Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/9032 E. 2023/16246 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9032
KARAR NO : 2023/16246
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit

Sanık hakkında tehdit suçundan neticeten hükmolunan 3.000,00 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanık hakkında;
A. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

B. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi; kararın ceza hukukuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesine ve masumiyet karinesine uygun olmadığından bozulması gerektiğine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, olay tarihinde … Hipodromu içerisinde bulunan komiserler kurulunda ifade verdiği esnada olay yerine çağrılan özel güvenlik görevlisi olan şikâyetçilere hitaben “Hepsini sinkaf edeyim, devletide, valisini de, komiserlerini de, sizi de, şerefsizler, sizlerle daha sonra görüşeceğiz.” şeklinde hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediği iddiasıyla açılan davada, Yerel Mahkemece tüm dosya kapsamı dikkate alınarak sanığın atılı hakaret ve tehdit suçlarını işlediği kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A.Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Şikâyetçilerin birbirleriyle uyumlu ve istikrarlı beyanları, tanıklar … ve …’nin anlatımlarından olayın başlangıcına ilişkin görgülerinin bulunmadığının anlaşılması, olay tarihli tutanaklar, olay yeri kamera görüntüleri, olayın meydana geliş şekli ile tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın atılı suçu işlediğine ve mahkumiyetine dair Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Sair Yönlerden
Başkaca sebepler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a. Özel güvenlik görevlisi olarak çalışabilmek için 5188 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlamış olmak ve 11 inci maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni almak zorunlu olup, aynı Kanun’un 23 üncü maddesine göre özel güvenlik görevlisi olan müştekilerin kendilerine karşı işlenen suçlar nedeniyle kamu görevlisi sayılabilmesi için yukarıda açıklanan koşulları taşıması gerektiği anlaşıldığından, müştekilerin bu koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının(a) bendinde düzenlenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

b. Kabule göre; sanığa yüklenen hakaret suçu, 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi haliyle de anılan Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince uzlaştırmaya tâbi olduğu halde taraflara soruşturma aşamasında usulünce uzlaşma teklifinde bulunulmadığı anlaşılmakla; uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c. 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “Basit Yargılama Usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) numaralı bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken aleyhe temyiz olmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.