YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7067
KARAR NO : 2023/4683
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/367 Esas, 2016/90 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli ve 2015/367 Esas, 2016/90 sayılı Kararının, sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle köy muhtarı olan sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Aydın Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün katılma hakkı olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılan vekilinin sanık … hakkında, sanıklar müdafiinin ise her iki sanık hakkında kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen husus dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.04.2015 tarihli ve 2015/2228 Esas, 2014/19263 Soruşturma, 2015/1807 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli ve 2015/367 Esas, 2016/90 sayılı Kararı ile sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına, sanık … hakkında ise icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası karşılığı 7.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanıklar müdafiinin temyizi, sanıkların menfaat temin etmediklerine, soyut beyanlar dışında delil bulunmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Katılan vekilinin temyizi, sanıklar hakkında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, sanık … hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin hukuka aykırı olduğuna yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …’in Aydın ili … köyü muhtarı olduğu, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden yardım bağlatmak için köylülerden çocuklarına ilişkin evrak hazırlamalarını istediği ayrıca yardımın yatacağı hesaplara ilişkin bankamatik kartlarını istediği, bankamatik kartını vermeyenlerin evrakını kuruma teslim etmediği, evrakını teslim ettiği mağdur …’e ait yardım parasının ise sadece 400,00 TL’sini mağdura teslim edip kalan miktarı kendi aldığı ve kişisel mağduriyete sebep olduğu, sanık …’ın ise sosyal çalışmacı olarak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde görev yaptığı, kurumdan yardım alan …., … ve …’ın yardım bağlanmasına ilişkin işlemlerinde gelir tespit araştırmasını yerinde ve yeterince yapmayıp, duyumlarla sosyal inceleme raporu düzenleyerek bu üç şahsa nakdi yardım bağlanmasını sağladığı ve kurumu zarara uğrattığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; ön inceleme raporu, soruşturma izni, tanık beyanları ve sanık savunmaları nazara alınarak sanıkların üzerlerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık …’in, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 18.12.2018 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, bu kapsamda kamu davasını açan iddianamede sanık …’ın sahtecilik kastıyla gerçeğe aykırı belge düzenlediği şeklinde bir isnadın bulunmadığı, iddianame anlatımına göre yerinde ve yeterli inceleme yapmama şeklindeki isnadın görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, Tebliğnamede fiilin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturabileceğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinde belirtilen suçun oluşması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine” veya “kamunun zararına” neden olma ya da “kişilere haksız bir menfaat sağlama” şartlarından birinin bulunması gerektiği, sanık …’ın hakkında sosyal inceleme raporu düzenlediği ve bu raporlar sonrasında yardım alan …., … ve …’ın suç tarihleri itibarıyla söz konusu yardımları almaya haklarının olup olmadığının araştırılmasından sonra objektif cezalandırma koşullarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında sanık …’ın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık … müdafii, 29.01.2016 tarihli dilekçesinde ve 09.02.2016 günlü celsedeki beyanında lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiği halde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınarak; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ”kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği” şeklindeki kabul karşısında, atılı görevi kötüye kullanma suçu açısından oluşan maddi zararın neden ibaret olduğunun somut olarak belirlenmesinden, sanık …’a bu zararı giderme imkanı tanınmasından ve suçtan kaynaklı zararın giderilip giderilmediğinin araştırılmasından sonra sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin 6 ncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin “var olan zararı gidermediği için” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık … hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemek üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli ve 2015/367 Esas, 2016/90 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiinin ve sanık … yönünden katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.