YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/926
KARAR NO : 2023/4228
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.05.2007 tarihli ve 2004/3416 Soruşturma, 2007/437 Esas, 2007/243 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında güveni kötüye kullanma ve bilişim verilerini tahrip etme suçlarından 765 sayılı Türk Ceza Kanun’un (765 sayılı Kanun) 510 uncu maddesinin birinci fıkrası, 525/b maddesinin birinci fıkrası ve 80 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Gemlik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2008 tarihli ve 2007/147 Esas, 2008/12 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin nitelikli zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturabileceğinden bahisle görevsizlik kararı ile yargılama yapılmak üzere dava dosyasının üst dereceli Bursa Nöb. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
3. Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2009 tarihli ve 2009/25 Esas, 2009/382 sayılı Kararı ile sanık hakkında eylemlerinin müteselsilen hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu oluşturduğu kabulüyle 765 sayılı Kanun’un 510 uncu, 80 inci, 522 nci ve 59 uncu maddeleri gereği 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
4. Katılan vekili ile sanık müdafiinin temyizi üzerine hükmün Dairemizin 22.01.2013 tarihli ve 2011/14239 Esas, 2013/595 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturacağından bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2013 tarihli ve 2013/164 Esas, 2013/438 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanığın para tahsil yetkisi bulunmadığı için zimmet suçunun faili olamayacağı ve suçun unsurları oluşmadığından hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 24.01.1983 tarihli ve 8-486/6 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, “yerinde görülmeyen sair itirazların reddine” tabirinin hükmün bir bölümünün onandığı anlamına gelmediği hususu gözetilerek yapılan değerlendirmede;
1. Sanığın yargılama konusu eylemlerinin ilk bakışta kurum içi araştırma ile tespit edilebileceğinin anlaşılması karşısında, suç tarihinin 2003 yılı olması sebebiyle, bu suçun 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanık lehine olan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un 202 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen 10 yıllık olağan ve 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu anlaşılmıştır.
2. Suç tarihi olan 2003 yılı ile inceleme günü arasında 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2013 tarihli ve 2013/164 Esas, 2013/438 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.