YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/38928
KARAR NO : 2023/1166
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/185 E., 2021/349 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Midyat Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2013 tarihli ve 2012/202 Esas, 2013/405 Karar sayılı kararı ile;
a.) Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine ve cezanın denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
b.) Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. Midyat Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.10.2013 tarihli ve 2012/202 Esas, 2013/405 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 06.02.2020 tarihli ve 2017/31099 Esas, 2020/1685 Karar sayılı kararı ile sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümlerden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini zorunluluğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Midyat Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2021 tarihli ve 2020/185 Esas, 2021/349 Karar sayılı kararı ile;
a.) Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine ve cezanın denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
b.) Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’ın temyiz isteği; herhangi bir neden belirtilmeden karar temyiz edilmiş.
2. Sanık …’nun temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, olağan zamanaşımı süresinin dolmuş olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların, olay tarihinde işbirliği içinde birlikte hareket ederek, kuyumculuk yapan katılanın işyerine gidip, sattıkları sahte altınlar karşılığında 2.896,00 TL haksız menfaat elde ettikleri anlaşılmaktadır.
2. Sanık … aşamalarda alınan savunmasında özetle, suçlamaları inkar ederek, birlikte yargılandığı …’ı Hadi Alğan olarak bildiğini, suç tarihinde telefonculuk yaptığını, sanık …’in yanına gelerek araba lazım olduğunu söylediğini, yanında çalışan …’ın arabası ile Midyat’a gittiklerini, orada kendisine altın zincir verdiğini, bozdurmasını istediğini, katılana altınları satıp parasını sanık …’e verdiğini, altınların sahte olduğunu bilmediği şeklinde savunmada bulunduğu anlaşılmıştır.
3. Sanık … aşamalarda alınan savunmasında özetle, suçlamaları inkar ederek, sanık …’ten sahte altın bozdurmasını istemediğini, Şırnak’ta sahte altınla birlikte yakalandığını, araması olması nedeniyle kardeşi Hadi’nin kimlik bilgilerini vererek beyanda bulunduğunu, suça konu altınları katılana satmak istemediği şeklinde savunmada bulunduğu anlaşılmıştır.
4. Katılan …’ın aşamalarda alınan beyanlarında, olay tarihinde kuyumculuk yaptığını, hiç tanımadığım 25 yaşlarında bir erkek şahsın tek başına dükkana gelerek bir adet bilezik ve bir adet zinciri bozdurmak istediğini söylediğini, altınların sahte olduğunu anlamadığını, yanında para olmadığı için bilezik ve zinciri yanında çalışan … ile GAP kuyumculuğun sahibi …’a gönderdiğini, onun verdiği parayı sanığa verdiğini, sonrasında altınların sahte olduğunu öğrendiği ve sanıklardan şikayetçi olduğu şeklinde beyanda bulunduğu; Mahkemenin 25.09.2012 ve 19.04.2013 tarihli duruşmada verilen ara karar ile katılmasına karar verildiği tespit edilmiştir.
5. Başbakanlık Hazine Müşteşarlığı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden alınan 19.06.2012 tarihli rapora göre; suça konu 1 adet bilezik ile 1 adet zincirin, kıymetsiz metal üzerine altın kaplama yapıldığı, sahte olduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğu bildirilmiş.
6. Sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, katılanın uzlaşmayı kabul etmemesi, sanık …’in uzlaşmayı kabul etmesi, diğer sanık …’in ise uzlaşma teklif formu tebliğ edilmesine rağmen 3 günlük yasal sürede dönüş yapmaması nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.
7. Mahkemece, katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları, sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik soyut savunmaları, tanık anlatımları, uzlaşmanın sağlanamadığına dair uzlaştırma raporu ve tüm dosya kapsamı ile sabit görülen dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1.Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin suçun yasal unsurlarının oluştuğuna yönelik kabulü ile anılan suçun, 5237 sayılı Türk ceza Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, inceleme tarihi itibariyle zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşılmakla, sanık …’nun suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve olağan zamanaşımı süresinin dolmuş olduğuna yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/153 Esas ve 2008/257 Karar sayılı ilamındaki mahkûmiyetine konu olan TCK’nin 141/1 maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun, hükümden önce 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nin 253/1. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alınması karşısında; 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işleminin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılıp sonucuna göre bu ilam ya da sanığın adli sicil kaydında yer alan diğer hükümlülükleri nedeniyle TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. Ancak; sanıklar hakkında bozma öncesi verilen 01.10.2013 tarihli hükümde adli qara cezasının 10 eşit taksitte ödenmesine karar verildiği, ancak bozma sonrası verilen hükümde 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca bozmadan önce verilen hükmün yalnızca sanıklar tarafından temyiz edilmiş olması nedeni ile kazanılmış hak teşkil ettiğinin gözetilmeyip, adli para cezasının sanık … yönünden sekiz sanık … yönünden beş eşit taksitte ödenmesine karar verilmiş olması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Midyat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2021 tarihli ve 2020/185 Esas, 2021/349 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, hüküm fıkralarında adli para cezalarının taksitlendirilmesine ilişkin kısımdaki sırasıyla “8 eşit taksitte” ve “5 eşit taksitte” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine “10 eşit taksitte” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.