YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/11997
KARAR NO : 2023/4528
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/220 Esas, 2014/343 Karar
SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma, rüşvet verme ve rüşvet alma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, bu örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, sanıklara yüklenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, bu örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından CMK’nın 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca vekilinin temyiz isteminin bu suçlar yönüyle REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin rüşvet verme ve rüşvet alma ile ihaleye fesat karıştırma suçlarından kurulan tüm hükümlere, O yer Cumhuriyet savcısının 14.02.2008 tarihli ihale ile ilgili olarak ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen tüm beraat hükümlerine yönelik temyiz talepleri ile sanıklar …, …, … ve … müdafiilerinin vekalet ücretine münhasır temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar …, … ve … dışındaki tüm sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suça konu ihaleler nedeniyle kurum zararı oluşmadığının anlaşılması karşısında, sanıklara isnat edilen 27.02.2007 ve 14.02.2008 tarihli ihalelere ilişkin ihaleye fesat karıştırma eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı TCK’nın 6459 sayılı Yasa’nın 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, keza doğrudan temin yöntemi ile yapılan 05.12.2007 tarihli danışmanlık hizmeti alımına yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davaları açılmış ise de doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle kamu görevlisi olan sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu, kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların ise aynı Kanun’un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça iştirak suçunu oluşturacağı, diğer yandan rüşvet suçunun varlığı için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, bu anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması gerektiği, ancak isnat edilen eylemlerde rüşvet anlaşmasına dair yeterli delil bulunmadığı gibi rüşvet teklifine konu işe mümas suçun zamanaşımına uğraması halinde failin meşru zeminde olduğunun kabulü gerekeceği hususları nazara alındığında, kamu görevlisi olan sanıklara yüklenen rüşvet alma isnatlarının suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın mülga 257/3. madde ve fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıklara yüklenen rüşvet verme eylemlerinin ise TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça iştirak suçunu oluşturacağı, bu suçların söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, ihaleye fesat karıştırma ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçları yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan 03.03.2010 tarihli mahkumiyet hükümleri, 5237 sayılı TCK’nın mülga 257/3. madde ve fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu yönünden ise zamanaşımını kesen son işlem olan 10.07.2008 tarihli son sorgu işlemi ile inceleme günü arasında asli dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanıklar …, … ve … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanıklardan …’ın 30.01.2021, …’un 28.02.2022 ve …’in 03.03.2019 tarihlerinde hükümden sonra vefat ettikleri UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, bu hususlar mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA 06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.