Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10708 E. 2009/13219 K. 14.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10708
KARAR NO : 2009/13219
KARAR TARİHİ : 14.09.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve katılan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 10.02.2000 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 2134 sayılı parselin, genel kadastroda ilkin kendi adına tesbit edildiğini, Hazinenin açtığı tapu iptal tescil davasının, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığının belirlendiği gerekçesiyle kabulüne ilişkin 08.12.1995 gün ve 1995/681-906 sayılı kararının kesinleşmesiyle Hazine adına tescil edildiğini, oysa bu taşınmazın kök murisleri … Hocaoğlu … adına kayıtlı 1306 tarih ve 340 numaralı tapu kadı kapsamında kaldığını, taksim ile taşınmazın kendisine kaldığını, taşınmazın Hazine adına tapu kaydının iptalini ve adına tescilini istemiş, daha sonra davasını ıslah ederek tutundukları tapu kyadının Zilkade 1278 tarih ve 103 sıra numaralı kayıt olduğunu bildirmiş, Katılan … 21.11.2001 tarihinde taşınmazı davacı …’dan satın aldığını tapu kaydının iptali ve adına tescili iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … ve Katılan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, eski tarihli tapuya dayalı olarak kadastro yoluyla oluşan tapu kaydının iptaline ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp 07.08.1942 tarihinde köyde ilan edilerek 07.11.1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastrosu, makiye ayırma, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman bilirkişi ve … elemanı bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda tamamının orman sınırları içinde bırakıldığı, 1942 yılı orman tahditini yok sayarak 1976 yılında yapılan işlemde orman sınırları dışında bırakıldığı, 1952 yılında Akdeniz makisi olarak ayrıldığı belirlenip,
Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının yöntemince uygulanmadığı, yerel bilirkişi taşınmaza uyduğunu bildirmişse de, yerel bilirkişi sözlerinin komşu parsel kayıtları ile
denetlenmemişse de, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kayıtları hukuki değerlerini kayıp edeceği, davacı tarafın 1942 yılı orman tahditinden sonra bu taşınmazın orman sınırlrı içinde bırakılmasının iptaline ilişkin her hangi bir dava açmadığı gibi çekişmeli parselin Hazine adına tesciline ilişkin … Asliye 5. Hukuk Mahkemesinin 08.12.1995 gün ve 1995/681-906 sayılı kararıyla, bu kararın Yargılamanın Yenilenmesi yoluyla kaldırılması istemiyle açılan davanın reddine ilişkin 07.10.1999 gün ve 1998/597-985 sayılı kararlarının davacı ve Hazine arasında H.Y.U.Y nın 237. maddesi anlamında taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve iadeye tabi olmadığı yönünde kesin hüküm oluşturduğu,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 5653 sayılı yasa ile değişik 3116 sayılı yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonunun, 6831 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı, yörede 1952 yılında yörede makiye ayırma çalışması yapan komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştıkları, bu nedenle yaptıkları makiye ayırma işlemlerine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu … arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği,
1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, şu hale çekişmeli parselin halen 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde devlet ormanı olduğu,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar
yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının yasaya uygun olduğu,
Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü sürelerin çoktan geçtiği ve orman kadastrosu kesinleştiği, çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmazın hukuken orman olduğu, hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmadığı, her ne kadar taşımaz orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanıysa da, Hazine tarafından parsel orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilebileceği gibi, Orman Yönetimi tarafından bu yerin tapularının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açılabileceği hususları gözetilerek, gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davacı ve katılan gerçek kişilerin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının temyiz eden gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine 14/09/2009 günü oybirliği ile karar verildi.