YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11972
KARAR NO : 2008/243
KARAR TARİHİ : 16.01.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1998 yılında yapılan kadastro sırasında, … İlçesi Soğukpınar Köyü 122 ada 213 parsel sayılı 5.324,15 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1936 tarih 137 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile … … adına tespit ve tescil edilmiştir. Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararın Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 01.03.2004 gün 2003/7936-2004/1234 sayılı kararı ile ve özetle; “Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1949 yılında ilk orman kadastrosu, daha sonra 1975 ve 1991 yıllarında aplikasyon ile 2. madde ve 2/B madde uygulaması çalışmalarının yapıldığının anlaşıldığı, ancak bu çalışmalara ilişkin belge ve haritaların dosyada bulunmadığı, bu nedenle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949, 1975 ve 1991 yıllarında yapılan orman kadastrosu, aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin harita ve belgelerin getirtilmesinden sonra oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte tutanak ve haritaların yerine uygulanması haritalar arasında farklılık var ise nereden kaynaklandığının belirlenmesi, bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritasına ve 1975 ile 1991 yıllarında yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen harita ve tutanaklara göre konumunu gösteren her üç harita ile irtibatlı ve ayrı ayrı renklerde işaretli haritaların ve kadastro paftasının ölçekleri özel aletlerle denkleştirilerek düzenlenecek ölçekli krokide taşınmazın konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, yapılan inceleme araştırma ve uygulama sonucunda, taşınmazın orman tahdidi içinde olduğu 2/B madde uygulamasına konu edilen alanda olmadığı saptanırsa orman olarak kabulü, yine 2/B madde uygulamasına konu edilip işlemin kesinleştiği saptandığı taktirde eylemli durumu nedeniyle orman niteliği ile Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi, yapılan uygulama sonucu orman tahdidi dışında kaldığının belirlenmesi halinde taşınmazın niteliğinin halen eylemli orman olması ve bu haliyle devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu iddia edilen taşınmazın tapusunun iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1949 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978 yılında yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasaya göre aplikasyon ve 2. madde çalışmaları, 1990 yılında yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan uygulamada taşınmazın orman sınırı dışında kalması nedeniyle Hazine davası ret edilmiş ise de, bir örneği dosyada bulunan 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1949 yılında yapılıp kesinleşen tahdit haritasında 1335, 1336, 1337 nolu orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim ve uzaklık bakımından farklılık vardır. Tahdit haritası ile hat çelişkili olup, bu haliyle uzman bilirkişi kurulunun orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı ve taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tabi tutulduğu net olarak anlaşılamamaktadır. Ancak, hükme dayanak yapılan ve bozma kararından önce alınan orman bilirkişi kurul raporlarında, çekişmeli taşınmaz üzerinde karaçam ağaçlarının bulunduğu belirtilmiş, Orman Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinin 22 Aralık 1999 tarihli inceleme raporunda da taşınmaz üzerinde eylemli olarak orman ağaçlarının bulunduğu ifade edilmiştir. Orman Yüksek Mühendisi Necdet Taşçeviren ve Harita Mühendisi … tarafından ortak düzenlenen 08.05.2002 havale tarihli raporda davalı taşınmaz üzerinde 10-15 yaşlarında karaçam ağaçlarının bulunduğu açıklanmıştır. Çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti 1998 yılında vergi kaydı uygulanarak zilyetliğe dayalı olarak yapılmıştır. Orman Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinin raporu ise 1999, taşınmazın eylemli durumunu belirleyen bilirkişi raporu 2002 tarihlidir. Bu durumlar karşısında taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı sırada dahi eylemli orman olduğu ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı anlaşılmaktadır. Hükmüne uyulan Daire bozma kararında “yöntemince orman tahdit hattının uygulaması ve yapılan uygulama sonucu çekişmeli taşınmazın orman tahdidi dışında kaldığının saptanması halinde dahi taşınmazın niteliği eylemli orman olması ve bu haliyle devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi”ne işaret edilmiş ve mahkemece de bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olduğuna göre, Hazine yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (9.5.1960 Gün.21/9 sayılı YİBK).
Hal böyle olunca, orman kadastro harita ve tutanaklarının yöntemine göre uygulanmamış olması sonuca etkili olmayacağı, dava konusu taşınmaz kesinleşen orman sınırları içinde ya da dışında kalsa dahi eylemli orman olup zilyetlikle kazanılmayacak yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılan davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA 16/01/2008 günü oybirliği ile karar verildi.