YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16243
KARAR NO : 2009/17898
KARAR TARİHİ : 03.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ile men’ine ilişkin davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ile davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı (Orman Yönetimi) … Köyü 1165 parsel sayılı 16.050 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 2007 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ve istemin kesinleştiğini belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili, davalıların el atmalarının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin (A harli 11.339.61 m2 bölümünün) tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalıların el atmalarının önlenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ile davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescili ile el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2007 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış,1982 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın bir kısmının 2007 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 6831 Sayılı Yasanın 11/1.maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm
olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davalı gerçek kişiler adına çıkarılan ilk tebligatlar adreslerin doğru olmaması nedeni ile tebliğ edilememiş, daha sonra tesbit edilen adreslere çıkarılan tebligatlar üzerine davadan haberdar olan davalılar davayı kabul ettiklerine ilişkin dilekçeler sunmuşlardır. Kendilerine usulüne uygun olarak yapılan tebligattan itibaren ilk duruşma gününden ve delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce kabul beyanında bulunmuş olmaları nedeni ile harçlar kanunu 22. Madde gereğince harcın 1/3 ünün davalılara yükletilmesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. Maddesi gereğince vekalet ücretinin ise 1/2 oranında davalılara yükletilmesi gerekirken mahkemece davalıların harç ve vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulmaları doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hükmün 4.ve 5.fıkralarının hükümden çıkartılması ile bunun yerine “Harçlar kanunu 22.madde gereğince davalıların davayı kabul beyanları nedeniyle karar ve ilam harcının 1/3’ü olan 406.95.- TL. nin müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydedilmesine, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince 665.21.-TL. vekalet ücretinin müşterek ve müteselsilen davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine” cümlesinin eklenmek sureti ile düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7 maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 03/12/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.