YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6024
KARAR NO : 2008/9052
KARAR TARİHİ : 24.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan, babaları … adına kayıtlı Ekim 1954 tarih, 16 numaralı tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda çekişmeli taşınmazın … Köyü değil, … Köyü idari sınırları içinde kaldığı, bu yörede 1984 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, dava tarihi olan 05/10/1994 tarihine kadar yasada öngörülen 20 yıllık kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği süresinin dolmadığı, ayrıca yörede orman kadastrosunun yapılmamış olması nedeniyle orman olarak tapulama dışı bırakılan yerde kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğinin, orman kadastrosu yapılıp taşınmazın orman sınırları dışında bırakılarak bu işlemin kesinleştiği tarihten itibaren başlayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde dava tarihinden önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmamaktadır.
Genel arazi kadastro işlemi ise 1984 yılında yapılmış; sonuçları 21/09/1984-22/10/1984 tarihleri arasında ilan edilerek 23/10/1984 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, davacı gerçek kişilerin dayandığı tapu kaydında okunan “yol” un dosya arasında bulunan fotogometri yöntemiyle düzenlenmiş haritada dahi görünmediği, “dağa benzer tepe “nin ise başka köy sınırları içinde gösterildiği; bu hali ile kaydın çekişmeli yere uymadığı, yörede 1984 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Devlet Ormanı niteliğiyle tespit harici bırakıldığı, H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosunun 1984 yılında 766 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazın tesbit dışı bırakıldığı, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanların tesbit dışı bırakıldığı, bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekiplerince ormanların kadastrosunun yapmadığı, ancak
bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtların, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarıldığı, (766 Sayılı Yasanın madde 46/3) bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılmasının Orman İdaresinden isteneceği, idarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekiplerinin bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütecekleri, bu uygulamanın 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürüldüğü, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapıldığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde bu güne kadar orman kadastrosu yapılmadığı, davacı tarafça taşınmazın öncesinin orman olmadığının kesin delillerle kanıtlanamadığı, yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerin de, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağı, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik olmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 24/06/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.