YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2203
KARAR NO : 2006/9092
KARAR TARİHİ : 02.10.2006
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, bankadan alınan kredinin teminatı olarak konulan ipoteğin, ipotek borcu ödendiği iddiasıyla fekki istemine ilişkindir.
Davalı vekili, husumetin sözleşme imzalanan … Şubesine yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca … Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu belirtmiş, esas savunmasında davalıya … Ltd.Şti’nin afet fonundan kredi olarak 8 milyar kullandığını, buna karşılık davacıdan 12.075.000.000.TL’lık ipotek alındığını, davacının ipoteğinin, daval dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının güvencesi yanında kefil olarak sorumlu olduğu kredileri de kapsadığını ve bu krediden davacının imzasının alındığını belirterek, dava dışı şirketin kefaleti nedeniyle ipoteğin fekkedilemeyeceğini bildirmiştir.
Mahkemece, sadece şirketin aldığı kredi nedeniyle miktarı belli ipoteğin olduğunu ve ipotek limiti kadar borç ödendiği gerekçesiyle … Mah. … Sahife …Kat … nolu … … adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerinde 18.1.2001 tarihinde … Bankası yararına oluşturulan ipoteğin fekkine , istirdat isteminin reddine, davalı … Şubesi ile ilgili istemin husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı …, dava dışı … Sağlık Şirketinin kullandığı veya kullanacağı, doğmuş veya doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 18.1.2001 tarihinde ipotek tesis etmiş olup, tesis olunan ipoteğin akit tablosunun incelenmesinde “Şartlar ” başlıklı bölümünün 1.maddesi, “Bankaya karşı imzaladığı veya imzalayacağı adi ve müteselsil kefaletlerden” hükmünü içermekte olup, ipoteğin dava dışı kredi borçlusu … Limited Şirketinin 3.kişiler yönünden bankaya taahhüt ettiği kefalet borcunu da kapsadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, kredi borclusunun davalı bankaya asaleten veya kefaleten borçlarının mevcut olup olmadığı araştırılarak bir hüküm kurulmak gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 2.10..2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.