine mağdurenin evine gelerek kolundan tutup zorla aşağı indirdiği mağdureyi kiralamış olduğu araca rızası dışında bindirerek İskenderun istikametine götürdüğü, bir ara marketten alkol aldığı sırada, mağdurenin burada bulunan bir şahıstan yardım istediği, tekrar yola çıkarak seyir halinde oldukları sırada yapılan ihbar üzerine polis tarafından sanığın yakalanmasına ilişkindir.
2. İskenderun Devlet Hastanesinin 13.11.2014 tarihli raporunda, mağdurenin mevcut yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olduğu bildirilmiştir.
3. Kolluk tarafından düzenlenen 13.11.2014 tarihli tutanak dava dosyasında mevcuttur.
4. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2014 tarihli yetkisizlik kararıyla, sanığın mağdureye yönelik 11.11.2014 tarihli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemiyle ilgili evrakın Samandağ Cumuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır.
5. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2014 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında mağdureye yönelik 13.11.2014 tarihli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemiyle ilgili dava açılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Her ne kadar Mahkemece kovuşturma aşamasında sanığın savunması alınmış ise de; savunmanın içerik itibarıyla sanığın mağdureye yönelik 13.11.2014 tarihinde gerçekleştirdiği ve İskenderun İlçesi sınırlarında temadinin sonlandığı görülen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemine ilişkin olduğu, Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2015 tarihli iddianamesine konu edilen 11.11.2014 tarihli eylemle ilgili savunmasının alınmadığı anlaşılmakla, sanığın yargılamaya konu davaya yönelik usulüne uygun savunması alınarak sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde dosya kapsamına uymayan savunmaya dayanılarak hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de;
a. Oluşa uygun olarak sanığın mağdureye yönelik ilk eylemi sırasında, mağdurenin kolundan tutarak, cebirle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu gerçekleştirdiği kabul edilmesine rağmen, sanık hakkında hüküm kurulurken temel hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası yerine, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi suretiyle eksik cezaya hükmolunması,
b. Ayrıca, sanığın aynı mağdureye yönelik 11.11.2014 ve 13.11.2014 tarihlerinde gerçekleştirdiği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarıyla ilgili olarak, yargılamaya konu eylem yönünden, Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2015 tarihli iddianamesi ile dava açılarak yapılan yargılama neticesinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verildiği görülmüştür.

İskenderun İlçesi sınırları içerisinde gerçekleştirilen 13.11.2014 tarihli olayla ilgili ise, İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda 05.12.2014 tarihli iddianame ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açıldığının anlaşılması karşısında, açılan bu dava dosyası getirtilerek dosya içine alınması, derdest olması halinde birleştirilip, suç ve iddianame tarihleri nazara alınarak hukuki ve fiili kesinti bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra, eylemlerin ayrı suç mu oluşturduğu, yoksa zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasının gerekip gerekmeyeceğinin tespiti gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik inceleme üzerine hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci ve 326 ncı maddeleri gereği, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2023 tarihinde karar verildi.