YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/929
KARAR NO : 2023/4452
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/477 Esas, 2016/218 Karar
SUÇLAR : Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2013/477 Esas, 2016/218 sayılı Kararının katılanlar vekilleri, sanıklar … ve … müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçundan verilen beraat ile sanıklar … ve … hakkında aynı suçtan verilen mahkûmiyet hükümlerini yasal süresi içerisinde temyiz eden katılanlar vekillerinin 25.12.2019 tarihli dilekçe ile tüm sanıklar yönünden temyiz ve şikâyetten vazgeçtikleri, adlarına düzenlenen 29.04.2014 tarihli vekaletnamede temyizden feragat yetkisinin tanındığı ancak şikâyetten vazgeçme yetkilerinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2013 tarihli ve 2012/140632 Soruşturma, 2013/63167 Esas, 2013/21061 numaralı İddianamesi ile sanıklar hakkında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 239 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2013/477 Esas, 2016/218 sayılı Kararı ile sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında atılı suçtan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri uyarınca beraatlerine, sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 239 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62, 51 ve 52 nci maddeleri uyarınca 10’ar ay erteli hapis ve 4’er gün karşılığı 80,00’er Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri; hükme esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, savunmada ileri sürülen hususların dikkate alınmadığına, delillerin hatalı değerlendirildiğine ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığına,
2.Katılanlar vekillerinin temyiz istekleri; mahkûmiyet hükümleri yönünden sanıkların soyut suç inkarında bulunmalarına göre bir daha suç işlemeyecekleri hususunda etkin pişmanlık göstermediklerinden haklarında verilen hapis cezasının ertelenmemesi gerektiği ile beraat hükümleri yönünden sanık …’ın atılı suçtan, diğer sanıkların ise suçu bildirmeme suçundan cezalandırılmaları gerektiği ve temyiz aşamasında resen dikkate alınacak sair nedenlere,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan şirkette suç tarihinden önce bölüm başkanı olarak görev yapan sanık …’ın işten ayrıldıktan sonra şirketin uluslararası şirketlerle ortaklaşa yürütülen bilgilerini, müşteri bilgilerini, müşterilere verilen fiyat tekliflerini, çalışanların ücretlerini, çalışma şekillerini ve projelerini … Hizmetleri Yönetim kadrosunda ve …. Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik A.Ş’de görevli diğer sanıklara verdiği, bu şahısların da hukuka aykırı olarak elde ettiği bilgileri kullandığı iddiasıyla sanıklar hakkında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçundan kamu davası açıldığı ve mahkemece sanıklar … ve …’in eylemlerinin sabit görülerek aynı suçtan cezalandırılmaları yoluna gidildiği, diğer sanıklar hakkında ise beraat kararları verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 239 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçunun şikâyete tabi suçlardan olduğu, bu suçlar için şikâyetin bir kovuşturma şartı niteliği taşıdığı, katılanlar vekillerinin 25.12.2019 tarihli dilekçe ile tüm sanıklar yönünden temyiz ve şikâyetten vazgeçtikleri ancak adlarına düzenlenen vekâletnamede şikâyetten vazgeçme yetkilerinin bulunmadığı anlaşıldığından katılan … ve şirket yetkililerine 25.12.2019 tarihli dilekçenin tebliğ edilerek duruşma günü bildirilip şikâyetten vazgeçip vazgeçmedikleri sorulduktan ve şikâyetten vazgeçme halinde haklarında mahkûmiyet kararı verilen sanıklar yönünden 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrası da göz önünde tutulduktan sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi lüzumu bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Ön inceleme bölümünde açıklandığı üzere katılanlar vekillerinin temyizden vazgeçtikleri anlaşıldığından temyiz incelemesinin sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları ile SINIRLI OLARAK YAPILMASINA,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2013/477 Esas, 2016/218 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.04.2023 tarihinde karar verildi.