YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/302
KARAR NO : 2023/5013
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/2 Esas, 2019/98 Karar
SUÇLAR : Nitelikli zimmet
Tebliğnamede katılan bakanlık vekilinin 15.05.2019 havale tarihli dilekçe ile hükmü temyiz ettiği belirtilmiş ise de, dilekçenin gerekçeli karar tebliği istemine yönelik olup temyiz iradesi içermediği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz eden sanıklar müdafiinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.08.2011 tarihli ve 2009/1993 Soruşturma, 2011/1245 Esas, 2011/97 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2013 tarihli ve 2011/149 Esas, 2013/64 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
3.Sanıklar hakkında verilen hükümlerin müdafiilerince temyizi üzerine Dairemizin 27.11.2017 tarihli ve 2014/9234 Esas, 2017/4993 sayılı Kararı ile 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) 17 ve 18 inci maddeleri uyarınca hükümlerin Hazineye bildirilmesi için tevdi edilmesi sonrasında, Dairemizin 30.10.2018 tarihli ve 2018/4315 Esas, 2018/8282 sayılı Kararı ile sanıkların 01/01/2008-31/12/2008 tarihleri arasında üyelerin yatırdıkları aidatları bankadan çekerek üzerlerinde bulundurmaları şeklindeki eylemlerinde, o tarihteki kasa mevcudu da belirlenerek para çekilmesine ihtiyaç olup olmadığı, çekilen paraların ne şekilde kullanıldığı, sanıkların zimmetlerinde kalan para bulunup bulunmadığı, varsa geciktirme sürelerinde sağlanan nema miktarının bilirkişi raporuyla tespiti, görevleri sona erdiği halde kooperatifin Denizbank’taki hesabından 900 TL para çekilmesi eyleminde yasal tevdi unsurunun ne şekilde gerçekleştiği, hangi gerekçeyle bu paranın çekildiği, sanık …’in parasal işlemlerle ilgilenmediğini savunması karşısında suç tarihlerinde kooperatifin parasal işlemlerinin kim ya da kimler tarafından yürütüldüğü hususlarının tespiti ile zimmet suçunun unsurlarının bulunmaması halinde eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığı da karar yerinde tartışılarak sonucuna göre hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezanın bir katı olan 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasını geçecek şekilde 10 yıl süre ile 53 üncü maddenin birinci fıkrasında sayılan tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılmalarına karar verilmesinin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının değerlendirilmemesinin, vekalet ücretinin infazda tereddüt oluşturacak şekilde hükmolunmasının kanuna aykırı olduğu belirtilerek hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2019/2 Esas, 2019/98 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafii temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin uhdesinde kooperatife ait para veya mal olmadığından suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, dönem içinde çekilen paraların kooperatif işlerinde kullanıldığını, mahkumiyetlerine yeterli delil bulunmadığını ve suç işleme kastı ile hareket etmediklerini ve beraatleri yerine mahkumiyetlerine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
S.S. Bağevleri Konut Yapı Kooperatifinin başkan ve yönetim kurulu üyesi olan sanıklar hakkında nitelikli zimmet suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, 01.01.2008-31.12.2008 tarihleri arasında üyelerin bankaya yatırmış oldukları aylık aidatları aynı gün çekerek üzerlerinde tuttukları, görevlerinin sona erdiği 31.03.2009 tarihli devir bilançosuna göre 4.139,98 TL nakit ile yetkileri olmadan 17.04.2009 tarihinde kooperatifin Denizbank’taki hesabından çektikleri 900 TL olmak üzere toplamda 5.039,98 TL’yi yeni yönetime teslim etmedikleri ve bu paranın da sanıkların uhdesinde kaldığı, 2010 yılı birim fiyatlarına göre inşaat arsasının üzerinde kurulu yapıların kazı ve dolgu maliyetinin işçilik de dahil 76.886 TL olmasına rağmen 2008 yılında yaptırıldığı iddia edilen kayıtlı kazı ve dolgu hafriyat giderlerinin toplamının kayıtlarda 181.677,85 TL olduğu, böylece aradaki fark olan 104.791,85 TL’nin yersiz ve usulsüz ödendiği ve gider olarak gösterildiği kabul edilerek zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Mahkemece, Dairemizin 30.10.2018 tarihli ve 2018/4315 Esas, 2018/8282 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozma gereğinin tam olarak yerine getirilmediği, alınan 25/01/2019 tarihli bilirkişi raporunun bozma ilamında belirtilen hususları karşılamadığı anlaşılmakla; dosyanın Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile görev gereği yasal olarak tevdi edilen malın belli bir süre kullanılıp herhangi bir uyarı, ihbar, şikayet veya soruşturma olmaksızın kendiliğinden iade edilmesi halinde kullanma zimmeti, aksi takdirde temellük zimmetinin söz konusu olacağı gözetilerek, sanıkların 01/01/2008-31/12/2008 tarihleri arasında üyelerin yatırdıkları aidatları bankadan çekerek üzerlerinde bulundurmaları şeklindeki eylemlerinde, o tarihteki kasa mevcudu da belirlenerek para çekilmesine ihtiyaç olup olmadığı, çekilen paraların ne şekilde kullanıldığı, sanıkların zimmetlerinde kalan para bulunup bulunmadığı, varsa geciktirme sürelerinde sağlanan nema miktarının tespitinden sonra, görevleri sona erdiği halde kooperatifin Denizbank’taki hesabından 900 TL para çekilmesi eyleminde yasal tevdi unsurunun ne şekilde gerçekleştiği, hangi gerekçeyle bu paranın çekildiği hususları da dikkate alınarak zimmet suçunun unsurlarının bulunmaması halinde eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığı da karar yerinde tartışılıp sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle tüm eylemlerin zincirleme nitelikli zimmet suçu kapsamında kaldığının kabulüyle sanıklar haklarında yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
Sanıkların eylemlerinin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranış niteliğinde olmaması ve 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden, nitelikli zimmet kabulü ile fazla ceza tayini,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2019/2 Esas, 2019/98 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde karar verildi.